![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
Bilgi edinilir bilinç oluşturulur. (II)
Felsefi literatürde “tanıtlama” ve “kanıtlama” sözcükleri kullanılır, ancak ikisi birbirini bütünler. Tanıtlama düşünsel süreçte varılan sonucun mantıksal tutarlılığını göstermek, kanıtlama ise bu tutarlılığın kendini pratikte, yaşamda haklı çıkarmasıdır. Dışsal zaman ve mekân bağlamında var olan nesneler sınırlı varlıklardır. Düşünce varlıkta nesnesinin sınırı ile sınırlıdır, gözlemleri ve soyutlamaları koşulludur. Anlama sürecinde özgür, ancak nesnesinden dolayı sınırlıdır. Öte yandan doğası gereği sonsuzdur, konusunu ve yöntemini kendisi belirler, kendini ve uyguladığı yöntemi de tekrar kendine konu edinebilir. Böylece her türlü dışsal sınırlamalardan ve koşullardan azade olarak mutlak anlamda özgürleşir.![]() Düşünme yetisi ile düşünme aynı değil ama ayrı da değil: Yeti bir kaynak, düşünce ise onun ürünleri. Aynı hakikatin varlığı ile ürün olarak yansımasının birliği. Düşünce; belirleyen, tanımlayan, öngörülerde bulunan, sorgulayan, araştıran tinsel bir eylemdir, ama bu etkinliği farklı formlarda ortaya çıkar: yorum, gözlem, yargı, önerme gibi. Formları kendi sınırları içinde hem bağımsız hem ilişkinlik içindedirler. Bağımsızlıkları içeriklerinin niteliksel farkından, yönelimlerinin ayrı olmalarından kaynaklanır; ilişkinlikleri ise özlerinin yani kaynaklarının düşünce yetisi olmasından, oradan pay almalarından dolayıdır, tıpkı bir canlının nefes almasıyla ses çıkarıyor olması gibi. Düşünme yetisi verilidir, emeğimizle edinmiş değiliz. Onun iradi işletimi, amaçlı emeğiyle ortaya çıkan ürünleri düşüncedir. Düşünce, sezgi, tasarım, kavram gibi tinsel gerçekliklerin tümünde Zekâ etkindir. Peki, zekâ derken neyi kas kastediyoruz? O elde hazır bir yöntem, bir program olmadan, geçmiş deneyim ve bellekteki bilgileri kullanmadan karşılaşılan sorunu çözebilmektir. Bu anlamda bitki ve hayvanda da zekânın varlığından söz edebiliriz. Bitkilerin fotosentez yapması, topraktan hangi minerali alacağını seçmesi, değişik koşullara kendilerini uyarlama yolunu bulmaları zekanın bu mertebede tecellisidir. Hayvanlar da aynı şekilde; beslenme, korunma, yuva yapma, avlanma, genel olarak içgüdüsel refleksler vermeleri zekânın içgüdüsel düzlemde tecellisidir. Akıl zekânın amaçlı, hesaplı, işlevli olarak kullanılması, zekânın soyutlama yapma işlevinde bulunma durumu. Aklın, anlama yetisinin faaliyetlerinin ürünü olarak düşünceler bütünsel bir kudretin bağıntılı ve silsileli tecellisidir ve evrenseldir; Aktiftir, enerjisi ile kendini formlar altında gerçekleştirmeye yönelimlidir. Yönelimlidir ama sadece burada kalmayan tinsel bir potansiyeldir. Kendiliğinden gerçeklik kazanmıyor, bir amacın, gereksinimin veya arzunun itkisiyle varoluşa geliyor. Bu bütünsellik bilinçtir. Kendini kendinden doğurarak verili durumundan bağlantılı ve aşamalı bir süreçle düşünceye ulaşarak, kendini kendine konu edinme mertebesine varmış olur. Kendini ve dışındaki her şeyi kendine konu edinen düşünce kendi üzerine dönebilen, kendisinin ve bildikleri karşısında sorumluluk üstlenebilen bir yetkinliğe sahiptir böylece. Düşünce sadece