A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Avustralya Yerlileri: Aborijinler

Kategori Kategori: Özel Dosyalar | Yorumlar 2 Yorum | Yazar Yazan: A Yorum | 26 Mart 2009 23:58:00

Avrupalılar'ın 17.yüzyılda Avustralya'yı buluşundan en az 40,000 yıl önce insanlar Asya'dan göç ederek Avustralya topraklarına yerleşmişlerdi. O zamanlar deniz çok daha sığ olduğu için bir kıtadan ötekine rahatlıkla geçilebiliyordu. Avrupalı göçmenlerin gelmesiyle bu toprakların asıl sahipleri olan yerliler için yaşam değişti...

Avrupalılar'la aralarında çıkan çatışmalar ve hızla yayılan salgın hastaslıklar sonucu çok sayıda yerli öldü.

17. yüzyılda sayıları 300.000'i bulan Avustralya Yerlileri'nin (Aborijinler) sayısı 1981'de 145.000'e düştü. Bunlann yarısından fazlası yerliler ile Avrupalılar'ın melez çocuklarıydı. Yerliler çoğunlukla kentlerde ya da taşra kasabalarının kenar semtlerinde yaşarlar.

Geleneksel Yerli Yaşamı

Avustralya Yerlileri'nin tenleri koyu, saçları siyah ya da kahverengidir. Ama saç rengi ve yüz çizgilerinde bölgeden bölgeye değişen farklılıklar da vardır.
 
Geleneksel olarak avcı-toplayıcı olan Yerliler kanguru ve opossum gibi hayvanları, sürüngenleri ve kuşları avlayarak, balık tuta­rak, kabuklu deniz hayvanları toplayarak, böcek, yaban balı, yumurta, tırtıl, meyve, tohum ve kökler arayıp bularak yaşarlardı. Toprağı işlemedikleri ve hayvan beslemedikleri halde, doğal kaynakları dikkatle kullanır ve korurlardı. Ustalıkla değerlendirdikleri doğal çevrelerini, bugün olduğu gibi eskiden de çok iyi tanırlardı. Evcilleştirdikleri tek hayvan dingo denilen bir tür yabani köpekti.

Odunları birbirine sürterek yaktıkları ateşin kızgın küllerinde yemeklerini pişirirlerdi. Yi­yeceklerini geniş alanlardan toplayan her Yerli grubu ya da kabilesi, kendi bölgesinin sınırları ağaç, kaya, pinar gibi doğal oğelerle belirlerdi.

Göçebe oldukları için fazla eşyaları olmazdı. Avustralya'nın soğuk güney yöresinde kışın kürk gocuk giyenler varsa da, genel olarak kalın giysilere gereksinimleri yoktu. Gerektiği zaman ağaç kabukları, yaprak, hayvan postu gibi malzemeyle mia-mia ya da gunyah denen geçici barınaklar yaparlardı.
 
Gereç ve Silahlar
 
Yerliler'in gereç ve silahları, basit bir teknolojiyle yapılmalarına karşın, son derece etkiliydi. Genellikle tahta, bitki lifleri ve yontarak biçimlendirilmiş taşlan kullanırlardı. Erkeklerin tartan baltalan ve deniz kabuklanndan ya da yontulmuş taştan bıçakları vardı. Kadınlar ise kökleri sökmek için sopalar, topladıkları yiyecekleri taşıtmak için sepetler, fileler ve tahta çanaklar kullanırlardı. Yerliler ağaç ve böcek kabuklarından, deriden ve liflerden çok değişik kaplar yapmışlar, bunları otların tohumların oğütüp un yapmak, içinde su biriktirmek ve eşyalarını taşımak için kullanmışlardır.
 
Yerliler'in başka silahları tahta sopalar, mizraklar ve bumeranglardı Mızraklarını uzak hedeflere fırlatmak için özel mızrak atıcılar kullanırlardı. Bunlar, bir ucunda mızrağın sapının yerleştirildiği bir yuva olan tahta sopalardı. (Boylece, ele alındığında kol uzunluğunu artıran, dolayısıyla atış için ek güç sağlayan bir mekanizma oluşuyordu. ) Ayrıca dövüşürken kendilerini korumak ve saldırıları savuşturmak için tahtadan kalkanlar kullanırlardı.

