A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Leylaklar Açacak Kiraz da Çıkacak ve ”Ölmeme Günü” Hep Var Olacak

Kategori Kategori: Yaşam | Yorumlar 0 Yorum | 26 Mart 2015 05:37:03

“Eğer berbat bir şeyler olmuşsa, unutmak için içersin; iyi bir şeyler olursa kutlamak için içersin ve hiçbir şey olmamışsa bir şeyler olması için içersin” demiş nursuz sıfatlı Bukowski. Sen zaten anca viski iç, at yarışı oyna, odanı pis tut, tanımadığın kadınları eve at. Pis herif…

Bukowski’ye Adile Teyze fırçası kaymayı hep istemişizdir. Ne o Amerikan tripler, bir havalar, böyle bir Ay’ın karanlık yüzü şekilleri falan… Nejat İşler misin birader?



Yazar çizer takımının alkol sevdası yeni keşfedilen bir hadise değil. Seviyorlar içiyorlar. İçmeyip de ne yapsınlar. Haklılar da. Yakışıyor. Ama bazılarının masasına daha çok yakışıyor meret. Çünkü içtikleri farklı, yazdıkları farklı, dedikleri farklı… Kiminin ağzına sigara bir başka yakışır ya hani, içki de onun gibi.

Mesela girişteki yazıdan Bukowski’yi çıkarıp yerine üzerinde beyaz atletiyle, kısık gözleri ve kısık sesiyle konuşan bir Bruce Willis karakterini koyalım, hiç sırıtmaz. Amerikan kafası… Bir anda karşımıza çıkan, destursuz masaya gelip öylece oturan.

Listemizdeki masa daha esprili, daha romantik, daha edepli. Hatta Edip Cansever’li, Turgut Uyar’lı, Can Yücel’li, Cemal Süreya’lı, Ferhan Şensoy’lu, Tomris Uyar’lı… Evet o meşhur “Ölmeme Günü” masası. 1981’den Turgut Uyar’ın ölümü 1985’e kadar, her sene 26 Mart’ta buluşulup demlenilen siyah beyaz günlerin anısı. Bir rakı masasından havalanan kelimelerin yaralı kelebekler gibi İstanbul semalarında uçuştuğu günlerin masası.

Bu masa, Atilla İlhan’ın: “Şairler ayakta ölürler, bunlar alkolden öldüler” dediği çok güzel bi masa



Bu masa edebiyatımızın yeri kalplerde her daim rezerve masası. Hikayeyi bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Yarın yani 26 Mart günü Ölmeme Günü’dür. İsmindeki şiirsellikten anlayacağınız üzere edebiyatımızın en etkili yazarlarının, her sene toplanıp bir meyhanede demlendikleri, demlenirken de aşktan, siyasetten ve yaşamın her halinden gelişine konuştukları gündür Ölmeme Günü. Can Yücel, Edip Cansever, Turgut Uyar, Tomris Uyar, Ferhan Şensoy ve daha niceleri geçer Ölmeme Günü masasından. Peki nedir bu meşhur Ölmeme Günü’nün aslı?

İkinci Yeni’nin isimleri her sene aynı gün buluşurlar; çünkü “Rakı içtiğin gün ölemezsin”



Cemal Süreya söyleyince 10 Bukowski gücünde olmuyor mu sizce de: “Ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.” En başta içtikleri farklı demiştik ya hani, hiç viskiye benzer mi rakı muhabbeti…

Ölmeme Günü’ne dair anlatılan farklı hikayeler var. Masada şiirinin ustaları olunca efsaneler de yürümüş gitmiş haliyle. İlk önce en çok bilinenden başlayalım, sonra masadaki şahitlerden fotoğrafçı İsa Çelik’in ağzından esas hikayeyi dinleyelim.

Rumeli Hisarı’nda artık açık olmayan Avcılar adlı meyhanedeyiz



Bugün artık fazla kalmayan tam bir müdavim mekanı. Masaya oturduğunuz an beyazın kırmızının (haydari-ezme) geldiği, rakıyı nasıl içtiğinizin bilindiği yerlerden. Turgut Uyar, Tomris Uyar ve Edip Cansever’in başını çektiği bir grup şair masayı kurmuş, “Allah kimseyi meyhanesiz memlekete düşürmesin” keyfinde muhabbetin dibine vurmuştur.

