A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Kelin Merhemi

Kategori Kategori: Nalına Mıhına | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Metin Atamer | 18 Nisan 2019 12:05:01

Geçen hafta Londra’da olan değerli dostlarımdan telefon aldım. Ülkelerinde gelinen çıkmazda neler yapılabilir konulu bir toplantı yapacaklarını söylediler. Anadolu gazete yazarlarından bir kişiyi davet etmek istemişler. Victor’un aklına ben gelmişim. Sarılmış telefona “Metin Çarşamba günkü toplantımıza davet etsek gelir misin?” Victor’u uzun senelerdir tanırım. Sunday Times gazetesinde köşe yazarı olarak görev yapmakta. Kırk yıldır arkadaşlığımız devam etmekte.


İlk tanıştığımız günlerde Daily News adlı gazetede muhabir olarak çalışmaktaydı. Daha sonraları yazarlığa terfi etmişti. BBC’de bir ara muhabirlik yapmış, orada da çalışırken bağlarımızı hiç koparmamıştık.



Ankara’dan Londra uçağı olmadığından İstanbul aktarmalı bilet aldım. İstanbul’daki yeni havaalanına indik. Havaalanı açılalı bir gün olmuş, kimse neyin nasıl olacağını bilmediğinden kaybolmamak adına İstanbul’daki transfer için yardım istedim. Uçaktan indiğimizde kapıda yanlarında elektrikli yürüyen sandalye olan yolcu yardımcıları ile karşılaştım. Gideceğim kapıya kadar beni götüreceklerini söylediler. Teşekkür ederek pilli tekerlekli sandalyeye bindim. Yola koyulduk. Sandalyeyi kullanan delikanlı ile başladık sohbete. “Amca, bu hava alanı erken açıldı, herşey bitmemiş durumda. Havaalanının bitmesine daha bir kaç sene gerekir.’’ demesinden, onların da pek mutlu olmadıklarını anladım. Zaten uçaklara yakıtı Azerbeycan verecek, Havaalanı içindeki bütün satış mağazaları yabancıların. Sadece bir tane lokanta Recep beyin çocuklarınınmış.

Kanımca bu dükkanlar ve servisler için bir sözleşme yapılmış olsa gerek ki sözleşme adına alelacele bu havaalanı açıldı. Sağlimen uçağa binip Londra yolunu tutarken, yeni İstanbul hava limanında boş uçak park yerlerinde onlarca 737 uçağının durduğunu seyretmek, ekonomi adına üzüntü duymamak elde değildi. Kalkış için bir pistin başına gittik, rüzgar yön değiştirdi izahı ile bir başka kalkış pistine yollandık.

Londra’da Victor ve Barry havaalanında beni karşıladılar. Otele gitmeden önce Westminister’de gazetecilerin  gittiği PRESS adlı bir puba gittik. Etraf gazeteci dolu. Ben de hemen konuşulan konunun içinde buldum kendimi. İngiltere’de BREXİT konusunda halk ve parlemento arasında oluşan sürtüşmeye nasıl bir çözüm bulunacak diye herkes bir fikir atmaktadı ortaya . Ertesi günü yapacağımız toplantıya bir alıştırma niteliğinde idi bu tartışmalar. Charing Cross’daki PRESS Pub’da  birer biraları yuvarladık. Daha sonra ikinci biralar geldi. Benim alışamadığım bir içki içme kültürü vardı karşımda. Derken üçüncü bardaklar geldi. Benim istihab haddimin sınırı zorlanmaktaydı. Kimileri tuvalet ihtiyaclarını giderip döndüklerinde, içmeye devam etmekteydiler. Dördüncü bardakta benimde sınırlarım zorlandı, yorgun düşmüştüm. Ortada konuşulan konularda halkın yeterince bilinçlenmediği için İngiliz halkının Avrupa birliğinden çıkma kararı ülkeye zarar verecekti. Burada basının çok etkisi olduğunu söylemekteydiler. Halkın ayrıntıları bilmediğinden verdikleri olumsuz oyların konuyu nereye götüreceğinden habersiz oldukları tartışılmaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ülke meselelerinin bir PUB ortamında tartışılması beni yormaktaydı. Gecenin bir yarısında konuyu kapatmak mecburiyetinde kaldığımızda zaten pub kapanma saatine gelmişti. Ertesi gün otelden alacaklarını söylediler. Oteldeki odama zor attım kendimi.