Haberleşme çubuğu Avustralya Yerlileri' nin çok çarpıcı bir buluşuydu. Üzerine çentik­ler ve çizgiler oyulmuş olan bu sopayı bir haberci, kabileler arasında iletişim kurmak amacıyla taşırdı. Sopanın üzerindeki işaretler haberin ayrıntılarıyla ilgiliydi ve haberin doğru olarak ulaştığından emin olmaya yarıyordu. Bu çubuklar her zaman ortak bir dile sahip olmayan ya da düşman kabileler arasın­daki iletişimi kolaylaştırırdı. (Bazı uzmanlar Avustralya'da, Yerli kabilelerin sayısı kadar, yüzlerce değişik dil olduğunu belirtir. )

Avrupalılar'ın gelmesiyle Yerliler, çeşitli işlenmiş maddeler ve araçlar kullanmaya başladılar. Artık tüfeklerle avlanıyor, takma motorlu tekneler, naylon ağlar kullanarak balık tutuyorlardı. Oysa eskiden ağaçtan oyulmuş ya da ağaç, kabuğundan yapılmış kanolar ve sallarda, deniz kabuğundan ya da taştan yaptıkları kancalarla ve tuzaklar kurarak balık avlarlardı.


Aborijinlerde Din
 
Avustralya kıtasında Avrupalılar gelmeden önce farklı dillere sahip pek çok kabile barındığı için tek bir kültürden ziyade birbirleriyle benzerlikleri de olan farklı kültürlerden bahsedilebilir. Pek çok büyük ve birbirlerinden farklı grupların kendi kültürleri, inanç yapıları ve dilleri bulunmaktadır. Bu kültürler zaman içinde birbirleriyle az veya çok çakışmışlardır.

Avustralya yerlilerinin toprağa saygı ve Düşzamanı inancı üzerine kurulu şifahi gelenekleri ve manevi erdemleri bulunmaktaydı. Rüyalar, düşler hem yaradılışın antik zamanı hem de günümüz gerçeğini ifade etmektedir.


Düş zamanı hikayelerinden bir versiyon:

Tüm dünya uykudaydı. Her şey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu. Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı. Bir gün gökkuşağı yılanı uyandı ve dünyanın yüzeyinde süründü. Her şeyi bir kenara itti ve bu onun tarzıydı. Tüm bir diyarı gezdi ve yorulduğunda kıvrılıp uyumaya başladı. Böylece heryere izini bıraktı. Sonra geri döndü ve kurbağalara seslendi. Onlar da su dolu kocaman mideleriyle ortaya çıktılar. Gökkuşağı yılanı onları gıdıklayıp güldürdü. Sular ağızlarından çıktı ve gökkuşağı yılanının izlerini doldurdu. Göl ve nehirler böyle yaratıldı. Daha sonra çimenler ve ağaçlar büyümeye ve yeryüzünü yaşam doldurmaya başladı.

1996 nüfus sayımında Aborijinlerinin %72 oranında Hristiyanlığın çeşitli formlarını uyguladıkları %16'sının ise herhangi bir dini işaretlemediği bildirilmiştir. 2001 yılı nüfus sayımında Aborjin nüfusunun yüzde 0.03 kadarının Aborijin dini pratiklerini uyguladıkları tespit edilmiştir.

Aborijin Duası
 
Her şey yeterli olsun!
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.
Aydınlık bir bakıs açısına sahip olmana yetecek kadar günes diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son "elveda"yı atlatmana yetecek kadar "merhaba" diliyorum.
 

Kabile İçi Yaşam
 
Yalnızca temel gereksinimlerini karşılayarak yaşayan Yerliler büyük aile gruplan içinde yaşarlar, bir yörede yaşayan tüm gruplar ise kabileyi oluştururdu. Kabile üyeleri akrabaydı ve birbirine karşı belirli görevleri vardı.

Kabile ikiye ayrılır, her yarı kendi içinde tekrar küçük birimlere bölünürdü. Kabile içinde kimin kiminle evlenebileceği kurallara bağlanmıştı. Kabilenin iki alt grubundan birinden olan bir erkek ancak öteki alt gruptan bir kızla evlenebilirdi.

