A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Bir Fikret Mualla geçti sanat tarihimizden

Kategori Kategori: Unutulmayan Yapıtlar | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Onur Ayangil | 27 Ekim 2016 23:16:36

Suadiye Plaj Gazinosu'na giden az eğimli yolda bir adam ilerliyordu, sakin adımlarla. Garip kıyafeti içinde tuhaf görünümlü tıknazca bir adam. Sırtında sarı parlak düğmeli, lacivert bir palto, boynunda fular, başında beresi, çorapsız ayaklarına geçirdiği garip sandallarıyla.

Gazinonun girişine yöneldiğinde tüm garsonlar yerlere kadar eğilerek özel bir saygıyla karşılarlar bu kalantor görünüşlü adamı. Denize bakan bir masaya yerleşir adam ve en pahalı şarapların eşliğinde yemek üzere, havyar dahil en mutena meze ve yemekleri ısmarlar ve saatler boyu demlenir Adalar manzarasının eşliğinde. Bu yeme ve içme ritüeli bir kaç saate ulaştıktan ve masanın üzerindeki içki ve mezeler de tükendikten sonra masanın çevresinde döner olur, tüm garsonlar, artık hesabı almak için. Şefgarson bu mutena müşteriyi gücendirmeden hesabı masasına koymanın yolunu tam bulmuşken, hesabı  elinden bir hamlede kapan adam onu paramparça edip yere atar. Sonra da "varım yoğum bunlar" deyip, üstündekileri çıkartıp atar ve masanın üstüne  çırılçıplak fırlayıp bir türkü tutturur.

Bu öykünün sonunu merak ettiniz. Gürültünün olduğu yere gazinonun sahibi ve oğlu da koşarlar. Oğlu şaşkınlıkla "Aaa bu benim resim öğretmenim" der. Böylece, gazino sahibi, bu çizgi ötesi adamın, oğlunun Galatasaray'da resim öğretmeni olmasını öğrenince adam  sopa yemekten kurtulur ve bir hafta süreyle de konuk edilir.



Bu adam tahmin ettiğiniz gibi Fikret Mualla'dır ve Fikret Mualla böyle bir adamdır.

Türk sanat tarihinde özgün bir yeri olan sanatçı 1903 yılında Kadıköy'de doğmuştur. Fikret Mualla'nın en güzel yılları,  başına gelen olaylar zincirinin etkisiyle, ölümüne dek yaşamını karartan ve tüm psikolojisini allak bullak eden bir kabusa dönüşmüştür. Önce 12 yaşında, futbol oynarken sağ ayak bileğini kırıp yaşam boyu topal kalması, sonra okuldan kaptığı İspanyol Nezlesi virüsünü  eve taşıması ve bu virüsü oğlundan kapan annesinin yaşamını yitirmesi, yaşamı boyu Fikret Mualla'nın sorumluluk hissetmesi ve ruhsal dengesinin bozulmasına neden olmuştur.



Annesinin ölümünden sonra eve bir üvey annenin de girmesiyle ruhsal dengesi öylesine rayından çıkmıştır ki, deli olduğunu düşünüp, polislerin gelip kendisini apar topar tımarhaneye götürecekleri korkusuyla geçirmiştir tüm ömrünü. Bu korku yerleştiği Fransa'da da yakasını bırakmamış bir takım traji-komik olayların yaşanmasına yol açmıştır.



Paris'in Montparnasse semtinde, yaşadığı odanın karşısındaki odaya bir polisin yerleşmesi, akıl hastanesine kaldırılmak için izlendiği korkusunu iyice yerleştirmiş, sinirleri tamamen yıpranmıştı. Komşusu polisle müşterek yaşadıkları apartmanın tüm duvarlarına SALE FLIC (pis aynasız) yazdı. Polis komşusundan hiç bir reaksiyon gelmeyince de, kapısını kırıp adamın odasına girdi ve yemek masasının üzerine, içinde kendi kakası bulunan bir paket bıraktı. Bu olay tahmin ettiğiniz gibi karakolda noktalandı.



Bir başka günse,  sıklıkla gittiği Coupole adlı lokantada tıka basa yiyip içmiş sonra da parası olmadığını söylemişti. "Başka zaman verirsin" dediler. "Vermeyeceğim" dedi.  Başlarından savmak için alttan aldılar, ama bu kez de ressamımız Fransa Cumhurbaşkanı'na ve André Malraux'ya ana avrat küfür etmeye başlayınca iş mahkemeye taşındı ve hakaretten 1 ay tutuklanması önerisiyle yargılanmaya başladı. Madam Angles'in araya girmesiyle olay örtbas edildi.



Sağlığı iyice bozulan Fikret Mualla Madam Angles'in himayesinde Güney Fransa'da Reillane kasabasına yerleştirildi. 19 Temmuz 1967'de ölünceye kadar da orada yaşadı. Ölümünden sonra vatanı Türkiye'ye getirilen cenazesi Karacaahmet mezarlığının Batı kapısına yakın bir yerde bulunmaktadır.

Yaşamından kısa ama ilginç kesitler sunarak tanıtmaya çalıştığım sanatçının resmi ve sanat anlayışı konusunda da birkaç söz etmek isterim.



Yaşadığı günlerde bir şişe şaraba ya da boğaz tokluğuna verdiği resimleri bugün milyonlarca liraya satılan Fikret Mualla renkçi bir ressamdır. Sanatçı parlak, kuvvetli, dolgun ve ritimli renklerle çalışmıştır. Renk kullanımını bir çocuğun her türlü koşullanmadan uzak, naif paletine benzetebilirsiniz. En çok kullandığı renkler kırmızı, mavi ve bu ikisinin karışımı olan mordur. Renk lekeleri siyah bir konturla çevrilmiştir. Ama çoğu kez renk lekesinin, kendini sınırlamak isteyen konturu tanımayıp dışına taştığına tanık oluruz.



Mualla'nın sanatı benliğinin dışa vurumudur. Resimlerinde çoğu kez idealizasyon egemendir. Resimlerinde perspektif etkisiyle küçülmelere rağbet etmemiştir. Figürlerinin büyük ya da küçük olması onlara verdiği önem ölçüsündedir. En çok kağıt üzerine guaş tekniğinden yararlanmıştır. Ve çoğu kez, kağıda verecek parası olmadığından, duvarlardan söktüğü afişlerin arkasına resim yapmayı yeğlemiştir.



Mualla kendi resim anlayışı hakkında " Mutlaka figüratif veya mutlaka abstre resim yapacağım diye bir iddiam yok. Hepsini yapıyorum. Diğer ressamlarla, ekollerle alakalı değilim. Ben bütün bu cereyanların dışında olmaya çalışıyorum " demiştir. Mualla kendine özgü tarzı olan bir sanatçı olup, onu şu ya da bu ekolün içinde göstermek abes olur. Yazarlar, eleştirmenler, sanat tarihçileri sanatçımızı Toulouse Lautrec ya da bir çok başka sanatçıya benzetme yarışına girmiş olsa da, gerçek onun özgün bir sanatçı olduğundan öteye gidemez.



Yapıtlarında konu, kederi, üzüntüsü, coşkusu, içine kapanıklığı, hüznü, mutluluğu bencilliği ve vurdumduymazlığı ile insanoğludur. Yapıtlarında sanatçının yaşama bakışını, alkole düşkünlüğünü, sorunlarını, dengesizliğini, karabasanlarını, saplantılarını, nostaljik duyumsamalarını, özlem ve paranoyasını görmek olasıdır.

Bu, yaşamı kadar yapıtları da insanın içine, taa derinlerine işleyen bu sanatçıya sahip olmakla övünmek en doğal hakkımızdır diye düşünüyo

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Tuna Nehri’nin kıyısındaki demir ayakkabıların hikayesi
“Ya Hıristiyan veya ateistler haklıysa?"
'Deizmin yaygınlaşmasının sorumlusu siyasetçiler'
500 TL'ye 'noter onaylı' üniversite diploması!
Türkiye’de bir işçinin hayatının bedeli 6 bin lira!!!

Türkiye'de son seçim anketi açıklandı.
Gel de bu başkanın sözüne inan!
Başbakan seçilemeyen Paşinyan'dan genel grev çağrısı
Kaynak sorunundan bahseden hükümetten seçim atağı!
'Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıklarında dünya 3'üncüsü, Avrupa 1'incisi'

Seçim ekonomisinin 2018 ve 2019 yıllarına etkisi ne olacak?
Türkiye'de Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kulak asmadı
Türkiye'den 1.1 milyar dolar yerli sermaye kaçtı
6 sıfırlı lira daha güçlüymüş!
Büyük başarı : Dolarda hedef 1.97'ydi 3.92 oldu

ÇOCUK
Tek kullanımlık naylon poşetleri tüm mağazalarından kaldırıyor
Kadınlık hallerı, yaşanmışlıklar : Oğlum ölüyor galiba
Dünyanın en eski şişe mesajı Avustralya'daki kumsalda bulundu
Çocuk gelin sayısında utandıran birincilik

Türk Mitolojisinde Erlik Hanın Yeri Tasviri ve Kökeni
Nebil Özgentürk’ün gözünden: 11 dakikalik Aydin Boysan belgeseli
Robert kolej’de
İnsanlığın Karanlık Yüzü
Tarih ateizm’in insanlar için din kadar doğal olduğunu gösteriyor

Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi
Bilmeden İdeolojikleşmeye
Özgürlük Sorumlulukla - Zorunluluk Sınırla

Yağma ve talanın süresi 49 yıla çıktı
Mercan kayalıkları için 400 milyon dolar
Dünya’nın 6.kitlesel yokoluş olayının eşiğinde
Bu banklar havadaki kiri küçük bir ormandan daha fazla çekiyor
20 yıl sonra Türkiye …!

Kripto para üretiyor olabilirsiniz!
Milyonlarca kişi cep telefonu ile tehlikede!
'Milyonlarca insanın kişisel verileri, ticari ve siyasi amaçla kullanıldı'
Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?

Yaratıcı olmak şizofreni riskinizi yüzde 90 arttırıyor
İnsanlar niçin et yemeye başladılar?
DNA’mızın ne ırkı var, ne de milliyeti
Avustralyalı Aborijinler, bilinmeyen bir “insan” türünün DNA'sını taşıyorlar.
Galilei’nin Diyaloglar’ı ve modern bilimin başlangıcı..

15 yılda 20.447 işçi “iş kazalarında” can verdi
Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sıraya geriledi
AB Komisyonu'ndan tüm zamanların en olumsuz Türkiye raporu...
İslam’da hile: Yeter ki kitaba uydur!
Türkiye'yi kanser eden ürünleri devlet gizledi!

2018’de Mayıs 68
Kürt sorununu cesaretle biz çözeriz!
Her tasavvuf üstadı biraz Freudyendir
Gözaltındaki köle işçiler: Göçmenler
Küresel savunma harcamaları artıyor

TAMAM
Onur...
Geçim
Pencere açıldı...
İşletme Karnesi

İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri
Başkaldırının simgesi Landmesser'in hikayesi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git