<?xml version="1.0" encoding="windows-1254" ?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>A Yorum</title>
<link>http://www.ayorum.com/</link>
<description>Son Eklenen Haberler</description>
<language>tr</language>
<item><title>İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6938</link><description>İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel ticaret ve tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzmanlar pandemi dönemindeki kırılmaların savaş nedeniyle derinleşebileceğine dikkat çekiyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor. Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın Çin'e olan bağımlılığını ortaya çıkardı. Geçen yıl uygulamaya konulan Trump'ın gümrük vergileri ise bu bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdı.</description></item><item><title>ÜST GEÇİŞ</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6937</link><description>Bu hafta sonu Karadeniz sahil yolunun tamamı olmasa da büyük bir bölümünü araçla geçtik. Yeşilin bitip mavinin başladığı, seyredilmeye doyulmayan bir güzellikti. Yaşadığımız dünyada birçok sahil yöresi var, ama ille de yeşil bitip mavi başlamaz. Mutlaka bir kumsal uzantısını görürsünüz ve daha sonrasında gelir mavi güzellik. Kimi sahillerde kayalıklar doludur, yeşil bile kimi yerde yoktur, ancak denizin mavisi insana huzur verir. Denizin sakin olması veya delice dalgalı olması insanı pek etkilemez. Yeter ki  iyot kokusunu duyabilsin.</description></item><item><title>40 HARAMİLER</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6936</link><description>Bilmem hatırlar mısınız, Binbir Gece Masalları adında, Antoine Galland'ın kaleme aldığı &quot;Les Mille et Une Nuits&quot; adlı bir kitapta anlatılırdı bu hikayeler. Esası, Recep Baba ve 40 Haramiler miydi, yoksa Ali Baba ve 40 Haramiler mi? Tam olarak çıkaramadım. Hikaye bu ya, Ali ile Kasım tüccar bir babanın çocuklarıdır. Baba ölünce ağabey Kasım zengin bir kadınla evlenir. Babasının işini devam ettirmeye çalışırken kardeşi Ali fakir bir kadınla evlenir ve odunculuk yapmaya başlar. Ali ormanda odun kesmek için ağaç ararken 40 Haramiler'in hazine ambarı olan mağaranın yanına gelir. Bu arada 40 Haramiler de ganimetleri mağaraya koymak için mağaranın girişine gelirler.</description></item><item><title>Çin, tek bir kurşun bile atmadan Amerika'yı yeniyor.</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6935</link><description>Dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve giderek daha güçlü bir teknolojik güç olan Çin, Cumhurbaşkanı Xi Jinping yönetiminde hem iddialı hem de dikkatlice planlanmış büyük bir strateji izliyor. Amaçları açık: 2049 yılına kadar &quot;ulusal yeniden dirilişi&quot; gerçekleştirmek, Asya genelinde tartışmasız üstünlüğü sağlamak ve ABD liderliğindeki küresel düzeni kademeli olarak aşındırarak Pekin'in ekonomik ve teknolojik etkisine dayalı çok kutuplu bir sisteme geçmek.</description></item><item><title>Türkiye 2025'te kira artışlarında AB ülkelerini geride bıraktı.</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6934</link><description>2025'te kira artışları birçok Avrupa ülkesinde çift haneye çıktı. Türkiye ise yüzde 78 ile açık ara ayrıştı. Uzmanlar, kıtada talebin arzı geride bırakmasına dikkat çekiyor. Avrupa genelinde uygun fiyatlı ve düzgün bir konut bulmak giderek zorlaşıyor. Konut harcamaları, AB'de ortalama bir hanenin gelirinin beşte birini oluşturuyor. AB adayları ve EFTA ülkeleri de hesaba katıldığında, 36 ülke arasında yüzde 77,6'lık yıllık kira enflasyonuyla Türkiye açık ara ayrışıyor. İkinci en yüksek artışın yüzde 18,5 ile Karadağ'da görülmesi, Türkiye'nin diğerlerinin ne kadar önünde olduğunu gösteriyor.