
Bilmem hatırlar mısınız, Binbir Gece Masalları adında, Antoine Galland'ın kaleme aldığı "Les Mille et Une Nuits" adlı bir kitapta anlatılırdı bu hikayeler. Esası, Recep Baba ve 40 Haramiler miydi, yoksa Ali Baba ve 40 Haramiler mi? Tam olarak çıkaramadım. Hikaye bu ya, Ali ile Kasım tüccar bir babanın çocuklarıdır. Baba ölünce ağabey Kasım zengin bir kadınla evlenir. Babasının işini devam ettirmeye çalışırken kardeşi Ali fakir bir kadınla evlenir ve odunculuk yapmaya başlar. Ali ormanda odun kesmek için ağaç ararken 40 Haramiler'in hazine ambarı olan mağaranın yanına gelir. Bu arada 40 Haramiler de ganimetleri mağaraya koymak için mağaranın girişine gelirler.
Mağaranın girişi büyük bir kaya ile kapalıdır. Ali sessizce olayı gizlenerek izlemeye başlar. 40 Haramiler mağaranın önüne gelip bir sihirli sözle kayaya doğru haykırırlar: "Açıl Susam açıl!" Bu sözle koskoca kaya kütlesi hareket etmeye başlar. Bir müddet sonra mağaranın girişi açılır ve 40 Haramiler mağaraya girerler. Yanlarında getirdikleri ganimetleri mağaraya istiflerler.
Bir müddet durduktan sonra mağaradan çıkıp bu sefer başka bir cümle olan "Kapan Susam kapan" sözlerini söyleyip mağaranın girişini kaya ile kapattıktan sonra eşya ve hayvanlarını yanlarına alarak giderler.
40 Haramiler genelde kervan yollarında kervanlardan haraç toplayıp bu mağarada istif ederlermiş. Harami anlamının "haram" kelimesinden türetilmiş bir kelime olduğuna inanırım. Eşkıya veya hırsızların zorla zapt ettikleri mal ve parayı ele geçiren haydutlara verilen bir lakaptır "harami". Ali Baba, haramiler gittikten sonra mağaranın kapısına gelip "Açıl Susam açıl" diye komut vermiş, bir de bakmış ki mağaranın önündeki kaya açılmaya başlamış. Hızlıca içeri girip bir torba dolusu altın ve ziynet toplayıp dışarı çıkmış. Kayanın kapanış kelimesini söyleyince mağaranın kapısı kapanmış.
Eve gelince ağabeyi Kasım'dan tartı aletini istemiş. Kardeşi Ali'nin ne tartacağı konusunda şüphelenen Kasım, tartıyı verirken kenarına balmumu sürmüş. Ali aldığı altınları tartmış, sonra tartıyı geri vermiş ağabeyine. Küçük bir altının balmumuna yapışmış olduğunu görünce Kasım kardeşini sıkıştırmış: "Nereden buldun bu altını da tarttın?" diye sormuş. Ali Baba da başından geçeni anlatmış ağabeyine.
Ağabeyi de yük hayvanını alıp haramilerin mağarasına gitmiş. "Açıl Susam açıl" demiş ve kaya açılmaya başlamış. İçeri girmiş, hayvanın üzerine yükleyebileceği kadar eşya, altın yüklemiş. Ancak bakmış ki mağaranın kapısı içerdeyken kaya kapanmış. Kasım ne söyleyeceğini unutmuş. Mağarada kapalı kalmış. Bu arada haramiler mağaraya gelmişler. Kasım'ı mağaranın içinde bulunca onu öldürmüşler.
Hikaye uzayıp gider. "Ali Baba ve 40 Haramiler" adı ile bilinen bu hikayenin nerede geçtiği konusunda bazı tevatürler vardır. Ancak, ben bunun Çin'den başlayıp Anadolu'nun iki ayrı noktasında son bulan İpek Yolu ve üzerindeki kervansaraylarda anlatılan, muhtemel destansı hikayeler olduğunu düşünmekteyim.
Ülkemde mevcut yönetim sisteminin, beş tepeden başlayarak, işleyişini okudukça, gördükçe, izledikçe bu ülkede yaşamaktan nefret etmeye başladığımı ifade edebilirim. Aslında "yaşamak" denmeyecek bir ortamdayız. Yurdumda çalışanların %48'i asgari ücretli veya daha altında geliri olanlardan oluşmakta. Bu kesimin 9,4 milyon olduğunu söylemekte yetkililer. Neredeyse ülke çalışanlarının yarısı yoksulluk sınırında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmiş durumda.
Bir eli yağda bir eli balda olan saray, bu konu ile hiç ilgilenmemekte. Hele emeklilerin neden yaşadıklarını sorgulayacaklar neredeyse. İnsan biraz olsun utanmaz mı? Bir meclis haberini dinlerken yürekten beddua ettim. İnsanın utanması gerek dedim kendime. Ben vatandaşlığımdan utanmaktayım, ancak bir harami kesim var, hiç de utanma duygusu taşımamakta. Bakın Meclis'te konuşulurken televizyonda dinledim. Türk Hava Yolları'nın 15 adet yönetim kurulu üyesi olduğunu öğrendim. Tahsillerinin ne olduğu önemli değil. Bir güreşçiyi bir devlet bankasının yönetim kurulu üyesi yapan idare, Türk Hava Yolları'nın yönetim kurulu üyeliklerine de akraba-yı taallukat atamalarına şaşırmam. THY yönetim kurulu üyelerinden bazıları: Ticaret Bakanı'nın kardeşi Ahmet Bolat 404.000 TL huzur hakkı, Bay Recep'in kız kardeşinin damadı Burak Şeker 2.194.000 TL huzur hakkı, diğer biri Bilal Ekşi 2.416.000 TL huzur hakkı, Bilal'in okul arkadaşı Abdülkerim Çan 1.994.000 TL huzur hakkı... Bu liste uzayıp gitmekte. THY yönetim kurulu toplam üyeleri 15 kişiden müteşekkil. Bu 15 kişinin ayda ne kadar huzur hakkı aldığını biliyor musunuz?
Huzur hakkı adı altında tam tamına 21 milyon 115 bin TL aylık, THY yönetim kuruluna ödenmekte. Ülkemin yoksul asgari ücretlisi, emekli yurdum insanı 20.000 TL'sına geçinmeye mecbur edilirken, milletin sırtındaki bu kambur bana 40 Haramiler'i hatırlatmakta diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.