A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

DİL DEMİŞKEN

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Gündoğdu Gencer | 09 Ağustos 2025 02:54:58

Genel tahminlere göre Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun ana dilinin Kürtçe olduğu belirtiliyor. Sonradan bir başka dil öğrense, konuşsa da herkesin ana dilinin gönlünde özel bir yeri vardır. Ne yazık ki Türkçe konuşan çoğunluğun büyük bir kısmı 300-500 sözcükle idare etmektedir. Sözcükler insanların kendilerini, düşündüklerini, hissettiklerini ifade aracı olsa da, aynı zamanda düşünmelerinin çapını da belirler. 300-500 sözcükle konuşan kişinin incelikleri, nüansları ne anlamasına, ne de ifade edebilmesine olanak vardır.




“Kar” kavramının İnuit (Eskimo) dilinde birçok karşılığı varken bunun sadece bir karşılığı olan bir dili konuşan kişinin İnuit dilinde konuşan kişiyle anlaşmasına olanak yoktur. Nüanslar yitirildiğinde, düşünce kalıpları siyah-beyaz olarak biçimlenir ve dil anlaşma değil “anlaşamama” aracı olur. Buna bir de ana dili farklı olan insanların nasıl iletişim kuracakları sorunu da eklendiğinde iş iyice çetrefilleşir. Bazıları Kürtçenin %22'sinin Farsça, %21'inin Arapça, %12'sinin Türkçe, %33'ünün Süryanice, Ermenice, Rusça, Rumca, Keldanice ve Gürcüce gibi diğer dillerden geldiğini belirterek Kürtçeyi yok saymaya ya da itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bunun çok basit bir yanıtı var elbette. Bugün dünyada Çince (Mandarin) ve İspanyolcadan sonra en çok konuşulan (ve ikinci dil olarak öğrenilen en yaygın) dili olan İngilizce sözcüklerin kökenlerine bakalım: Fransızca %29, Latince %29, Cermen Dilleri (Eski İngilizce, Eski Norsça vb.) %26, Grekçe %6, diğer diller %6, özel isimlerden türeyenler %4. Toplam %100. Türkçe sözcüklerin %6’sı Arapça, %5’i Fransızca, %1’i Farsça ve %1’i diğer dillerden (İngilizce, Rumca, Almanca, İtalyanca, Latince, Grekçe, Rusça). Yani İngilizce nasıl bir dilse, Türkçe nasıl bir dilse, Kürtçe de öyle.

Türkiye’de azımsanmayacak bir azınlığın ana dili olan Kürtçe yalnızca Kürtler tarafından değil, genel nüfus tarafından da öğrenilmesi, yaşatılması ülkenin kültürel zenginliğine katkı sağlayacaktır. Ancak bu noktada bazılarımızın bilinçsizce, bazılarının da kasıtlı olarak iki şeyi birbirine karıştırdığını görüyoruz. “Ana dil eğitimi” tartışmasız, yalnızca Kürtçe için değil, Türkiye’de konuşulan her dil için değerli ve gereklidir, saygı gösterilmelidir, ama “ana dilde eğitim” dendiğinde bir ülkede eğitimini iki ayrı dilde gören kişilerin anlaşmaları, birbirlerini anlamaları ve bir arada yaşama iradeleri tehlikeye girer. Dünyada dil çeşitliliği en fazla olan ve yaklaşık 10 milyon nüfuslu ülke Papua Yeni Gine’de tam 839 dil konuşulmaktadır. Her kabilenin kendi dili vardır ve bir kabile üyeleri komşu kabilenin dilinden anlamamakla kalmayıp onu düşman bellemektedir ve yakın geçmişe kadar iş yamyamlığa kadar varmaktaydı. Ve Papua Yeni Gine devleti bu günlerde eğer bir arada yaşayacaksak ortak tek bir dil olmasa da, en azından ortak birkaç dilimiz olsun diye uğraşmaktadır. Çünkü klişe bir deyimle “dil, toplumların çimentosudur”. Resmi dili tek olmayan ülkeler var mı? Var. Buna belki en iyi örnekler iki resmi dilli Kanada ve dört resmi dilli İsviçre olabilir. Bunları örnek gösterip “bakın, bunlar bölünmüyorlar, Türkiye’nin de iki resmi dili olursa biz de bölünmeyiz” diyenler gibi bir de “bölünmeye yol açacaksa açsın”, ya da (kuşkusuz kendini herkesten akıllı sanan Apo’nun düşündüğü gibi) “bu bölünmenin ilk adımıdır” diyenler de vardır ve olabilir. Bu noktada ister istemez uluslararası konjonktüre bakmamız gerekmektedir ve emperyalizmin yeni tanımı küreselleşme (globalisation) olgusunu göz ardı etmememiz, bu perspektifi yitirmememiz gerekir. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sömürgeci emperyalist güçlerinden olan İngiltere’nin (öteki de İspanya) ve II. Dünya Savaşı sonrası bu mirasa sahip çıkan ABD’nin hiç eskimemiş ve geçerliliğini yitirmemiş doktrini “böl ve yönet” (“divide and conquer” aslında “böl ve fethet” anlamına gelse de) yönteminin sonuçlarını dünyanın birçok ülkesinde görmemek için kör olmak gerekir. “Emperyalizmin bir ülkeyi kontrol altına alıp sömürmesi için her zaman bölmesi mi gerekir, bir ulus devleti de kontrol edemez mi, etmiyor mu?” derseniz elbette haklısınız. Emperyalizm bunun da yollarını bulmuştur elbet ama emperyalist sömürüye direnilecekse bir ulusun bölünmeden direnç göstermesi olasılığı güç te olsa vardır ama bölündüğünde bu olasılık neredeyse sıfırdır. İngiltere Hindistan-Pakistan ayrışmasında nasıl Müslüman-Hindu aracını kullandıysa (bu iki ülke hala kaynaklarını birbirleriyle didişmeye harcamıyorlar mı?) bugün ABD de ırk, din, dil, mezhep, coğrafya farklılıklarını kullanmayı öğrenmiştir. Sovyetler dönemi sonrasında SSCB’den kaç ülke çıktığını ve o zamana kadar dünyada bir güç dengesi oluşturan (seversiniz, sevmezsiniz) SSCB yerine bugün nasıl tek kutuplu (ABD ve suç ortakları ile) bir dünya oluşturulduğunu unutmamamız gerekir. “Peki, bu neden Kanada veya İsviçre için tehlike oluşturmuyor da bizim için tehlike olsun?” diyebilirsiniz. Bunu derseniz bugün dünyanın çok uluslu şirketlerinin dünyayı nasıl yönettiklerini, bundan kimlerin ve hangi ülkelerin nemalandıklarını ve Kanada ve İsviçre gibi ülkelerin sömürülenler değil sömürenler safında yer aldıklarını göz ardı edersiniz.