</description></item><item><title>Küresel Ticaretin Görünmez Altyapısı</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6933</link><description>Uluslararası ticaret teorisi, on yıllar boyunca, malların neden sınırlar ötesine geçtiğine dair gelişmiş bir anlayış geliştirmiştir. Karşılaştırmalı avantaj, çekim modelleri, tarife rejimleri ve tedarik zinciri ekonomisi gibi kavramlar, ikili ticareti mümkün kılan koşulları açıklamak için zengin bir analitik çerçeve oluşturmuştur. Ancak, aynı derecede önemli ve genellikle yeterince incelenmemiş bir soru, onu engelleyen koşullarla ilgilidir. Gerçekleşmeyen her ticaret ilişkisinin, kaçırılan her ihracat fırsatının ve açılmayan her ithalat kanalının ardında, daha sessiz ama belirleyici bir tereddüt anı yatmaktadır. Bu tereddüt nadiren fiyat veya lojistikle ilgilidir. Daha sıklıkla, henüz birbirlerini yeterince tanımayan iki taraf arasındaki güven eksikliğinden kaynaklanır.</description></item><item><title>Trump, Amerikan gücünü içini boşalttı.</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6932</link><description>Şubat 1941'de, Life dergisinin editörü ve yayıncısı Henry Luce, yirminci yüzyılın Amerika'ya ait olduğunu ilan etti; bu vizyon yalnızca askeri üstünlüğe değil, ekonomik dinamizm, diplomatik yaratıcılık, kültürel çekicilik ve entelektüel liderliğin birleşmesine dayanıyordu. Luce, Amerika Birleşik Devletleri'ni izolasyonculuğu bırakıp misyoner rolü üstlenmeye, demokrasiyi yaymaya ve dünyanın İyi Samiriyelisi olmaya çağırdı. Bunu izleyen Amerikan Yüzyılı tesadüf değildi. Mimarlarının sezgisel olarak anladığı, ancak nadiren açıkça teorize ettikleri şekillerde birbirini güçlendiren iç içe geçmiş güç sütunlarının ürünüydü.</description></item><item><title>Amerikan egemenliğinin ahlakı çöküşü: Yeni Bir Barbarlık Çağı</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6931</link><description>Amerika Birleşik Devletleri’nin güncel siyasal yönelimi, artık kendine özgü liderlerin kişisel hırslarıyla açıklanamayacak kadar derin bir dönüşümün ürünüdür. Trump ve çevresindeki siyasetçiler yalnızca bireysel figürler değildir; onlar, uzun süredir mayalanan bir toplumsal çürümenin dışavurumudur. Bugün ABD’nin en tepesinde görülen saldırganlık, pervasızlık ve hukuksuzluk, bir kişinin karakterinden çok, onu iktidara taşıyan sınıfın tarihsel çıkarlarını yansıtmaktadır.</description></item><item><title>Korkunun Muhalefeti Halkın Öfkesini Bastıranlar, İktidarın Gölgesinde Yaşayanlar</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6930</link><description>Bir ülkede iktidarın gücü yalnızca kendi sertliğinden, örgütlülüğünden ya da ideolojik tutarlılığından gelmez; çoğu zaman karşısındaki muhalefetin zayıflığından, korkularından ve içsel çelişkilerinden beslenir. Yıllardır aynı sahneyi izliyoruz: Kürsülerde yüksek sesle konuşan ama sokakta yankı bulmayan sözler, seçim dönemlerinde aniden hatırlanan halk, seçimden sonra hızla unutulan vaatler… Bu tabloyu anlamak için sadece “başarısızlık” demek yetmez; bu, çok katmanlı bir psikolojik, ideolojik, politik ve hatta antropolojik meseledir.</description></item><item><title>İnkârın Duvarı Devlet Susuyor, Çerkeslerin Tarihi Haykırıyor</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6929</link><description>Tarih bazen sadece geçmişte yaşanmış bir felaket değil, bugünün siyasal tercihlerini belirleyen ağır bir yüktür. Çerkes halkının 19. yüzyılda maruz kaldığı sürgün ve kitlesel yok oluş, yani Çerkes Soykırımı, dünyanın birçok yerinde artık adı konulmuş bir insanlık suçu olarak kabul edilirken, Türkiye’de bu meselenin resmî düzeyde tanınmaması tesadüf değil; bilinçli bir politik tercihtir. Bu tercih, yalnızca geçmişle yüzleşmekten kaçınmak değil, aynı zamanda bugünün iktidar aklının nasıl işlediğini de açıkça ortaya koyar.</description></item><item><title>YURDUM İNSANI</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6928</link><description>Uzun zamandır Londra'ya gitmiyordum. Geçtiğimiz hafta bir fuar ziyareti vesilesiyle Londra'ya gittim. Ne kadar zamandır gitmediğimi düşündüm. En azından 10 sene olmuş. Genelde her yurt dışı seyahatim dönüşünde, cebimde kalan ülke paralarını bir özel kutuya koyarım. Öyle metal paralar var ki elimde, değil tedavülden kalkması, ülke bile ortadan kalkmış. Yugoslavya'ya ait paralar bile var benim koleksiyonumda. Avusturya Şilini, İtalyan Lireti, Fransız Frangı, Alman Markı avuç dolusu metal paralar. Aralarında kâğıt paralar da var bu koleksiyonda.