bilen ve anlayan değil bildikleri ile dönüştürücü eylemler yapan, sorumluluk üstlenerek özgür irade sahibi bir “öznede” yaşam bulur; bu BİLİNÇTİR. Bilinç, tekil ya da tekiller topluluğunun bilgisi değil, bunları ilişkilendirip bütünlük sağlamak değil, proje oluşturup gerçekleştirmek de değil, bunların hepsi ama daha ötesidir. Sorumluluk yükleniyor olması tüm bilgilerin, iradelerin amaçlı olarak işletilmesi değildir, bu ancak sorumluluk üstlenmiş özgür ve özgün bireyde ortaya çıkar. Sorumluluk, bireyin kendi eylemlerinin sonucunu üstlenmesidir; iradesini özgürce hakkaniyet ilkesi altında, farkındalıklı olarak bu düzlemde tutabilme kararlılığıdır. Sorumluluk üstlenmek ve hesap vermeye açık olmak; bireyin kendini bilme, gerçekliğini kanıtlama şansını yaratarak özbilincini oluşturmasıdır da. Sorumluluk insanı özgürleştirir, çünkü eylemlerinin sonucu onun kim ve ne olacağını belirler. Dışsal ve içsel dünyanın yönlendirmesi ile değil, bilerek ve isteyerek seçimli eylemlerinin sonucuna razı olup hesap verme cesareti göstererek özgürlük ve sorumluluğun birliği oluşur: bu birlik BİLİNÇTİR. Bireyin kendisinin hem Varlığın bir parçası hem de ona aşkın olduğunun farkındalığıdır. Onun için “Emaneti dağ taş değil, cahil ve zalim olan insan üstlenmiştir, bunun için “yeryüzüne halife kılınmıştır”. Bu durum herhangi bir bilgi değil; bilgi ve deneyimlerinin işletilmesiyle hayata katılmak, yaşamın akışına yön verme gayreti ve taleplerine yanıt verme özverisi taşımaktır. İnsan dışında hiçbir varlıkta özgürlük aramak ve sorumluluk kabul edip etmemek gibi bir kaygı görülmez. Keyfilik de yoktur. Keyfilik ve özgülük zorunluluk bağlamında anlamlıdır. Keyfilik bireyin içgüdüsel dürtüleri, doğal arzuları kişisel hırslarının yönlendirmesiyle yaşamasıdır. Özgürlük temel olarak dışardan belirlenmemek, dışsal uyarıların hükmüyle değil bilinçli seçimleriyle yaşamak ve kendine hesap vermektir. Onun için özgürlük zorunluluğun bilincidir denir. Keyfilikte zorunluluk olmadığı için hesap vermekte o bilinçte bulunmaz; ilkesiz, tutarsız, kendi içinde süreçsiz, geçici ve sınırlı dürtülere bağlıdır. Her insan özgür olmayı da keyfi hevesleri yaşama eğilimini de kendi içinde duyumsar. İnsan olma, bilinç oluşturma, kendi içinde kendiyle buluşma yolculuğu özgürlük-keyfiliğin kutupsal karşıtlığından doğar. Verili olan bu kutupsal-çatışkılı süreç bireyi aynı zamanda kendi kendisiyle yüzleşme yönünde bir baskı yaratır, kendini kendinde fark etmesine yol açar. Özgürlük ve sorumluluğun edimsel bütünlüğü bireyde başka bir bilinç mertebesini, bir duyarlılık halini uyandırır. Duyarlılık sadece kendi iç dünyasında kendini sorgulamadan ibaret değil; doğaya, canlılara, insanlara karşı bir sorumluluk taşıma bütünlüğünde varolmaktır; bu VİCDANDIR. Kendinde bütünleşen insanda yer eden duyarlılık yoğunlaştığı ölçüde vicdan uyanmış olur. Özgürlük, sorumluluk ve duyarlılık vicdanın sacayaklarını oluşturur: Yazının başı Bilgi edinilir bilinç oluşturulur. (I) Yazının devamı Bilgi edinilir bilinç oluşturulur. (III)
YorumlarHenüz Yorum Yazılmamış Yorum Yazın
|
| Tüm Yazarlar |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |
![]() |