Belki biraz kaba saba olacak ama “emperyalist sömürüye karşıysanız ulus devleti korumamız ve savunmamız gerekir. Bu ulus devlet bugün emperyalizmin baskısı altında olsa da, ulus devlet olmadan bununla mücadele edilemez. Ana dil eğitimine ve kültürel çeşitliliğe ve zenginliklere gönülden evet, ana dilde eğitime kesinlikle hayır”. Emperyalizme, Suriye’nin, Irak’ın, Kıbrıs’ın bölünmüşlüğüne haklı olarak itiraz edenler şimdi beni “ulusalcı” (ne demekse) ya da Kürt düşmanı diye mi yaftalayacaklar? 

Hadi canım!




Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







İngiltere’den Türkiye’ye £35 Milyonluk Ray Sözleşmesi: Fırsat mı, Çıkmaz mı?
Avustralya ve AB teknoloji devleri çocukların sosyal medya erişimini nasıl sınırlandırıyor?
DEVLETLERÜSTÜ ŞİRKET-LER ve BAŞKAN
Türkiye’de Hayvan Hakları İhlallerine Hasidik – Kabala Perspektifinden Bir Bakış
Saraybosna'da "keskin nişancı" iddiasına soruşturma

Çin Japonya'yı Test Ediyor ve Amerikan Kararlılığının Sınırları…
Emeklilerin Büyük Yürüyüşü Başlıyor: 17 Milyon Kişi Artık Sessiz Değil!
Çocuklar için bir öğün: bütçenin %1,5’inden başlayan dünya ölçeğinde bir adalet mücadelesi
Çin'in 'Salam Dilimleme' Stratejisi: Pekin, Güney Çin Denizi'nin Haritasını Nasıl Yeniden Çiziyor?
Trump, Veliaht Prens ve Kaşıkçı'nın Öldürülmesi

Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek
Avustralya - Çin İlişkileri: Avustralya'da Kavga
Gri listeden çıktık ama... AB'nin 2024 Türkiye raporu'ndan çıkan şaşırtıcı gerçekler!
Çin'in beş yıllık planları dünyayı nasıl değiştirdi?
Türkiye'de yoksulluk sınırı 88 bin liraya dayandı.

Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip
Motokuryelerin Sessiz Çığlığı: Sokağın Gölgesinden Yükselen Sınıf Mücadelesi
Gençlerden sonra emekliler de yurtdışına gidiyor.
Cilt kanseri oranında dünyada başı çeken Avustralya'da güneş kremi skandalı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...
JAK İHMALYAN'DAN: “RESİM ANLAYIŞIM”
Jak İhmalyan sergisi İstanbul'da
MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.
Çin, HDMI ve DisplayPort alternatifini piyasaya sürdü.
Telefonlar depremi 30 saniye önce bildirdi…
Çin'den gövde gösterisi: Yarı maratonda robotlar insanlarla yarıştı…

Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.

Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda
AP'den Türkiye'ye sert mesaj: Kriterler müzakere edilemez

İŞGALİN KARANLIĞINDA BİR IŞIK: Veciye Kaşka’yı Unutmayalım
2025 Hazar Türk-Musevi Hakanlığı: Tarih Yeniden Yazılsaydı Dünya Nasıl Görünürdü?
Sürgün Devrim girdabında Isaac Deutscher ve Avraham İşcen
Eriyen Şövalyenin Gölgesinde Devrimci Moses Hess
Kalamış ve Fenerbahçe Kıyıları Tarihiyle, Belleğiyle, Halkıyla Var Olan Bir Yerin Suskunluğa Kurban Edilmesine İzin Vermeyeceği…

Büyük Konuşmak
HUKUK KARGAŞASI
HAİN Mİ ARARSINIZ
KANAS
Kayyum

Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..
Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git