Toplumsal örgütlenmelerinin bir başka görünümü totemleriyle ilgiliydi. Genellikle bir bitki ya da hayvan olan totem grubun simgesiydi ve grupla özel bir ilişkisi olduğu kabul edilirdi. Yerliler'in inanışlarında toprağın özel bir yeri vardı. Toprağın, atalarının dünyada yaşayıp kültürlerini oluşturduğu dönem olan "duş çağı"ndan kendilerine kalan, bir armağan olduğuna inanırlardı. Delikanlılar bazıları acıyla sınanmak olan bir dizi dinsel törenle derin gizlere ortak olurdu. Bu törenlerde yapılan corroboree adlı şekillerle, tüy ya da başka süslerle donatırlardı.
Günümüzde Avustralya Yerlileri birçok Avustralya Yerlisi artık geleneksel  biçimde yaşamıyor.
 
Bazıları çiftliklerde bazıları da kentlerde çalışıyor. Bazı Yerliler özel kamplarda ya da kentlerin yoksul mahellelerinde devlet yardımıyla yoksul bir yaşamı sürdürmeye çalışıyor. Avrupalılar'la karşılaşmaları Yerliler'in bir çoğunun büyük sıkıntılara   düşmesine ve bazılarının umutsuzluklara kendini içkiye vermensine  neden oldu. Ama bazıları da yeni koşullara uymayı başarmıştır. Ne var ki, birçok Yerli topraklarının ellerinden alınmış olmasından ötürü hala öfkelidir. 1972’de Whitlam hükümetinin işbaşına gelmesi bu konuda bir dönüm noktası oldu. ”Yerliler’in haklarının Kabul edilebilmemesi biz, bütün Avustralyalılar’ı küçültür” diyen Başbakan Whitlam, parlamentonun desteğiyle 1976’da Yerliler ‘in toprak hakkını tanıdı ve Yerli sorunlarıyla iigili bir bakanlık kurdu.
 

Aborijinlerde Sanat
 
Aborijinler suyla çeşitli kaya pigmentlerini karıştırarak elde ettikleri boyalarla kayalıklara veya ağaç kabuklarına ilkel fırçalar, çubuklar ve parmaklarını kullanarak veya ağızlarına aldıkları boyayı püskürterek boyama yapmışlardır.

Aborijin sanatında temalar Aborijinlerin mitolojik Düşzamanı ile ilişkilidir, öyleki günümüzde temasını aborjin maneviyatından almayan sanatların hakiki aborjin sanatı olmadığını söyleyenler bulunmaktadır. Aborijinlerin önde gelen sanatçılarından Wenten Rubuntja manevi anlamdan yoksun herhangi bir aborjin sanatı ile karşılaşmanın zor olduğunu söylemektedir.

Müzik ve dansın da Aborijin kültüründe önemli bir yeri vardır. Aborijinlerin hemen her durum için yazdıkları şarkıları bulunmaktadır; av şarkıları, cenaze şarkıları, atalarla ilgili şarkılar, mevsim şarkıları, hayvan ve arazi ile ilgili şarkılar ve Rüyazamanı efsaneleriyle ilgili şarkılar. Aborijin müzikleri de kıtaya özgü enstrümanlarla (örneğin didgeridoo) icra edilirler.
 

Günümüzde Aborijinler
 
1999'da Avustralya Anayasasının değiştirilmesi kabul edildi. Bu anayasaının giriş bölümünde Avustralya'da İngiliz Yerleşiminden önce Yerli Avustralyalıların kıtada yaşadığı kabul edilmekteydi.

2004 yılında Avustralya Hükümeti Avustralya'nın en büyük yerli organizasyonu olan ATSIC'i (The Aboriginal and Torres Strait Islander Commission) kamufonlarının ATSIC'in başkanı tarafından kötüye kullanıldığı gerekçesiyle feshetti ve yerlilerle ilgili spesifik programlar başka hükümet departmanlarına aktarıldı ve hükümetle koordineli çalışan "Department of Immigration and Multicultural and Indigenous Affairs" altındaki "The Office of Indigenous Policy Coordination" kuruldu.

