A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Fotoğraftaki Beyaz Adam

Kategori Kategori: Fotoğrafın anatomisi | Yorumlar 2 Yorum | Yazar Yazan: Haberci | 14 Haziran 2020 02:31:00

Bazen fotoğraflar aldatır. Örneğin bu fotoğrafı ele alalım. Mexico City'deki 1968 Yaz Olimpiyatları'nda 200 metrede madalya kazandıkları gün, John Carlos ve Tommie Smith'in beklenmedik başkaldırısını temsil ediyor ve kesinlikle uzun bir süre beni aldattı. Fotoğrafı her zaman çıplak ayaklı iki siyah adamın güçlü bir görüntüsü olarak gördüm, başları eğik, siyah eldivenli yumrukları havadayken, ABD Ulusal Marşı çalınmıştı. Afro-Amerikan sivil haklarına destek veren, simgesel olarak güçlü bir davranıştı yaptıkları, özellikle Martin Luther King ve Bobby Kennedy'nin öldüğü acılı bir yılın ardından.



Bu iki kara derili sporcunun tarihi bir fotoğrafı. Bu nedenle madalya podyumunun ikinci basamağında, kıpırtısız duran diğer beyaz sporcuya hiç dikkat etmedim. Onu rastgele bir varlık, Carlos ve Smith'in anında bir fazlalık, ya da bir tür çağrılmamış konuk olarak gördüm. Aslında, sadece sıradan bir İngiliz gibi görünen adamın donmuş kıpırtısızlığında, Smith ve Carlos'un sessiz karşı çıkışlarına bir direnme arzusu olduğunu bile düşündüm. Ama yanılmışım.

Gianni Mura'nın eski bir  makalesi sayesinde, bugün gerçeği keşfettim: fotoğraftaki beyaz adam, belki de 1968'deki o gecenin üçüncü kahramanı idi. Adı Peter Norma idi, 200 metrede, yarı finalde 20.22 gibi muhteşem bir başarım  sergileyerek, diğer iki Amerikalı ile birlikte finallere kalan bir Avustralyalıydı.  Tommie “Jet” Smith  ve  John Carlos  yarı finalde daha iyisini başarmıştılar: sırasıyla 20.14 ve 20.12.



Sanki, zafer iki Amerikalıdan birinin olacak gibi görünüyordu. Norman, bilinmeyen bir atakçı koşucu idi, bir iki tane iyi koşu çıkarmıştı. Yıllar sonra John Carlos kendisine, 167cm boyundaki,  kendisi ve Smith gibi 187cm’den daha uzun olan iki koşucu kadar hızlı  koşan küçük beyaz adama ne olduğunun sorulduğunu söyledi.

Final zamanı gelir, ve tanınmayan Peter Norman, ömrünün yarışını çıkarır. Şimdiye kadarki en iyi başarımıdır 20.06lık derecesi ve Avustralya’nın 47 yıl sonra bugün bile kırılamamış en üst derecesidir.

Ancak bu yeterli olmamıştı, çünkü Tommie Smith gerçekten de “Jet” idi ve Norman'ın Avustralya derecesine dünya derecesi ile yanıt vermişti. Kısacası, harika bir yarıştı. Ancak yine de yarış sonrası yapılan ödül töreni kadar unutulmaz değildi.

Yarıştan sonra, madalya podyumunda eşi görülmemiş büyük bir olayın gerçekleşmek üzere olduğunu anlamak uzun sürmedi. Smith ve Carlos, tüm dünyaya insan hakları için savaşmanın nasıl olacağını göstermeye karar verdi ve sporcular arasında söylenti yayıldı.

Norman, ayrımcı yasalara sahip, neredeyse Güney Afrika kadar katı bir ülke olan Avustralya'dan gelen beyaz bir adamdı. Beyaz olmayan göçmenlere ağır sınırlamalar getirilmesi ve yerli ailelerin çocuklarının zorla alınarak beyazlara evlatlık verilmesini de içeren ayrımcı yasalara karşı, Avustralya sokaklarında,  gösteriler oluyor, gerginlikler yaşanıyordu.

