A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Korkunun Muhalefeti Halkın Öfkesini Bastıranlar, İktidarın Gölgesinde Yaşayanlar

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 07 Nisan 2026 10:22:37

Bir ülkede iktidarın gücü yalnızca kendi sertliğinden, örgütlülüğünden ya da ideolojik tutarlılığından gelmez; çoğu zaman karşısındaki muhalefetin zayıflığından, korkularından ve içsel çelişkilerinden beslenir. Yıllardır aynı sahneyi izliyoruz: Kürsülerde yüksek sesle konuşan ama sokakta yankı bulmayan sözler, seçim dönemlerinde aniden hatırlanan halk, seçimden sonra hızla unutulan vaatler… Bu tabloyu anlamak için sadece “başarısızlık” demek yetmez; bu, çok katmanlı bir psikolojik, ideolojik, politik ve hatta antropolojik meseledir.



Psikolojik düzeyde bakarsak, sözde muhalefetin en belirgin hali öğrenilmiş çaresizliktir. Defalarca kaybetmiş, bastırılmış, sistemin sınırları içinde kalmaya alıştırılmış bir siyasal refleks… Bu yapı zamanla risk almaktan korkar hale gelir. Çünkü kaybetmeye alışan zihin, kazanmayı tahayyül edemez. Bu yüzden radikal bir söz kuramaz, kurduğu zaman da geri adım atar. Halkın öfkesini temsil etmek yerine onu yatıştırmaya çalışır. Oysa bastırılmış öfke, doğru bir politik hatta dönüşmediğinde ya apatiye ya da kontrolsüz patlamalara evrilir. Muhalefet ise bu enerjiyi örgütlemek yerine, onu yönetmekten korkar. Çünkü kontrol edemeyeceği bir halk hareketi, kendi konfor alanını da tehdit eder.

İdeolojik olarak sorun daha derindir. Çünkü ortada net bir dünya görüşü yoktur; daha doğrusu vardır ama halktan kopuktur. Kimi zaman Batı’dan ithal edilmiş, kimi zaman eski devlet aklının makyajlanmış versiyonu olan bu ideolojik çerçeve, halkın gerçek hayatıyla temas etmez. İşçiyle, esnafla, işsiz gençle, kira ödeyemeyen aileyle aynı dili konuşamaz. “Politika”yı bir yaşam mücadelesi değil, bir vitrin işi sanır. Bu yüzden söylem ile gerçeklik arasında uçurum oluşur. Halk somut çözüm isterken, muhalefet soyut kavramlarla konuşur. Halk adalet isterken, muhalefet prosedür anlatır. Halk ekmek derken, muhalefet strateji konuşur. Bu kopuş, zamanla güvensizliğe dönüşür.

Politik düzlemde ise daha sert bir gerçek var: Muhalefet, sistemin sınırlarını kabullenmiş durumda. O sınırların dışına çıkmayı “tehlikeli” buluyor. Oysa siyaset dediğimiz şey, tam da o sınırları zorlamakla anlam kazanır. Eğer bir muhalefet, iktidarın çizdiği çerçevenin dışına çıkamıyorsa, aslında iktidarın dolaylı bir uzantısı haline gelir. Seçim odaklı, günü kurtaran, anketlere göre pozisyon alan bu siyaset tarzı, uzun vadede toplumu dönüştüremez. Çünkü toplumsal değişim, cesaret ister; bedel ödemeyi göze almayı gerektirir. Bugünün muhalefeti ise bedel ödemekten kaçınan bir akıl tarafından yönetiliyor.

Antropolojik açıdan bakıldığında ise daha köklü bir meseleyle karşılaşıyoruz: Türkiye’de siyaset, uzun yıllar boyunca yukarıdan aşağıya kurulan bir ilişki biçimi üzerinden şekillendi. Halk, özne değil nesne olarak görüldü. Bu alışkanlık muhalefette de kırılmış değil. Hâlâ halkı dinlemek yerine ona ne yapması gerektiğini söyleyen bir dil hâkim. Bu yüzden insanlar kendilerini temsil edilmiş hissetmiyor. Çünkü temsil edilmek, sadece oy vermek değildir; anlaşılmak, görülmek ve sürecin parçası olmak demektir. Muhalefet ise halkı seçimden seçime hatırlayan bir refleksle hareket ediyor. Bu da bağ kurmayı imkânsız hale getiriyor.

