A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Çocuklar için bir öğün: bütçenin %1,5’inden başlayan dünya ölçeğinde bir adalet mücadelesi

Kategori Kategori: Türkiye | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 26 Kasım 2025 06:19:07

Türkiye İşçi Partisi Kadıköy’ün kısa ama çarpıcı çıkışı—“Bütçenin sadece %1,5’i ile tüm çocuklara ücretsiz ve sağlıklı bir öğün verilebilir”—yalnızca bir sosyal politika önerisi değil, aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada derinleşen sınıf uçurumuna, yoksullaşmaya ve gıda adaletsizliğine yöneltilmiş politik bir soruşturmanın kapısını aralıyor. Bir öğünlük kamusal beslenmenin maliyeti hesaplanabilir, fakat bu talebin işaret ettiği şey, bundan çok daha büyük, kamusal kaynakların kimler için, kimlerin pahasına kullanıldığıdır.

Bugün dünya çapında uzman kuruluşların raporları, beslenme krizinin özellikle çocuklar arasında yeniden tırmandığını gösteriyor. Birleşmiş Milletler, UNICEF ve Dünya Gıda Programı (WFP), kötü beslenmenin eğitimden sağlığa, toplumsal cinsiyet eşitliğinden yoksulluk döngüsüne uzanan çok boyutlu etkilerini yıllardır kayıt altına alıyor. “School Meals Coalition” verileri, okul beslenmesi programlarının yalnızca açlığı değil, eğitime devamlılık ve yerel ekonomi açısından da büyük bir çarpan etkisi yarattığını açıkça ortaya koyuyor. Yani mesele basit bir yemek meselesi değil, çocukların yaşam hakkı, gelişim hakkı ve eğitim hakkı.



Bu nedenle TİP’in “%1,5” vurgusu teknik bir hesaplamadan çok daha fazlası, bir ülkenin vicdanı ile bütçesi arasında kurulan keskin bir aynadır.
Çünkü mesele şudur: Çocuklara bir öğün sağlamak için gereken para yok mu, yoksa para yanlış yerlere mi gidiyor?

Neoliberal ekonomi politikalarının belirlediği harcama kalıplarına bakıldığında yanıt açık. 
Yıllardır kamusal kaynaklar, şirketlere tanınan vergi muafiyetlerine, rant projelerine, özelleştirilmiş hizmet maliyetlerine ve sermaye gruplarının çıkarlarına akıtılıyor.

Emekçi aileler ise satın alma gücünün düşmesi, enflasyonun ezici etkisi ve gıda fiyatlarının artışıyla birlikte evdeki tencereyi kaynatmakta zorlanıyor.

Böyle bir tabloda “çocuğun okulda bir öğün yemesi” apolitik, teknik bir talep değil, sermayeden topluma kaynak aktarımı talebidir. Kısacası sınıfsal bir taleptir.

Antikapitalist çerçeveden bakıldığında bu talep, gıdanın metalaştırılmasına karşı kamusal bir alan açar.
Okul yemeği, şirket tekellerinin kontrolündeki tedarik zincirlerine mahkum olmaya, yerel üretici, kooperatif ve kamusal mutfak modelleriyle yeniden düzenlenebilecek bir ekonomi alanıdır. 
Aynı zamanda emekçilerin gelir güvencesi ve çocukların sosyal-kültürel gelişimiyle de doğrudan bağlantılıdır. 
Bir öğün, aynı anda hem eğitim politikasıdır, hem sağlık politikasıdır, hem de sınıf politikasıdır.

Dünyanın pek çok ülkesinde bu programlar, kriz dönemlerinde dayanıklılığı artıran temel bir sosyal koruma mekanizması olarak görülüyor. Pandemide kaçırılan milyarlarca okul öğünü, çocuk yoksulluğunun nasıl hızla derinleşebileceğini ve kamusal hizmetlerin ne kadar hayati olduğunu çarpıcı şekilde kanıtladı.

Bugün küresel uzmanlık, okul öğünlerinin yasal güvence altına alınmasını, yerel üreticiden şeffaf tedariki ve sosyal politikalarla entegrasyonunu öneriyor. Yani mesele teknik olarak da çözümsüz değil, siyasi tercih meselesidir.

Türkiye açısından bakıldığında da tablo aynı doğrultuda ilerliyor. Kaynak var, ama nereye yönlendirileceği iktidarın sınıfsal tercihini ortaya koyuyor.