</description></item><item><title>ÖZGÜRLÜK</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6927</link><description>Bu kelimeyi bugüne kadar böyle özlememiştim. Özgürlük. “Bu kelimenin anlamını bilmeyen var mı?” diye haykırsam ortaya, “Ben biliyorum ama son 25 senedir anlamını yitirdi bu kelime”  diyen yurdum insanu çıkabilir. Hani bu kelimenin anlamını Beştepeye sorsam, dağlar boyunca ağaçlar haykırır, kuşlar, hayvanlar, velhasıl bütün yaşayan canlılar feryat ederler amma, anlamını izah edebilecek insanların ağzını bıçak bile açmayabilir. Ne söylemelerini bekliyorsunuz, bu insanlardan özgürlük anlamında? Özgür olmak sadece nefes almak değil, her konuda kendi görüş açını kimseden çekinmeden söylemektir   özgürlük.</description></item><item><title>SOFRAYA KONAN HER LOKMA, BU DÜZENDE BİR SINAVDIR!</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6926</link><description>12 Mart’ta 149 liraya satılan çarliston biberin 24 Mart’ta 189 liraya fırlaması, masum bir “fiyat güncellemesi” veya mecburi ekonomik değişiklik değildir; bu, aleni, utanmaz ve sistematik bir talandır. Bu artış, doğanın döngülerinden veya beklenmedik arz-talep dengesizliklerinden kaynaklanmaz; bunun kaynağı, piyasayı kutsayan, insanı merkeze almayan, sadece kârı yücelten aktörlerdir. Artık mesele sadece bir sebzenin fiyatı değildir. Mesele, bu ülkenin halkının gözünün içine baka baka soyulmasıdır, yoksulluğunun ve temel ihtiyaçlar karşısındaki çaresizliğinin sistematik olarak istismar edilmesidir.</description></item><item><title>Büyük güçlerin açtığı savaşların etkileri en çok yoksul ülkeleri etkiler.</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6925</link><description>Dolayısıyla savaşların artması, sistemdeki herkes için ciddi sonuçlar doğuracaktır, ancak muhtemelen en çok savunmasız ülkeleri etkileyecektir. Dünya siyasetindeki en rahatsız edici gelişmelerden biri, devletlerarası savaşların sayısının artması ve bunun da seksen yıllık ters yöndeki bir eğilimin sonunu işaret etmesidir. Tarihçiler bu seksen yıllık dönemi, II. Dünya Savaşı'ndan sonraki on yıllarca süren göreceli sakinliği tanımlamak için kullanılan &quot;uzun barış&quot; olarak adlandırırlar. Amerika'nın Vietnam'daki uzun süren savaşı ve Sovyetlerin Afganistan'ı işgali gibi çatışmalar, şiddet dolu bir geçmişin hatırlatıcıları olarak kolektif hafızamıza kazınmıştır, ancak gerçek şu ki, son birkaç on yılda savaş daha az yaygın hale gelmiştir.</description></item><item><title>Barış İddiası, Savaş Açmak: Yeni Küresel Çatışma Çağında ABD Politikası</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6924</link><description>Başkan Trump, ikinci dönem başkanlık seçimleri için yürüttüğü kampanyada, yeni savaşlar başlatmak yerine barış elçisi olacağına söz vermişti. 2025 yılında dünya büyük çatışmalara tanık oldu; bunlardan en endişe verici olanı, nükleer silahlara sahip iki komşu ülke olan Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim artışıydı. Zamanında durdurulmasaydı, nükleer savaş tehdidi söz konusu olabilirdi. Donald Trump, özellikle Hindistan ve Pakistan arasındaki milyonlarca insanın etkilenebileceği sekiz büyük savaşı durdurduğu için övgü topluyor. Birçok ülke Başkan Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi ve destekledi, ancak ödüle layık görülmedi.</description></item><item><title>İran savaşı, küresel tahvillerde 2,5 trilyon dolarlık bir kayba yol açtı</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6923</link><description>Ortadoğu’daki savaşın etkileriyle ortaya çıkan stagflasyon korkusu, mart ayında küresel tahvillerin değerinde 2,5 trilyon dolardan fazla kayba yol açtı. Bu durum, piyasaların son üç yılın en büyük aylık kaybını yaşamasına neden oldu. Tahvil piyasasındaki bu çöküş, petrol fiyatlarındaki keskin artıştan kaynaklandı. Artan enerji maliyetleri enflasyonu hızlandırırken, sabit getirili borç araçlarının değerini eritti. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığına göre tahvillerdeki kayıplar, küresel hisse senetlerinde yaşanan yaklaşık 11,5 trilyon dolarlık değer kaybına kıyasla daha sınırlı görünse de beklenmedikti. Çünkü genellikle jeopolitik kriz dönemlerinde tahviller güvenli liman olarak değer kazanır, fakat mevcut kriz bunu sağlamadı.</description></item><item><title>Türkiye otokratik rejimler arasında</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6922</link><description>Alman Bertelsmann Vakfı'nın 2026 Dönüşüm Endeksinde Türkiye yine otokratik yönetilen ülkeler arasında yer aldı. Raporda demokratik ülkelerde de otokratikleşme eğilimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Alman Bertelsmann Vakfı'nın &quot;2026 Dönüşüm Endeksi&quot;, dünya genelinde, incelemeye tabi tutulan 137 ülkeden 77'sinde otokratik rejimlerin egemen olduğu sonucuna vardı. Bunun 2006'da başlatılan araştırmanın tarihindeki en yüksek sayı olduğu belirtilirken, henüz 20 yıl önce dünya genelinde demokrasilerin çoğunlukta olduğuna dikkat çekildi.</description></item><item><title>Saraçhane’de Halk Var, Liderler Nerede Cesaretin Yerine Sessizliği Seçenlere Açık İsyan!</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6921</link><description>Bu ülkenin meydanları suskun değil; suskun olan, o meydanların sesini omuzlayıp büyütmesi gerekenlerdir. Saraçhane’de toplanan kalabalık, yalnızca bir anlık öfkenin değil, yılların biriktirdiği adaletsizlik hissinin, görmezden gelinmiş taleplerin, bastırılmış umutların dışavurumudur. Bu insanlar bir “organizasyonun parçası” oldukları için değil, kendi hayatlarının daraldığını, nefeslerinin kesildiğini hissettikleri için oradadır. Ve tam da bu yüzden, böylesi anlarda siyaset kurumu ya tarihin önüne geçer ya da tarihin gerisinde kalır.</description></item><item><title>Borsa Değil Soygun Sahası Bu Vurgunun Asıl Ortağı Kim</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6920</link><description>Bir ülkede dolandırıcılık bu kadar büyüyorsa, mesele artık üç beş sahtekârın açgözlülüğü değildir; mesele sistemin kendisidir. Bugün “büyük operasyon” diye sunulan, 65 kişinin gözaltına alındığı bu borsa vurgunu dosyası, aslında bir çöküşün geç kalmış ilanıdır. Çünkü bu yapı bir gecede kurulmadı. Aylarca, belki yıllarca insanları aradılar, ikna ettiler, küçük kazançlar göstererek güven topladılar, sonra o güveni paraya çevirdiler. Bu kadar büyük bir organizasyonun sessizce büyümesi, yalnızca suçluların maharetiyle açıklanamaz; bu, denetim mekanizmalarının çürümesi, görmezden gelinmesi ya da bilinçli olarak geciktirilmesidir.</description></item><item><title>Baltık Hava Sahasında Alarm Rusya’dan Gelen Dronlar NATO Sınırlarını Test Ediyor</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6919</link><description>Baltık Denizi çevresindeki son olaylar, Rusya’nın Ukrayna savaşı bağlamında yürüttüğü askeri ve hibrit faaliyetlerin sadece savaş sahasında kalmayıp, NATO üyesi bölgelere doğru yayılma potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. 25 Mart 2026 sabahı, Rusya sınırından Baltık ülkelerine giriş yapan insansız hava araçları (İHA’lar), Estonya ve Letonya topraklarında iki ayrı güvenlik olayına neden oldu. Estonya’nın kuzeydoğusundaki Auvere enerji santraline ait bacaya çarpan bir İHA ve Letonya’nın Kraslava bölgesine düşen başka bir hava aracı, yetkililer tarafından rapor edildi. Her iki olayda da yaralanma yaşanmadı, ancak olaylar Baltık ülkelerinin sınır güvenliği ve hava savunma hazırlığı açısından alarm seviyesini yükseltti. Bu hareketliliğin doğrudan Rusya askerî faaliyetleri veya savaşın yayılmasının dolaylı bir sonucu olduğu konusunda resmi soruşturmalar sürüyor ve olayların uluslararası güvenlik çevrelerince ciddi bir mesele olarak değerlendirildiği bildiriliyor.