O gün masada kimsenin tam bilemediği bir kadın vardır



Rakılar üçüncü dubleye eriştiğinde kadın başlar umutsuzluğundan ve acısından bahsetmeye. Masa yavaştan dikkat kesilir, merak yavaş yavaş yerini şaşkınlığa bırakır. Vücudunda kalmış bir iğne vardır masadaki kadının. Kalbine çok yakın bir yerdedir iğne. Bir süre sonra kalbe saplanacağından korkulan bir iğne. Kadın muhtemelen ölecektir.

Herkes susar sonra rakılardan birer yudum alınır



Turgut Uyar dayanamaz daha fazla. Bir şişe rakı ister masaya. Uğruna şiirler yazılan kadın Tomris Uyar koca gözleriyle döner bakar. Rakı gelir masaya. Turgut Uyar tüm şairlere imzalatır şişeyi ve ölüm korkusuyla dolu kadına döner: “Bu şişeyi al; gelecek sene bugüne kadar sakla, 26 Mart’ta burada yine buluşup birlikte içeceğiz bu rakıyı.” der. İçki alemlerinin bu unutulmaz cümlesiyle bir geleneğin ilk adımları atılır. Ölmeme Günü başlamıştır.

Yıllar sonra o masadakilerden İsa Çelik ile efsanelere konu olan olayın aslı için buluşulur



Kaynak o kadar sağlam ki, Turgut Uyar ölmeden önceki son şişe resimde gördüğünüz İsa Çelik’tedir. Kalbe iğne batması kadar acı bir hikaye değil. İş zaten o noktaya nasıl gelmiş bilinmez. Muhtemelen duyguların şelale olduğu bir anda, başka bir meyhanede, başka bir masada, bambaşka bir konu gelip eklenmiş Ölmeme Günü’nün ardına.

Beyoğlu’nun belki de son güzel zamanlarına denk gelir Ölmeme Günü



Sağ başta oturan kişidir İsa Çelik. Olayı ilk ağızdan anlatır. Dedik ya ekip zaten yemeyi içmeyi seviyor. Beyoğlu’ndaki pasajlar ikinci ev gibidir birçok akşamcı gibi onlara da. Sadece onlara mı Edip Cansever, Behçet Necatigil, Sait Faik de müdavimdir Beyoğlu’na. Çiçek Pasajında hâlâ varlığını koruyan Sev-iç’e de sık gidilir, bugün yandığı için artık olmayan meşhur Krepen Pasajı’na da.

12 Eylül sonrası yine bir buluşma günü ayarlanır




Dedik ya Krepen Pasajı diye. Hani yandıktan sonra bugün Nevizade’de Krependeki İmroz, Krependeki Kadir adlı meyhanelerde kalmıştır ismi. İşte o Krepen’de bir de meşhur Neşe’nin Yeri vardır. Tomris Uyar der ki İsa Çelik’e, “hadi yarın gel Krepen’de Neşe’de buluşuyoruz.”

“Rakı ve Özgürlük” günü diye bir şey düşündük



İçmeye ne güzel bahane. Rakı ve özgürlük günü. İlk plan budur aslında. İsa Çelik darbe sonrası dönemde sıkıntılı günler yaşamaktadır. “Rakı, özgürlük güzel de, ben her yerde aranıyorum” diye cevap verir. Gelirsin gelmezsin derken, ortama bir tanıdıkları olan Tombalacı İsmet girer oturur. Morali bozuk gibidir. İsa Çelik “İsmet neyin var? Bir ölük halin var” der. Ölük kelimesi o an öylesine çıkıverir Çelik’in ağzından.

Tomris Uyar kıpır kıpır, hemen bir büyük rakı söyler



“İsmet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve önümüzdeki yıl bu rakıyı burada açıp içeceğiz” diye devam eder Tomris Uyar. Rakı ve Özgürlük günü o gün doğduğu gibi yok olur. Buluşma günlerinin adı Ölmeme Günü olmuştur. Ölmeme Günü buluşmalarının aslı bu hikayeye dayanır.

Rakı tezgahta kağıda sarılır ve bantlanır



Çünkü İsa Çelik, Tombalacı İsmet’e güvenmez. Rakıyı o şekilde teslim ederlerse alçak İsmet şişeyi gece hemen kana karıştıracaktır. Herkes rakının üzerini imzalar ve sonra İsmet’e verirler. Fikir Tomris Uyar’dan uygulama İsa Çelik’ten. 1981’de bir tombalacı olan İsmet’in “ölük” hali, 1985’de Turgut Uyar’ın ölümüne kadar devam eden buluşmaların öncüsü olur.

Bonus: Ölmeme Günü’nü gündeme taşıyan Grizine  bu fikri yeniden hayata döndürmek istiyor, üstelik katılmak için giriş bileti gibi şeylere de ihtiyaç yok



Grizine ekibi Facebook sayfalarından diyor ki: Taksim civarlarında bir meyhanede veya bir evde sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşsanız. Geçmişi gelecek yapan sohbetleri kucaklasanız… Arzu duyarsanız ki biz çok isteriz #ölmemegünü etiketi ile fotoğraflar paylaşsanız.

Belki.. Yine, isterseniz… Hep birlikte 26 Mart bittiğinde, saatler gece 12’yi gösterdiğinde Peyote’de buluşsak. Birer bira içip dağılsak yahut dağılmasak da yalpalansak? Buna ilk bu 26 Mart birlikte başlasak?

Engin Özer | listelist.com

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







'Dijital fişleme'
'Gezi Kuşağı' Türkiye'yi terk ediyor
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında akşam pazarı...
Ders kitabına göre Gezi 'dış mihrakların işi'
#BeniBulAnne

Üçlü zirvede onaylanan 12 maddelik Tahran bildirisi
Suriye’de ölen isyancıların ailesine Türkiye’de ev sözü
ABD'nin İran'a yaptırımlarının Türkiye'ye etkisi ne olur?
Türkiye'de son seçim anketi açıklandı.
Gel de bu başkanın sözüne inan!

Bıçak kemiğe dayanmış!
Fitch'ten uyarı üstüne uyarı!!!
TL, değer kaybında Arjantin’le yarışıyor
Hayali düşmanla savaşan Türk ekonomisi
Erdoğan'ın ABD'nin elektronik ürünlerine boykot çağrısı dış basında…

ÇOCUK
Tek kullanımlık naylon poşetleri tüm mağazalarından kaldırıyor
Kadınlık hallerı, yaşanmışlıklar : Oğlum ölüyor galiba
Dünyanın en eski şişe mesajı Avustralya'daki kumsalda bulundu
Çocuk gelin sayısında utandıran birincilik

Umutsuz ve kitapsız olmayın
Türk Mitolojisinde Erlik Hanın Yeri Tasviri ve Kökeni
Nebil Özgentürk’ün gözünden: 11 dakikalik Aydin Boysan belgeseli
Robert kolej’de
İnsanlığın Karanlık Yüzü

Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi

Yağma ve talanın süresi 49 yıla çıktı
Mercan kayalıkları için 400 milyon dolar
Dünya’nın 6.kitlesel yokoluş olayının eşiğinde
Bu banklar havadaki kiri küçük bir ormandan daha fazla çekiyor
20 yıl sonra Türkiye …!

Kripto para üretiyor olabilirsiniz!
Milyonlarca kişi cep telefonu ile tehlikede!
'Milyonlarca insanın kişisel verileri, ticari ve siyasi amaçla kullanıldı'
Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?

Yedi Neşeli Ahtapot
Bir şehri 2000 yıl sonra ortaya çıkardı
'Son Troyalı'nın iskeleti bulundu
Büyük Set Resifi'ni robotlar koruyacak
Annesi Neanderthal, babası Denisovan bir melez

Avustralya’da Z kuşağının dünya görüşü…
Türkiye’den göç %42 arttı.
Viyana yedi yılın birincisi Melbourne kentini geride bıraktı.
15 yılda 20.447 işçi “iş kazalarında” can verdi
Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sıraya geriledi

Bir zamanlar sığınaktı
Işıltı
Yalnız mıyım değil miyim?
Aziz Sancar: Ülkeye küsüm
Gemi adamı cüzdanlı bir kadın!!!

Eğri Oturup
YALAN
Edebiyat Notları, Temmuz - Ağustos
Edebiyat Notları, Mayıs - Haziran
STRUMA

Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git