
Zôon yani canlı ve Empsikhon, empsikhon da nefs, nefs diye çevirebiliriz, Empsikhon tam da nefs. Zôon canlı, Empsikhon nefs. canlıyı ve nefsi genesis yoluyla açıklayabiliriz. Bu ayırım doğarak hareket etmede ortaya çıkar. Varlığın devimsiz olmasına Parmenides, ‘’hakikatin atmayan kalbi’’ demişti. Varlık-Ontos On hakikatin atmayan kalbi’dir diyor; çünkü düşüncedir, düşünsel bir ilkedir. Dolayısıyla düşünsel bir ilkenin kalbi atmaz. Platon bir şey devimsizken, devinimli ve tersi olduğunda buradaki devim ile devimsizlik birbirine karışmaz diyor. Devim zaman içinde olmaz, diyor.

Genesis bağlamında devim, zamanda gerçekleşmez, an içinde olur, diyor Platon. Bakın bu İbn’i Arabi’de halk-ı cedit; her an yeniden tecelli, yeniden yaratım vardır derken aynı hakikate işaret ediyordu. Zamanda oluşmaz der, anda olur ve aynı anda yaratım. Müzikçiler daha iyi bilir. Aynı anda notaya basıyorsun sonra da es geliyor. Her an bir nota, bir es olmaksızın bu evren var olamaz. Sürekli es olsa boş. Sürekli ses yani nota olsa, o zaman es olmadığı için form yok, bir şeyin varoluşu kaskatı oluyor.
Bir olan: Bir olan derken Sofist Diyaloğundaki On ve Timaios’taki Ousia amaçlanmıştır. Şimdi bakın iki ayrı diyalogda veriliyor, birinde on diye anlatılıyor, birinde ousia. yani değişende değişmeden kalan. Değişende değişmeden kalan biriciktir, tektir.
Birlikte iki, her biri teklik ilkesi bağlamında yan yana değil iç içe, birbirine dokunmuş olarak. Bu değişim, ansızın olur.
Tekhne bağlamında philosophos, sophosa tâbidir demişti bize,
Alkibiades demişti ya sophos Sokrates’e, “onun içini açtım ve gördüm ondaki güzeli” onun dildekini de, dilindeki, konuşmasının da içindeki kalosu, yani güzeli, güzel sözü, logosu, kavranılır olanı. “Ben bu adamın konuşmalarının içinde açtım ve gördüm,
Alkibiades’in o bilişi, ama final değildir. Çünkü finalde sophosu kişileştirdi. Kişi edimsel değildir, ide kişi üzerinden edimseldir. İde kendini kişinin faaliyeti üzerinden gerçekleştirir. Edimsel olan ide, bunu kavramazsak, felsefe yapmış olmayız, epistemeden söz etmiş olmayız.
O zaman doğu tipi düşünce; otoriteler var bu dünyaya gelen, onlar özel donatılmış olarak doğmuşlar, Aristoteles işte birer veli olarak doğmuşlardır, insanlığı aydınlatmak üzere gelmişlerdir ve işte biz de onların takipçileri oluruz. Hayır, Platon bunların hepsini yadsıyor, episteme, eidosun tezahürüdür ve logismos bunu bilmektir. O halde kendini gerçekleştiren idedir.
Nitekim tekhne bağlamında philosophos, sophosa tâbidir, bu tâbiyet kalosun seyriyle olanaklı; eğer kalosun seyri yoksa philosophia faaliyeti yok.
Sophosa hayranlık eğer sevgi ve aşk bağlamında seyir etmiyorsak bir philosophos olamayız diyor. Burada biz bir zihin faaliyetiyle gidip bir şey bulmuyoruz. Çünkü Platon bizi zihnin olanaklarının nasıl açığa çıktığını, nasıl realize olduğunu anlatmıyor psykhenin faaliyetlerini anlatıyor. Psykhenin faaliyetlerini ifade ederek, anlaşılır kılmak logismosun işi. Bunlar dilde oluyor; psykhenin fiilleri dil aracılığı ile ortaya konuyor.
Philosophos tekhne faaliyetidir; heykel, müzik vd. öyledir; ne ergon üretiyorsa o bir tekhne faaliyetidir.Tekhne faaliyeti ne demek? Episteme yapmak demek bilimsel anlamda bir kuvvetin tezahür ettirilmesi anlamında bilgelik ve özgürlük: bilgelik ve fronesis yoluyla özgürlük
Eros mania neydi? Tutuklu kalmak; ama mania bağlamına iki türlüdür diyor: Birisi beşeri, birisi ilahi. Beşeri mania her türlü kötülüğün kaynağıdır, ilahi mania ise kanatlandırır ve uçurur diyor.
Psykhe bir yanıyla somadan gelen içgüdüler, diğer yanıyla duygudan gelen çekimler, itimler, coşkular gibi duygu durumları; bir yandan da logismos yani mantıkla ilgili bir şey. Bu, dianoia muhakemeyle olur.Logistikon yetisi psykhede doğuştan var. psykhede Öfke gücü de var. Logismos kafada, thymos göğüs bölgesinde bulunur, diyor.
Öfkenin psykhenin önemli bir gücü olduğunu hayata geçireceğimiz şeyleri, onların gücüyle yaptığımızı söylüyor. Bir de arzu gücü var, eros dediğimiz.
Arzu gücünün de midede olduğunu söylüyor. Platon, kosmos psykhenin tezahürü insandır, diyor. Niçin? Çünkü diğer hayvanların habitusu lokaldir, başka bir habitatta yaşayamaz.
(*) Metin Bobaroğlu'nun zoom konuşmalarından derlenmiştir.
2.6.2022