Ertesigün Westminister deki parlemento binasına gittik. Basın mensupları ile başbakanın yapacağı konuşma için  beyaz boyalı odada yerlerimizi aldık. Zarif  bir hanım  olan Theresa May  gelip kürsüden samimi düşüncelerini paylaştı. Basının bu konuda önemli görevi olduğunu söyledi ve toplantıya gelenlere düşüncelerini sordu. Victor elini kaldırarak Türkiye’den bir misafir basın mensubu olduğunu ve bana söz verilmesini önererek beni işaret etti.  Kibar bir başbakan olarak Theresa May beni işaret ederek  “Yes Mr. Atamer” diyerek düşüncelerimi sordu.

Ben de konunun basit bir işlem hatası olduğunu ifade ederek, zaten halk yeterince aydınlanmamış, belirsizlik ise küçük bir oranla olumsuzluğu göstermiş, Bu nedenle yöresel yargıçlardan bir kurul oluşturun, olumsuz oyları tekrar saysınlar ve sonucun ne olması gereğini de bu yargıçlara dikte edin, istediğiniz neticenin çıkacağından eminim dedim “Bakın biz bunu ülkemizdeki yerel yönetim seçimlerinde denedik. Sonuca neredeyse ulaşacaktık.” dediğimde salonda sessizlik hüküm sürdü. Başbakan’ın yeşil gözlerinde bir anda ışık yandığını hissettim. Barry  ve Victor yanıma geldi “Metin bunu telefonda da bize söyleyebilirdin” dediklerinde gözlerimde ve dudaklarımdaki gülümsemeyi anladılar, uykudan uyandığımda Onlara unuttum diyemedim ‘Kelin merhemi olsa kendi başına sürer’ diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Ulusal Giz
Erdoğan demokrasiyi kaldırıyor
Söylenecek Her Şey Hakında - Çağımızın Üç Kahramanı
Avustralya Başbakanı: Erdoğan'ın sözleri düşüncesiz ve aşağılayıcı; ilişkiler gözden geçirilebilir
Başın Sağolsun Yeni Zelanda

Avrupa'da yaşayan Müslümanlar kendilerini siyasetten dışlanmış hissediyor
An ve zamanda Avrupa Birliği
Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık
Papa Fransis inançsız mı?
Onların bütün ümidi gençlikte değil

Yabancı yatırımcının yeni endişesi: Erken seçim
Sri Lanka'da gerçekleştirilen Paskalya Bayramı saldırılarından korkunç ayrıntılar
Trump devrinde petrolün jeopolitiği
Türkiye en sefil 10’uncu ülke oluyor
Soğan fiyatları sonun başlangıcı mı?

Pasaportun yolculuğu
“Dünyanın sonuna” gidiyorlar!!!
Narsisizm nedir ve görülme sıklığı neden artıyor?
2019’da bizi bekleyen ölümcül 10 tehlike
2050'de, 60 yaşın üzerinde 2,1 milyar insan var olacak

Zamannın ruhuna aykırı bir sergi
Kendini unutup insanı bulmak
Kafka hayranlarına sevindirici bir haber
Parayı giyinmek ya da sanatı yaşamak
Sansüre karşı ‘Yollara Düştük’ belgeseli erişime açıldı!

Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları

Çin’in plastik atıklarının yeni adresi Türkiye
Varlığımız varlığına armağan mı ceza mı?
‘Uyurgezer’ adımlarla felakete doğru
Dünyanın turnusol kâğıdı
2018 İklim Raporu: Dünya'yı kurtarabilecek son nesil biziz

Anı yakalamak
Yapay Zeka psikiyatrik tedavilerde kullanılacak
Wing drone ile kargo servis izni aldı.
Facebook şifrelerinizi yine değiştirmenin zamanı geldi
Pasaport yerine geçecek yüz tanıma yazılımı geliyor

Kibir Hastalığı
Yeni diller ortaya çıkıyor
42000 yıllık at cesedi bulundu
Ayakta Uyumayın Sağlıklı Uyuyun
NASA’dan yapılan duyuru ana hatları ile şöyle.

Dünyanın en yaşanılabilir şehri : İstanbul 130 Sydney 11. sırada
Kadınların hak eşitliği oranı Avusturalya'da %96.8 Türkiye'de %79.38
Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 126 ülke arasında 109'uncu sırada
Türkiye, Rusya, Brezilya ve Endonezya ile aynı kategoride
Türkiye ekonomik özgürlükte sınıfta kaldık

Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?
Çocuklarını Kurban eden 10 Uygarlık
BEKA MEKA
Hangi inanç bu kanlı elleri temizler?
Umudum yok İnadım var!

Bu pazar iyi dinlenin anneler, sonraki her gün yine yorulacaksınız
GUGUK
İnansak mı?
60 Sene Sonra
Üç resimde felsefe - ÇİN GÜNCESİ

Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git