Avustralya Aborijin nüfusunun büyük bir kesimi şehirleşmiş ancak küçük bir kesimi eskiden kilise misyonu olan bölgelerdeki iskanlarda yaşamaktadır. Aborijin gençleri genel nüfusa oranla 11 kat daha fazla hapse giriyor ve polis gözetimi altında işlenen intihar oranları oldukça yüksek. İşsizlik, sağlık, alkol ve yoksulluk problemleri aynı şekilde genel popülasyona oranla oldukça yüksek, okul bırakma ve üniversiteye giriş oranları ise düşük seyretmektedir.

Eski ve mevcut hükümetler beyazların Aborijin topluluklarına yaptıklarından dolayı kendilerinden özür dilemeyi sürekli reddetmektedirler. Ayrıcak ATSIC gibi Aborijinlerin en büyük organizasyonlarından birini yolsuzluk gerekçesiyle kapatmışlardır.

13 Şubat 2008  Avustralya için tarihi bir gün oldu. Avustralya yerli halklarından geçmişte onlara yapılan her türlü yanlış ve kötü davranışdan dolayı Avustralya Başbakanı Kevin Rudd ÖZÜR diledi.
 
Başbakan Kevin Rudd’ın konuşmasından bazı bölümler:
 
“…… Bizler daha önceki Parlemento ve hükümetlerin uyguladıkları yasalar ve politikalar sonucu yurtaşımız olan diğer Avustralyalılara büyük acılar, kayıplar yaşattığımız için özür diliyoruz.
 
Bizler özellikle Aborjin ve Torres Strait adaları çocuklarını zorla ailelerinden uzaklaştırdığımız için özür diliyoruz.
Çalınmış Kuşakların çektiği acı, keder ve yaralanmadan dolayı, onların geride bıraktıkları ailelere ve onların çocuklarına “ÖZÜR DİLERİM” diyoruz.
 
Annelere, babalara, kız ve erkek kardeşlere, onları birbirlerinden, ailelerinden ve toplumlarından ayırdığımız için “ÖZÜR DİLERİM” diyoruz.
 
Ve, bu mağrur halk ve mağrur kültürü, aşağılayıcı, küçük düşürücü  durumlar içine soktuğumuz için “ÖZÜR DİLERİM” diyoruz.
 
Biz, Avustralya Palementosu, ulusumuzun sağaltımı amacıyla saygıyla sunulan özürümüzün  kabul edilmesini rica ediyoruz. ……”
 
2001 yılında Avustralya İstatistik Bürosu toplam yerli nüfusunu 458,521 olarak vermiştir (bu rakam Avustralya'nın toplam nüfusunun %2.4'üdür). Bu nüfusun %90'ı Aborjin olarak, %4'ü Torres Strait Islander, geri kalan %4'ü hem Aborjin hem Torres Strait Islander olarak tanımlanmaktadır.


2001 nüfus sayımına göre Aborijin Nüfusu:
  • Yeni Güney Galler New South Wales - 134,888
  • Queensland - 125,910
  • Batı AustralyaWestern Australia - 65,931
  • Northern Territory - 56,875
  • Victoria - 27,846
  • Güney Avustralya South Australia - 25,544
  • Tazmanya - 17,384
  • ACT - 3,909
  • Diğer bölgeler - 233
 
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 9.5 / 4 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

nadir akoren { 26 Ekim 2010 09:47:53 }
Ben maalesef Orhan kardeşime çok katılmıyorum...Ortada yok edilen birşey yok... Bir tür asimilasyon çabası yaşanmasına karşın ırkın ve kültürün sadece yaşam içindeki yoğunluğu zarar görmüştür... Ama kültürün alt yapısı o denli köklü ve güçlü ki yok edilebilmesi mümkün olmamıştır...
Bunun yanısıra Avusturalya Yerli halkını anlatan araştırma makalesi son derece güzel kurulmuş...elinize sağlık....

