A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Ülkelerin birbirini 'eğlence olsun diye' vurabildiği yeni dünya düzeni

Kategori Kategori: Dünya | Yorumlar 0 Yorum | 17 Mart 2026 05:17:29

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail'in İran'a başlattığı savaş, onlarca yıl uluslararası ilişkileri yöneten kuralların kısmen etkisini yitirmeye başladığı yeni dünya düzeni altında yaşanan ilk büyük çatışmalardan biri olarak görülebilir. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana; savaş ve diplomasi Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası sözleşmeler aracılığıyla uluslararası hukuk ve kurumlar çerçevesinde resmi olarak yürütüldü.



Bu kurallar esnetildiğinde veya seçici bir şekilde yorumlandığında bile, hükümetler genellikle eylemlerini bu sistem içinde haklı çıkarmaya çalıştılar. Askeri operasyonlara genellikle hukuki tartışmalar, diplomatik istişareler veya uluslararası koalisyonların kurulması eşlik ederdi. Mevcut savaşta, bu hususların daha sınırlı bir rol oynadığı görülüyor.

Trump'ın tehdidine Avrupa'dan ilk yanıt: 'Bu NATO'nun savaşı değil'

Stratejik kararlar giderek uluslararası yasal çerçevelere veya çok taraflı onaya uygunluk ihtiyacından ziyade, acil askeri, siyasi veya güvenlik hesaplamalarıyla yönlendiriliyor gibi görünüyor. İran için bu tür koşullar altında faaliyet göstermek tamamen yeni bir durum değil. Ülke, on yıllardır kapsamlı uluslararası yaptırımlar ve siyasi izolasyon altında.

Tahran zamanla, bu tür kararları (çok taraflı veya tek taraflı) atlatmak için tasarlanmış ağlar ve ekonomik mekanizmalar geliştirdi. Dünyanın en kapsamlı yaptırım rejimlerinden birine tabi olmasına rağmen, İran petrol ihracatına devam etti ve bölgesel etkisini korudu. Bu stratejik ortam içinde, gerilimin tırmanması genellikle ölçülü bir şekilde gerçekleşti.

İran'ın geçmiş krizlerde verdiği yanıtlar genellikle daha geniş bir bölgesel savaşa yol açmadan, rakipleri için çatışmanın maliyetini artırmayı hedeflemişti. Daha geniş kapsamlı amaç, genellikle dış aktörler gerilimi azaltmaya çalışana kadar rakipler üzerindeki ekonomik veya siyasi baskıyı artırmaktı.



ABD ve İsrail'in İran ile savaşı uluslararası hukuka uygun mu?

İsrail de uluslararası sözleşmelerin operasyonel sınırlamalara her zaman doğrudan yansımadığı bir ortamda faaliyet göstermeye alışkın.

İsrail askeri doktrini, liderlerin ciddi bir tehdidin ortaya çıktığına inandıkları durumlarda hızlı ve kararlı eyleme geçmesini uzun zamandır vurguluyor.

Önleyici saldırılar ve ezici güç kullanımı, bu yaklaşımın tekrar eden unsurları oldu.

Son yıllarda, İsrail'in Gazze savaşı gibi çatışmalardaki eylemleri, Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi de dahil olmak üzere uluslararası hukuk merkezlerinde giderek artan şekilde soruşturmalarla karşı karşıya kaldı. Aynı zamanda İsrail, özellikle de ABD'den güçlü stratejik destek aldığı sürece, güvenlik önceliklerinin kararlı askeri müdahaleyi haklı çıkardığı varsayımını sürdürüyor.

ABD bu sistem içinde farklı bir konumda bulunuyor.

Washington, 1945 sonrası uluslararası düzenin sadece bir katılımcısı değildi, bu düzenin tasarlanmasında ve sürdürülmesinde merkezi bir rol oynadı. Savaştan sonra ortaya çıkan ittifaklar, kurumlar ve yasal normlar ağı, çoğu zaman Amerikan etkisini küresel ölçekte artırmaya hizmet etti.