Tüm bunların sonucunda ortaya çıkan tablo şudur: Korkan, kararsız, halktan kopuk ve sistemin sınırlarına hapsolmuş bir muhalefet. Bu yapı ne ilham verir ne umut yaratır. Oysa tarih bize şunu gösterir: Gerçek değişim, cesur olanların, risk alanların ve halkla gerçek bağ kuranların eseri olmuştur. Devrimci bir damar dediğimiz şey, sadece slogan atmak değil; halkın gerçek ihtiyaçlarını anlayıp, buna uygun radikal ama somut çözümler üretebilmektir.

Bugün ihtiyaç olan şey, makyajlanmış bir muhalefet değil; kendini yeniden kurabilen, korkularını aşabilen ve halkla gerçek bir bağ kurabilen bir siyasal akıldır. Çünkü halk sandığınız kadar edilgen değil; sadece kendisine güven verecek, arkasında durabileceği bir irade arıyor. Eğer o irade ortaya çıkmazsa, boşluk ya daha otoriter yapılarla ya da umutsuzlukla doldurulur.

Gerçek soru şudur: Muhalefet, halkın önünde yürümeye cesaret edebilecek mi, yoksa hep birkaç adım geriden gelmeye devam mı edecek? Çünkü tarih, bekleyenleri değil, harekete geçenleri yazar.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Borsa Değil Soygun Sahası Bu Vurgunun Asıl Ortağı Kim
Baltık Hava Sahasında Alarm Rusya’dan Gelen Dronlar NATO Sınırlarını Test Ediyor
Teğmen Ebru Eroğlu’nun İadesi Reddedildi Hukuk, Vicdan ve Milletin Yitirdiği Adalet
Anarad Hiğutyun Okulu: Kadıköy’den Nazim Hikmet Kültür Merkezi’ne, Kapanan Bir Kökün Hikâyesi ve Bugüne Yansıması
Rus Ordusunda Ölümün Sonrası Kafalar Kesiliyor, İnsanlık Tükendi

Amerikan egemenliğinin ahlakı çöküşü: Yeni Bir Barbarlık Çağı
Trump'ın İran kumarı, yıkmayı hedeflediği rejimi daha da güçlendirdi.
Ülkelerin birbirini 'eğlence olsun diye' vurabildiği yeni dünya düzeni
Hackerlar FBI'ın Epstein dosyalarına sızdı.
İran Savaşı Aslında Çin'le İlgili

SOFRAYA KONAN HER LOKMA, BU DÜZENDE BİR SINAVDIR!
İran savaşı, küresel tahvillerde 2,5 trilyon dolarlık bir kayba yol açtı
Dünya ekonomisi, İran savaşının etkilerinin “ön faturasını” bekliyor.
Von der Leyen, AB'nin ticaret anlaşmasında sona yaklaştığı Avustralya’yı ziyaret edecek.
Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

En eski evcil köpekler Anadolu'dan çıktı: Tüm bitki ve hayvanlardan önce evcilleştiler
Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.

Türkiye otokratik rejimler arasında
Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!

Korkunun Muhalefeti Halkın Öfkesini Bastıranlar, İktidarın Gölgesinde Yaşayanlar
İnkârın Duvarı Devlet Susuyor, Çerkeslerin Tarihi Haykırıyor
Büyük güçlerin açtığı savaşların etkileri en çok yoksul ülkeleri etkiler.
Barış İddiası, Savaş Açmak: Yeni Küresel Çatışma Çağında ABD Politikası
Saraçhane’de Halk Var, Liderler Nerede Cesaretin Yerine Sessizliği Seçenlere Açık İsyan!

YURDUM İNSANI
ÖZGÜRLÜK
OKKALI YALAN
Yağmur Yağar
TARİH

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git