![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Fransa'yı zorlu günler bekliyor.
Fransa Başbakanı Lecornu, hem daha iyi bir okul sistemi vadediyor hem de tasarruf etmesi gerektiğini söylüyor. Protestolarla karşı karşıya olan Paris'in hareket alanı pek geniş değil. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu'nun sakin bir hafta sonu geçirmiş olması pek olası değil. Fransa'da öğrenciler yaklaşık iki haftadır artan ders iptalleri, kalabalık sınıflar ve bakımsız okul binalarını protesto ediyor. Protestolara bir yandan da şiddet olayları karışıyor, Hükümet, sol parti Boyun Eğmeyen Fransa'yı (La France insoumise - LFI) protestoları siyasi amaçlarla kullanmak ve blokajları körüklemekle suçluyor.![]() Eğitim Bakanı Edouard Geffray, geçen Cuma günü öğrenci temsilcileriyle görüşerek ortamı sakinleştirmeye çalıştı. Ancak sonuç alamadı. Başbakan da birçok bakana gönderdiği mektupta somut öneriler istedi. Ders iptallerine daha hızlı çözüm bulunması, okul binalarının giderek daha sıcak geçen yazlara uygun hale getirilmesi ve tartışmalı üniversiteye giriş sistemi Parcoursup'un daha şeffaf olması talep edildi. Finansmanı ve uygulama takvimini de içeren ilk kararların Ekim ayında alınması öngörülüyor. Ancak bir sorun var: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yakınlığıyla bilinen Lecornu, gençlere daha fazla kamu hizmeti vadetmek zorunda. Ama aynı zamanda ülkeye tasarruf bütçesi uygulamaya hazırlanıyor. Piyasalara mesaj Hükümet, geçen Perşembe 2027 bütçe tasarısını parlamentoya sundu. Bu yıl ekonomik üretimin yüzde 5,4'üne ulaşması beklenen kamu açığının 2027'de yüzde 5'e düşürülmesi hedefleniyor. Bunun için milyarlarca euroluk tasarruf ve ek gelir öngörülüyor. Fransa, hâlihazırda Avrupa Birliği'nin aşırı bütçe açığı prosedürü kapsamında ve bütçe açığını yeniden Avrupa'daki yüzde 3 sınırına yaklaştırması gerekiyor. Almanya'nın Ludwigsburg kentinde bulunan ve Fransa-Almanya ilişkileri üzerine çalışan Alman-Fransız Enstitüsü'nden (dfi) Eileen Keller şu değerlendirmeyi yapıyor: "Bu bir tasarruf bütçesi. Tasarı aynı zamanda finans piyasalarına verilmiş bir mesaj niteliğinde. Hükümet, 'sorumluluğunu yerine getirdiğini' göstermek ve bütçe açığını azaltmaya yönelik bir yol haritası sunmak istiyor." Bütçe için çoğunluk görünmüyor Hükümet devletin kendi harcamalarında, yerel yönetimlerde ve sosyal harcamalarda tasarrufa gitmek istiyor. Paris yönetimi, mevcut harcama eğilimine kıyasla bütçeyi toplam yaklaşık 54 milyar euro rahatlatmayı hedefliyor. Yalnızca emeklilik alanında yaklaşık 5,5 milyar euroluk tasarruf öngörülüyor. Sağlık harcamalarında da kesintiye gidilecek. Fakat bütçenin bu haliyle kabul edilip edilmeyeceği tamamen belirsiz. Lecornu hükümetinin parlamentoda kendi çoğunluğu bulunmuyor ve muhalefetin oylarına ihtiyaç duyuyor. Ancak gelecek ilkbaharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir tasarruf bütçesine destek vermek muhalefet açısından normalden de daha az cazip. ![]() Eğitime ek bütçeye rağmen protestolar sürüyor Fransa'daki sorunun basitçe "devlet çok fazla tasarruf ediyor" şeklinde açıklanamayacağını eğitim alanı açık biçimde ortaya koyuyor. Eğitim bütçesinin 2027'de yaklaşık 1,2 milyar euro artırılması planlanıyor. Hükümet aynı zamanda 2035'e kadar öğrenci sayısının yaklaşık 1,7 milyon azalmasını bekliyor. Keller'e göre bu çelişki, paranın sorunun yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu gösteriyor: "Hoşnutsuzluk aynı zamanda önceliklerin belirlenmesi ve eğitim sisteminin genel