</description></item><item><title>Ankara Bahçelievler Katliamı: Türkiye’yi Sarsan Siyasi Şiddetin Arkasındaki Gerçekler</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6918</link><description>1970’li yıllar Türkiye’si, ekonomik istikrarsızlığın, öğrenci hareketlerinin, işçi sendikalarının ve küresel Soğuk Savaş dinamiklerinin etkisiyle siyasal kutuplaşmanın en üst seviyeye çıktığı bir dönem olarak kayda geçmiştir. Bu dönemde sol eğilimli örgütler arasında işçi sınıfı odaklı Türkiye İşçi Partisi (TİP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) gibi farklı ideolojik arkaplanlara sahip gruplar yer alırken, bunların siyasi söylemleri genellikle anti-emperyalist, devlet karşıtı ve sınıf mücadelesine dayalı bir hukuk anlayışı etrafında şekillenmiştir. Buna karşılık sağ-milliyetçi çevreler, anti-komünist retorik, ulusal birlik vurgusu ve devletin güvenlik reflekslerini merkeze alan örgütlenme biçimleri geliştirmiştir.</description></item><item><title>En eski evcil köpekler Anadolu'dan çıktı: Tüm bitki ve hayvanlardan önce evcilleştiler</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6917</link><description>Bilim insanları, Anadolu ve Avrupa'daki arkeolojik alanlarda günümüzden 14 ila 16 bin yıl öncesine ait köpek kalıntıları tespit etti. Bu evcil köpeklere dair yeni bir genetik rekor. Oxford Üniversitesi araştırmacılarının da içinde bulunduğu uluslararası bir ekip, köpeklerin tarihine dair ezber bozan bir keşfe imza attı. Saygın bilimsel dergi Nature'da yayımlanan yeni bir çalışma, köpeklerin varlığına dair en eski genetik kanıtları ortaya koyarak, 'insanın en sadık dostu' unvanını binlerce yıl geriye taşıdı. Üstelik kanıtların önemli bir kısmı da Türkiye'den geldi.</description></item><item><title>Dünya ekonomisi, İran savaşının etkilerinin “ön faturasını” bekliyor.</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6916</link><description>PMI ve enflasyon verileri, şokun gerçek boyutunu ve enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini ortaya koydu. Önümüzdeki hafta, 2026 yılının küresel ekonomik gidişatını izlemek açısından önemli bir dönüm noktası olacak. Açıklanacak olan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) ve enflasyon verileriyle birlikte, Ortadoğu’daki savaşın küresel ekonomide bıraktığı izlerin ne kadar derin olduğu konusundaki tartışmalar, teorik tahminlerden somut rakamlara dönüşecek.</description></item><item><title>Teğmen Ebru Eroğlu’nun İadesi Reddedildi Hukuk, Vicdan ve Milletin Yitirdiği Adalet</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6915</link><description>23 Mart 2026 tarihinde Ankara 4. İdare Mahkemesi, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek milli değerlerini yüksek sesle dile getiren ve dönem birinciliği dahil üstün disiplin siciline sahip Teğmen Ebru Eroğlu’nun Türk Silahlı Kuvvetleri’ne iade talebini reddetti. Mahkemenin gerekçesinde, eylemin “TSK’nın itibarına zarar verdiği ve toplumda güveni sarsıcı etki yarattığı” yönündeki değerlendirme yer aldı. Bu karar, sadece hukuki bir dosyanın sonucu olmaktan öte, milletin vicdanında derin bir yara açan, milli değerlere ve bireysel emeğe karşı yapılan bir adaletsizlik olarak okunmalıdır.</description></item><item><title>Anarad Hiğutyun Okulu: Kadıköy’den Nazim Hikmet Kültür Merkezi’ne, Kapanan Bir Kökün Hikâyesi ve Bugüne Yansıması</title><link>http://www.ayorum.com//haber_oku.asp?haber=6914</link><description>Anarad Hığutyun Okulu sadece bir eğitim kurumu değildir; o, İstanbul’un Ermeni Katolik toplumunun bir zamanlar canlı, güçlü ve eğitimle yoğrulmuş varlığının sembolüdür. Okulun öyküsü, 19. yüzyıl İstanbul’unda toplumsal dayanışma, kültürel kimlik ve bir toplumun geleceğe dair umutlarıyla inşa edilmiş bir bina olarak doğar — ancak zamanla unutulmuş bir hafızaya dönüşür.</description></item>
</channel>
</rss>