ABD'nin bu sistemi açıkça devre dışı bırakmaya en çok yaklaştığı an, 2003'teki Irak işgali sırasında yaşandı. O zaman bile Washington, müdahaleyi daha geniş bir koalisyon çabasının parçası olarak göstermeye çalıştı. "Gönüllüler koalisyonu" olarak adlandırılan oluşumda, İngiltere, Avustralya ve Polonya gibi müttefiklerin yanı sıra farklı derecelerde destek sunan onlarca başka hükümet de yer alıyordu. Savaşın hukuki gerekçesi büyük ölçüde tartışmalı olsa da, ABD operasyonu çok taraflı bir bağlam içine yerleştirmeye çalıştı.



ABD, İran'ın Hark Adasını niye hedef aldı? Adanın önemi ne?

Ancak mevcut çatışmada, uluslararası meşruiyete verilen önem, ilgili tüm taraflar açısından daha az merkezi bir öneme sahip gibi görünüyor. Üst düzey yetkililerden gelen açıklamalar ise farklı bir tonda gerçekleşti. Örneğin, 14 Mart Cumartesi günü ABD Başkanı Donald Trump, bir dizi saldırının İran'ın Hark Adası'nın büyük bir bölümünü "tamamen yerle bir ettiğini" söyleyerek NBC News'e "Belki de eğlence olsun diye birkaç kez daha vururuz" dedi.

Bu tür açıklamalar, geleneksel olarak büyük Amerikan askeri operasyonlarına eşlik eden yaklaşımdansa daha doğrudan ve daha az diplomatik bir yaklaşımı gösteriyor. Bu yeni yaklaşımda, ekonomik araçlar da politika araçları olarak daha iddialı bir şekilde kullanılıyor. Gümrük vergileri, ticaret kısıtlamaları ve mali tedbirler giderek sadece rakiplere değil, uzun süredir ticaret yapılan ülkelere de uygulanıyor.

İngiltere ve diğer NATO müttefikleri de dahil olmak üzere Avrupa hükümetleri, savunma harcamalarından göç politikasına, ticaret uygulamalarından Rusya ile ilişkilere kadar çeşitli konularda Washington'dan eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Bu tür politikalar, özellikle diğer devletler yerleşik uluslararası normlar çerçevesinde hareket etmeye devam ederse kısa vadede etkili görünebilir.

Ancak uzun vadeli etkileri o kadar net değil.

Kurallara dayalı sistemin baş mimarı bu kurallara daha az önem vermeye başlarsa, diğer hükümetler de daha az kısıtlanmış hissedebilirler. İran'ın önceki çatışmalardaki davranışı, bu tür sınırların geçmişte liderliği tarafından nasıl yönetildiğini gösteriyor. 2025 yazındaki 12 süren savaş da dahil olmak üzere önceki krizler sırasında Tahran, askeri olarak karşılık verirken bile büyük ölçüde kendi stratejik kırmızı çizgilerine sadık kaldı. Çatışmanın kendisi uluslararası hukukun olağan çerçevesinden bir sapmayı temsil etse de İran'ın misillemesi ölçülü kaldı.

İran Katar'daki El Udeid Hava Üssü'ne füze fırlatmadan önce hem Katar hem de Amerikan yetkililerine gayri resmi uyarılar yapılmış gibi görünüyor. Benzer sinyalleşme daha önce İran'ın Irak'a düzenlediği saldırılar sırasında da gözlemlenmişti. Tahran, önemli hasar görmesine rağmen, misillemesi daha geniş çaplı bir tırmanmayı önlemek için dikkatlice planlanmış gibi görünüyordu.

Ancak mevcut çatışmada bu kısıtlamalar zayıflamış gibi görünüyor.