TİP’in ortaya koyduğu hesap, yalnızca mümkün olanı değil, ihmal edileni gösteriyor. Bir ülkenin bütçesi, değerler beyanıdır.
Çocukların aç kalmaması için gereken %1,5 bulunamıyorsa, asıl sorun kaynak kıtlığı değil, öncelik kıtlığıdır.

Bu nedenle bugün öğretmenlerden sağlıkçılara, sendikalardan mahalle inisiyatiflerine kadar geniş bir toplumsal koalisyonun bu talebi sahiplenmesi gerekiyor.

Çünkü bu mücadele yalnızca çocuklar içindir değildir. Toplumun kendini nasıl bir geleceğe hazırladığıyla ilgilidir. Seçtiği değerlerle, düzenlediği bütçeyle ve dağıttığı ekmekle.

Sonuç olarak “çocuklara bir öğün” talebi, Türkiye’de ve küresel ölçekte neoliberal düzenin görünmezleştirdiği bir hakikati görünür kılıyor. En temel haklarımız için bile her gün yeniden mücadele etmemiz gerekiyor. 

Bir ülke çocuklarına sahip çıkamayacaksa, kime sahip çıkacaktır?

Bütçenin %1,5’i bir maliyet değil, adaletin başlangıç noktasıdır. 

Bu yalnızca bir öğün değil, bir toplumun kendine verdiği söz olmalıdır.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Türkiye’de Engelli İşçiler ve Sınıf Mücadelesi: 3 Aralık’ta Görünmez Kılınan Emek Gerçeğine Devrimci Bir Bakış
MESEM Gerçeği: Çocuk İşçiliği, İş Cinayetleri ve Gözaltılar Karşısında Devrimci İnsan Hakları Mücadelesi
Zehirlenen yalnizca tabaklar değil: Türkiye’de gida güvenliği krizi ve sistemin çürümüşlüğü…
İngiltere’den Türkiye’ye £35 Milyonluk Ray Sözleşmesi: Fırsat mı, Çıkmaz mı?
Avustralya ve AB teknoloji devleri çocukların sosyal medya erişimini nasıl sınırlandırıyor?

Sadece İsimde Ateşkes: Gazze'nin Uzun Süren Araf Dönemi
Çin Japonya'yı Test Ediyor ve Amerikan Kararlılığının Sınırları…
Emeklilerin Büyük Yürüyüşü Başlıyor: 17 Milyon Kişi Artık Sessiz Değil!
Çocuklar için bir öğün: bütçenin %1,5’inden başlayan dünya ölçeğinde bir adalet mücadelesi
Çin'in 'Salam Dilimleme' Stratejisi: Pekin, Güney Çin Denizi'nin Haritasını Nasıl Yeniden Çiziyor?

ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek
Avustralya - Çin İlişkileri: Avustralya'da Kavga
Gri listeden çıktık ama... AB'nin 2024 Türkiye raporu'ndan çıkan şaşırtıcı gerçekler!
Çin'in beş yıllık planları dünyayı nasıl değiştirdi?

"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip
Motokuryelerin Sessiz Çığlığı: Sokağın Gölgesinden Yükselen Sınıf Mücadelesi
Gençlerden sonra emekliler de yurtdışına gidiyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...
JAK İHMALYAN'DAN: “RESİM ANLAYIŞIM”
Jak İhmalyan sergisi İstanbul'da
MADELEİNE RİFFAUD, 1924-2024

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.
Çin, HDMI ve DisplayPort alternatifini piyasaya sürdü.
Telefonlar depremi 30 saniye önce bildirdi…

Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.

Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda
AP'den Türkiye'ye sert mesaj: Kriterler müzakere edilemez

Vatan kirim’a sahip çıkmak: Teslimiyete karşı onurlu direniş
İŞGALİN KARANLIĞINDA BİR IŞIK: Veciye Kaşka’yı Unutmayalım
2025 Hazar Türk-Musevi Hakanlığı: Tarih Yeniden Yazılsaydı Dünya Nasıl Görünürdü?
Sürgün Devrim girdabında Isaac Deutscher ve Avraham İşcen
Eriyen Şövalyenin Gölgesinde Devrimci Moses Hess

Büyük Konuşmak
HUKUK KARGAŞASI
HAİN Mİ ARARSINIZ
KANAS
Kayyum

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git