
Platon, felsefeyi bütün içeriğiyle birlikte ve biçimleriyle birlikte dizgesel olarak bize sunan kişi. Ondan sonra ister yanında ister karşısında ister eleştirel nasıl bakarsanız bakın hepimiz Platon’un öğrencileriyiz. İnsan doğarak doksanın içine düşer, diyor. Bu düşme ile me on ile karşılaşır, amnesia bağlamında olur bu. Yani me on ile karşılaştığımız zaman, bir amnesia içindeyiz ve anamnesis yoluyla tekrar kaynağımıza bağlanarak psykhenin kendi yeteneklerini yaşama geçirebiliriz.
Me on’da duyu tekrarına gözlem, diyor. Platon’da algı tekrarı gözlemdir. Ama gözlem ile algı sonucunda pistis/inanç oluşur; bir tür güven. Pistis; algı tekrarından, gözlem üzerinden elde edilmiş olan bilgiye güvenmek anlamında.
Me on’da hakikate yaklaşabilmek için bir ara yöntem geliştiriyor ve buna megistegene diyor. Şimdi bu megiste gene hakkında birinci olarak tauton’u ileri sürüyor, aynilik. Ama diyor varlık tauton ve thateronda ilişki var. Me on’dan konuşuyoruz. Me on’da her tikel varlık ilişkide olduğu için hem kendidir hem ilişkide olduğu bir başkasının etkisi altında bir başkasıdır.
O halde iki tane Genos elde ediyoruz: Bir tanesi yani megiste gene olarak bir tanesi tauton; diğeriyle olan ilişkisinde de thateron yani öteki/ gayrisi. Kendisi ve gayrisi. Me on’da bu ikisi birbirinden ayrılmaz, diyor. Me on’da herhangi bir bilgiye ulaşabilmemiz için herhangi bir şeyi önce kendisi, ilişkide de başkası olarak ele almazsak bilemeyiz. İşte megiste genenin ilk iki cinsi tauton ve thateron’dur. Ve bu ikisi arasında yani kendilik ve başkalık arasındaki ayrım da bildiğiniz gibi HETERON diye nitelendiriliyor.
Ontos On’da ise logismos faaliyeti; tauton-thateron diye bir ayırım olmadığı için ayırımdaki birlik yakalanamaz, idrak olmaz.
Doksadaki dağılmayı toplayarak hakikate ulaşılmaz. Ancak ortho doksa veya aletheia doksa elde edilir. Doksadaki ayırımları bir araya getirdiğimiz zaman, ortho doksa ya da aletheia doksa elde edilir. Bu nedenle hakiki bilgi olan epistemeye bu yolla ulaşmaz.
Peki epistemeye ulaşmak için ne gereklidir? Platon yanıt veriyor; logosa gereksinimimiz var diyor. Episteme ancak logismos biçiminde, logosun faaliyeti olarak yakalanabilir. Eidos tekil Eide çoğul; ama birlik olarak çoğul. Eide’yi yani bütün eidos’ları dialektike methodos ile iç içe dokumak bize logosu ve logosun içinde aletheia’nın tezahürünü verebilir. İç içe dokumak: Dialektike methodos ile diairesis ve synagoge yaparak yani ayırım ve birlik olgunluğuna kavuştu mu o onun Agathon’ u oluyor.
To Agathon’a varmayan her şey eksiktir, kemalinde değildir. To Agathon neydi? Varlık olarak Kemal, iyilik.; iyilik varlığın iyiliği. Varlık ne zaman iyidir? Olgunlaştığında, kemale geldiğinde, tüm olanaklarını bilkuvve’den bilfiile çevirdiğinde demek. Bunları niye anlatıyor bize? psykhe’yi anlatmak için. Psykhenindoğuştan olan kendi ile birlikte gelmiştir.
Bunların logosta kavranılabilmesi için şeylerin düzeninde iki şeye dikkat etmemiz gerek, diyor: Birisi arithmos, sayılar yani ölçü; diğeri eidos yani kendilik, kendiliğin tupon’u. Bir şeye kendiliğini veren esasa eidos diyoruz. Birlik onun kendinin birliği. Bu Arithmos ve Eidos olmaksızın logos oluşmuyor.
Eide yani eidos çokluğu bir To Agathon bağlamında birlik oluşturacak şekilde ilişkilendirildiğinde buna systema diyor. Systema içinde her eidos, eide bağlamında, hakikatin kendisine ait bir tupon’dur. Şunu demek istiyor: Herhangi bir eidos kategorik olarak ilişkisiz, diğer eidos’larla ilişkilendirilmeden, yalnızca, ele alınırsa bu hiçbir bilgi vermez. Systema; Hegel bu systema’yı öznel tin-nesnel tin-saltık tin bağlamında bir araya getirerek tanımlı kılmıştır, Platon’un söylediğini realize etmiştir.
(*) Metin Bobaroğlu'nun zoom konuşmalarından derlenmiştir.