yönelimiyle de ilgili. Bunların arasında öğrencilerin okuldan yükseköğretime geçiş sistemi de bulunuyor." Paris'te öğrenci protestoları sırasında bir polis memuru ön planda görülüyor. Arka planda göstericiler, devrilmiş bir çöp konteyneri ve sokaktaki müdahale izleri yer alıyor.Paris'te öğrenci protestoları sırasında bir polis memuru ön planda görülüyor. Arka planda göstericiler, devrilmiş bir çöp konteyneri ve sokaktaki müdahale izleri yer alıyor. ![]() Finansman giderek pahalılaşıyor Fransa açısından bir başka unsur daha önem taşıyor: Finans piyasaları. Ülke uzun yıllar boyunca yüksek borçlarını görece düşük faizlerle finanse etmeye alışmıştı. Ancak bu dönem sona erdi. Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvillerinin getirisi son dönemde ciddi biçimde yükseldi. Alman devlet tahvilleriyle arasındaki faiz farkı zaman zaman yaklaşık 1,5 puana çıktı. Bu, 2011'deki euro borç krizinden bu yana görülen en yüksek seviye. Ekonomi gazetesi "Les Échos" ülkenin "kasırganın gözünde" olduğunu yazdı. Piyasaların şüpheci yaklaşımı Fransa'yı son derece hassas bir dönemde yakalıyor. Fransa'nın kamu borcu ekonomik üretimin yaklaşık yüzde 119'una ulaşıyor. Bu oran, borç oranı yaklaşık yüzde 64 olan Almanya'nın neredeyse iki katı. Geçmişte çok düşük faizlerle çıkarılmış eski devlet tahvillerinin de adım adım daha pahalı yeni tahvillerle değiştirilmesi gerekiyor. Bunun sonuçları 2027 bütçesinde açık biçimde görülüyor. Devlet yaklaşık 74 milyar euro ile faiz ödemelerine, okul eğitimine ya da savunmaya ayırabileceğinden daha fazla kaynak ayırmak zorunda. Maliye Bakanı Roland Lescure'e göre faiz ödemeleri şimdiden toplam bütçe açığının yarısından fazlasını oluşturuyor. Keller'e göre bu nedenle Fransa'nın yatırımcılar tarafından "güvenilir bir borçlu" olarak görülmeye devam etmesi büyük önem taşıyor. Üstelik bu güven artık yalnızca ekonomik verilere bağlı değil. Seçim kampanyası piyasaların gözetiminde Fransızlar 2027 ilkbaharında yeni cumhurbaşkanını seçecek. Keller şu değerlendirmeyi yapıyor: "Yoğunluğu giderek artan seçim kampanyası finans piyasalarının gözetimi altında yürütülüyor." Keller, dfi için hazırladığı bir analizde, bütçenin dengelenmesi için gerekli düzeltmenin hesaplama yöntemine bağlı olarak 75 ila 160 milyar euro arasında olduğunu belirtiyor. Piyasalar açısından bakıldığında, bütçenin düzeltilmesi gerektiği konusunda siyasi uzlaşma sağlanması faydalı olabilir. Ancak şu anda bu konuda netlik bulunmuyor. Gelecekte mali yükün nasıl paylaşılacağı ise büyük olasılıkla seçim kampanyasının başlıca tartışma konularından biri olacak. Avrupa boyutu olan bir sorun Fransa, sorunun özellikle keskin biçimde yaşandığı bir örnek. Ancak bugün birçok başka Avrupa ülkesi de bütçelerini dengeleme ve devlet harcamalarını finanse etme konusunda benzer bir mücadele veriyor. Avrupa savunmaya daha fazla harcama yapmak, altyapısını modernize etmek ve enerji dönüşümüne yatırım yapmak istiyor. Aynı zamanda vatandaşların eğitim, emeklilik ya da sağlık hizmetlerine yönelik beklentileri de azalmıyor. Fransa'da bu çelişki şu anda neredeyse anbean izlenebiliyor. Mesele yalnızca hükûmetin gençlerin taleplerine yanıt bulup bulamayacağı değil, şiddetin daha fazla tırmanmasının önlenip önlenemeyeceği de. Sarı Yelekliler dönemindekine benzer yeni ve geniş çaplı bir toplumsal hareket, Paris'te en çok çekinilen senaryolardan biri. Başbakan Sebastien Lecornu açısından önümüzdeki günler büyük bir sınav olacak. Kaynak: DW
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |