A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Prenses Olmak ya da Olamamak İşte Bütün Mesele Bu !

Kategori Kategori: Kültür/Sanat | Yorumlar 1 Yorum | Yazar Yazan: Akasya Kansu | 01 Temmuz 2011 02:27:27

Hadi doğruyu söyleyin kızlar, yaşınız kaç olursa olsun İngiliz prensi efendi görünümlü William güzel gözlü Kate'le evlenirken kıskançlıktan çatladınız. İmrendiniz. Gıcıklık olsun diye sade gelinliği hakkında atıp tuttunuz. Sizden önce ben itiraf edeyim, benim burnumun direği sızladı. Kalbim hızlı hızlı çarptı. "Ah keşke" dedim.

Keşke herkes ya babasının ya  kocasının ya da en azından erkek kardeşinin prensesi olsa .. Ama hayatta her kadının nazlı, hassas, hisli kalabilmesini sağlayacak bir ortamın olabileceğini düşünmek pek mümkün değil.

Disney’in çizgilerinde hayat bulan bütün öykülerinin prensesleri nazlıdır. Kırılgandır. Hepsi tam bir hanımefendidir. Bütün bunların yanı sıra sabırlıdırlar. Unutmayın; pamuk prenses cücelerle kaldığı kasabada prensin onu bulmasını aylarca bekledi, Rapunzel saçlarını bir kule boyu uzattı, uyuyan güzel yıllarca uyuya kaldı.

Bir başka seçenek de şu; her kadın gerçekten prenses olmak ister mi?  Prenses olmanın nimetlerinden yararlanmak bir yana yükleyeceği sorumlulukları üstüne almayı tercih eder mi? Modern çağda artık kadınlar masum ve kırılgan olmak yerine baskın ve güçlü olmayı tercih ediyorlar. Ama önceden beri soğuk ve mesafeli olmak isteyen buz kalpli bir prenses vardı. Yeri gelmişken ondan da söz edelim, günümüzde mesafeli ve kendinden emin iş kadınlarının idolüdür karlar prensesi. Güzeldir ama bir o kadar soğuktur. Ulaşılmazdır. Kalbindeki buzlar bir türlü erimez.

Bir de prenseslikten sıkılanlar vardır. Artık onlara bu mertebe ağır hatta sıkıcı gelir. Buna en güzel örnek Roma Tatili filminde Audrey Hepburn`un oynadığı Anna`dır. Büyülü iksir yüzünden değil dadısının ve doktorunun zoruyla koluna şırınga edilen uyku ilacı yüzünden uyuya kalır. Uyuya kaldığı yer ihtişamlı bir prenses yatağı değildir. Roma sokaklarından birindeki herhangi bir banktır. Bütün masalların aksine prensin öpücüğüyle değil çapkın bir gazetecinin  kendisini dürtmesiyle uyanır. Hayatının en renkli iki gününü uzun boylu bu genç adamla geçirir. Üstüne üstlük saçını kestirir, avam kamarasındakiler gibi pijama giyer.

Bir de kayıp prensesler vardır ki onlar prenses olduklarını bilmezler. Ama içlerinden bir ses onlara her zaman prenses olduklarını hissettirir. Mesela son Rus Çarı’nın en küçük prensesi Anastasya onlardan biridir.

Sonunda ister pamuk prenses gibi pembe yanaklı ister karlar prensesi gibi soğuk ama karizmatik olalım her birimiz bir yerde kendimizin, bencilliğimizin ya da egomuzun prensesiyiz. Bizi uyutan kötü kalpli egonun oyununu bozacak prenslere gelince, hepsi uzun boylu, sarışın, centilmen ya da kibar olmayabilir. Hatta bazıları Shrek gibi kaba saba, tombiş hatta çirkin de olabilir.

Önemli olan sonsuza kadar olmasa bile, bir ömür boyu mutlu yaşamaktır.
    
   

 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 3 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

idil { 22 Aralık 2011 07:24:29 }
Beğenerek okudum.Tebrikler.
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Ulusal Giz
Erdoğan demokrasiyi kaldırıyor
Söylenecek Her Şey Hakında - Çağımızın Üç Kahramanı
Avustralya Başbakanı: Erdoğan'ın sözleri düşüncesiz ve aşağılayıcı; ilişkiler gözden geçirilebilir
Başın Sağolsun Yeni Zelanda

Avrupa'da yaşayan Müslümanlar kendilerini siyasetten dışlanmış hissediyor
An ve zamanda Avrupa Birliği
Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık
Papa Fransis inançsız mı?
Onların bütün ümidi gençlikte değil

Yabancı yatırımcının yeni endişesi: Erken seçim
Sri Lanka'da gerçekleştirilen Paskalya Bayramı saldırılarından korkunç ayrıntılar
Trump devrinde petrolün jeopolitiği
Türkiye en sefil 10’uncu ülke oluyor
Soğan fiyatları sonun başlangıcı mı?

Pasaportun yolculuğu
“Dünyanın sonuna” gidiyorlar!!!
Narsisizm nedir ve görülme sıklığı neden artıyor?
2019’da bizi bekleyen ölümcül 10 tehlike
2050'de, 60 yaşın üzerinde 2,1 milyar insan var olacak

Zamannın ruhuna aykırı bir sergi
Kendini unutup insanı bulmak
Kafka hayranlarına sevindirici bir haber
Parayı giyinmek ya da sanatı yaşamak
Sansüre karşı ‘Yollara Düştük’ belgeseli erişime açıldı!

Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları

Çin’in plastik atıklarının yeni adresi Türkiye
Varlığımız varlığına armağan mı ceza mı?
‘Uyurgezer’ adımlarla felakete doğru
Dünyanın turnusol kâğıdı
2018 İklim Raporu: Dünya'yı kurtarabilecek son nesil biziz

Anı yakalamak
Yapay Zeka psikiyatrik tedavilerde kullanılacak
Wing drone ile kargo servis izni aldı.
Facebook şifrelerinizi yine değiştirmenin zamanı geldi
Pasaport yerine geçecek yüz tanıma yazılımı geliyor

Kibir Hastalığı
Yeni diller ortaya çıkıyor
42000 yıllık at cesedi bulundu
Ayakta Uyumayın Sağlıklı Uyuyun
NASA’dan yapılan duyuru ana hatları ile şöyle.

Dünyanın en yaşanılabilir şehri : İstanbul 130 Sydney 11. sırada
Kadınların hak eşitliği oranı Avusturalya'da %96.8 Türkiye'de %79.38
Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 126 ülke arasında 109'uncu sırada
Türkiye, Rusya, Brezilya ve Endonezya ile aynı kategoride
Türkiye ekonomik özgürlükte sınıfta kaldık

Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?
Çocuklarını Kurban eden 10 Uygarlık
BEKA MEKA
Hangi inanç bu kanlı elleri temizler?
Umudum yok İnadım var!

Bu pazar iyi dinlenin anneler, sonraki her gün yine yorulacaksınız
GUGUK
İnansak mı?
60 Sene Sonra
Üç resimde felsefe - ÇİN GÜNCESİ

Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git