Benim inancım o ki;
Beyaz adam/Siyah adam vs. değil insanın insana olan kıyımı, sadece bencillik temelinde birtakım yaşam haklarına tecavüz ederek küresel anlamda bir rant sağlama güdüsüne dayalı sindirme/ezme sistemi şeklinde tezahür ediyor...
Orhan Erkardes { 19 Nisan 2009 08:33:08 }
Beyaz Adam sonunda dogada bakir kalmis son insan toplulugunu da yok etti boylece. "Yok etti" diyorum cunku onlar hala var olmalarina ragmen, kendi kulturleriyle bati kulturu arasindaki celiskinin psikolojisiyle er gec Amerikali yerliler gibi yok olmaya mahkumdurlar.
Cok Yazik!..
Yok olan her kultur dunyayi sadece fakirlestirir.
Esas olan, farkli kulturlerin birbirini tanimaya calisarak birlikte yasamasidir. Yasamin guzelligi asil bu farklilikta gizlidir.





Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







“Talan”ın en onur kıranı!!!
“Evrim Bir Gerçektir Ve İnanç Meselesi Değildir”
Türkiye, Twitter'a 7 gün süre verdi!!!
Melbourne'da terör 2 ölü, 3 yaralı!!!
ABD basını, Washington'daki dayakçı Erdoğan yandaşlarını tek tek deşifre etti

Devenin Boynu
IŞİD, Türkiye'den Avustralya'ya bomba parçası gönderdi
Bakanın yasadışı imam hatip okulu açtığını itiraf ettiği ülkede bir yıkım kararı…
Ahmet Şık: Savunma yapmıyorum, aksine itham ediyorum.
Bir mizahçının savunması…

15 yılda 60 milyarlık satış…
Avustralyalı altyapı fonu IFM Investors Mersin limanında
Türkiye’den kaçan kaçana…
"Yapay zeka"dan küresel ekonomiye 16 trilyon dolarlık katkı
Bitcoin’e yatırım yapan milyoner oldu!

Kütük Siyaseti: Nerelisin?
Atanamayan sol ya da al yazmalının ölümü
İlber Ortaylı: Megalomaninin sonu yok
Dünyaca ünlü Türk modacı Avustralya’yı kızdırdı
Süttozu

Tarih ateizm’in insanlar için din kadar doğal olduğunu gösteriyor
Çığlık
Bir tarihi miras daha böyle katledildi
Atatürk kimin çocuğu ?
Bizans Anıtları Fotoğraf Arşivi, internet erişimine açıldı

Mutluluk mu dedi biri…
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi
Bilmeden İdeolojikleşmeye
Özgürlük Sorumlulukla - Zorunluluk Sınırla
Özgür Okullar

Sadece üç senemiz kaldı!
Okyanuslar için verilen 5 tehlike alarmı.
Cinayetin ardından çevreciler buluşuyor
Yerli tohumun sonu!
3 milyar insan su kıtlığı çekecek!

Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?
Dubai'de ilk robot polis göreve başlıyor
Avrupa Parlamentosu robotlu hayata düzenleme
Yeni nesil market!!!

Körtiktepe'de tarım öncesi yerleşik yaşam tespit edildi
Göbekli Tepe’nin üç taşı, üç rengi
Bir Altın Elbiseli Adam daha bulundu!
Göbekli tepe’de Kafatası Kültü
Evrim sil baştan!!!

Avrupa’nın ilk gelişmiş uygarlıklarının kökenleri Türkiye’den çıktı
İnsan dedikoduya nasıl başladı?
Türkiye’nin yüzde 60’ı anaakımda yer alan haberlere güvenmiyor
Türkiye'de mülteci sayısı tahmin edilenden yüksek
Tv izleme alışkanlıkları alt üst oluyor!

Kriz değil, çöküş…
Türkiye sessizce İslami rejime geçiş süreci yaşıyor
İlah Edinilen Nefs
Barışmak / Barış-bak
Yanarak Ölenlerin Yok Ülkesi

Edebiyat Takviminden Notlar; Mayıs – Haziran *
NİKAH
PAŞABAHÇE
Ana Tanrıça'nın İslam'a Yansıması
YOL..

Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri
Başkaldırının simgesi Landmesser'in hikayesi
Saha Türkleri
Yeni yıl armağanı hediye e-kitap : Leyla Erbil ile


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git