İran, dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından, ilk saldırı dalgasında Arap Yarımadasında genelindeki ABD tesislerine yönelik saldırılar başlattı. Hem askeri üsleri hem de sivil hedefleri ve altyapıları hedef aldı. Aynı zamanda, İran'ın eylemleri, dünyanın en önemli enerji koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği fiilen aksattı.

Sonuçları anında görüldü.

Enerji piyasaları sert tepki verdi ve dar su yolundaki nakliyatta yaşanan aksaklıklar küresel tedarik zincirlerinde domino etkisi yarattı. Hem uluslararası işletmeler hem de hükümetler için bu olay, uzun süredir devam eden tırmanmayı önleme önlemlerinin aşınmaya başlamasıyla bölgesel bir çatışmanın ne kadar hızlı bir şekilde küresel ekonomik şoklara yol açabileceğini vurguladı. Diğer büyük güçlerin de bu gelişmelerden kendi sonuçlarını çıkarmaları muhtemeldir.

Rusya, Avrupa Birliği'nin muhalefetine rağmen, yükselen enerji fiyatlarından fayda sağlayabilirken, Moskova üzerindeki yaptırım baskısı da hafifliyor. Bu arada Çin, uluslararası normların ne kadar değişebileceğini ve hangi yönlere doğru kayabileceğini yakından izleyecektir. Avrupa'nın şu anda olayların gidişatı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu görülüyor.

Diplomatik çabalara rağmen, Avrupa Birliği (AB ve İngiltere gelişmeleri şekillendirmekten ziyade büyük ölçüde gözlemlemekle yetiniyorlar. Ortadoğu'daki savaşın ortaya koyduğu daha geniş soru, tek bir çatışmanın sonucunun ötesine uzanıyor.

Bu, 1945'ten beri küresel ilişkileri ve siyaseti şekillendiren uluslararası sistemin sürdürülebilirliğiyle ilgili. Sistem hiçbir zaman evrensel olarak kabul görmemiş ve sık sık tartışmalara konu olmuş olsa da, yine de gücün nasıl kullanılacağına dair bir çerçeve sağlamıştı. Bu çerçeve zayıflamaya devam ederse, sonuç daha az öngörülebilir bir uluslararası ortam olabilir; bu ortamda devletler ortak kurallara daha az, ham kapasiteye ise daha çok güvenirler.

Böyle bir ortamda, sistemi ilk tasarlayan ülkeler bile, sistemin aşınmasının öngörmesi zor sonuçlar doğurabileceğini görebilirler.

Kaynak : BBC

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Zamanın Sessiz Çığlığı: Kırımlı Leyla Hanım’ın Ardından
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
İran’ın Bombaları, Azerbaycan’ın Direnişi
Aile hekimleri sokağa çıkıyor.
Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği

Ülkelerin birbirini 'eğlence olsun diye' vurabildiği yeni dünya düzeni
Hackerlar FBI'ın Epstein dosyalarına sızdı.
İran Savaşı Aslında Çin'le İlgili
Amerika yine bitmek bilmeyen bir savaşın içinde mi?
Avustralya'dan İranlı kadın futbolculara sığınma hakkı

Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü
Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Turist sayısını en çok artıran ülkeler açıklandı.
Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik

Aldatılmış Gençlik, İşgal Altındaki Topraklar ve Bitmeyen Emperyal Hayal: Rusya’nın Savaş Makinesinin Karanlık Yüzü
Putin’in Askeri Güç Hamlesi Dünya Barışı ve Türkiye’nin Güvenliği Tehdit Altında
Sessiz Ağ Çin İstihbaratının Türkiye’deki Gölge Faaliyetleri
Gölgedeki Dünya: Özel Dedektiflik Şirketleri ve Modern Casusluk Endüstrisi
Kırım İşgali ve Kırım Türkleri Emperyalizme Karşı Direnişin Sesi

OKKALI YALAN
Yağmur Yağar
TARİH
KADI BURHANETTİN
Ne Şam'ın Şekeri

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git