İki Amerikalı Norman'a insan haklarına inanıp inanmadığını sormuştu. Norman inandığını söyledi. Ona Tanrı'ya inanıp inanmadığını sordular.  Kurtuluş Ordusu’nda *  çalışmış bulunan Norman,  Tanrı'ya güçlü bir şekilde inandığını söyledi.  John Carlos’un şöyle hatırlıyor. “Yapacağımızın herhangi bir atletik başarıdan çok daha büyük olduğunu biliyorduk.  Sizinle birlikteyim, dedi.  Norman'ın gözlerinde korku görmeyi umuyordum ama onun yerine sevgiyi görmüştük. ”

Smith ve Carlos, eşitlik savaşını destekleyen bir sporcu hareketi olan İnsan Hakları Olimpiyat Projesi rozetini giyerek stadyuma çıkmaya karar vermişlerdi.

Kara derili insanların karşı karşıya olduğu yoksulluğu temsil etme amacıyla madalyalarını yalınayak alacaklardı. Kara Panterlerin davasının simgesi olan ünlü siyah eldivenlerini giyeceklerdi. Ancak podyuma çıkmadan önce yalnızca bir çift siyah eldivenleri olduğunu fark ettiler . “İkiniz de birer tane takın”, dedi Norman. Smith ve Carlos önerisini dinledi.

Ama sonra Norman başka bir şey yaptı. “İnandığınız şeye inanıyorum. Bunlardan bir tane de bana var mı?”  Diğerlerinin göğüslerine taktıkları Olimpiyat İnsan Hakları Rozeti'ni göstermişti.  “Bu şekilde sizin davanıza desteğimi gösterebilirim.” Smith şaşkınlık içinde düşünmeye başlamıştı. “Bu beyaz Avustralyalı adam kim? Gümüş madalyasını kazandı, yalnızca alsa yeterli olacak! ”

Smith, başka rozetin olmadığını söyledi, kendisininkini asla veremezdi. Onlarla birlikte beyaz bir Amerikan kürekçi vardı, Olimpiyat İnsan Hakları Projesi eylemcisi Paul Hoffman. Her şeyi duyduktan sonra, “Eğer beyaz bir Avustralyalı benden İnsan Hakları Olimpiyat Projesi rozeti isterse, Tanrı adına, elbette ona veririm.” diye düşündü. Hoffman duraksamadı “Ona bendeki tek rozeti verdim.”

Üçü alana girdi ve podyuma çıktı: Gerisi artık tarih, fotoğrafın gücünde korunmakta.  “Ne olduğunu göremedim,” der Norman. İplanlarını uyguladıklarını anladım, çünkü kalabalık içinde bir ses Amerikan Ulusal Marşına başladı ama sonra sesi söndü. Stadyum sessizleşti. ”

Amerikan heyet başkanı, bu davranışın sporla hiçbir ilgisi olmadığını düşündüğünü, bu sporcuların bu davranışlarının bedelini tüm yaşamları boyunca ödeyeceklerine söz verdi. Smith ve Carlos derhal Amerikan Olimpiyat takımından uzaklaştırıldı ve Olimpiyat Köyünden kovuldu, kürekçi Hoffman düzen kurmakla suçlandı.

Eve döndüğünde dünyanın en hızlı iki adamı ağır tepkiler  ve ölüm tehditleriyle karşı karşıya kaldı.Fakat sonunda, zaman, haklı olduklarını kanıtladı ve insan hakları mücadelesinde şampiyon oldular. Saygınlıkları geri verildi, Amerikan Atletizm takımı ile işbirliği yaptılar ve San Jose Eyalet Üniversitesi'nde heykelleri dikildi. Peter Norman bu heykelde yok. Podyumun o basamağından eksik bırakılışı, kimsenin fark etmediği bir kahramanın kitabesi gibi duruyor. Unutulmuş bir sporcu, kendi ülkesi olan Avustralya'da bile tarihten silinmişti.



Dört yıl sonra, Münih, Almanya'da gerçekleşen 1972 Yaz Olimpiyatları'nda Norman yoktu. Üstelik, 200 metrede on üç,  100 metre beş kez elemeleri geçmesine karşın, Avustralya atak koşu takımının bir parçası değildi.

Norman, bu hayal kırıklığından sonra yalnızca amatör atletizmde koşmayı sürdürdü.

Değişime dirençli,  ırkçı beyaz Avustralya'ya geri döndüğünde, yabancı gibi tavır gördü. Ailesi dışlandı, iş bulması olanaksızdı. Bir süre beden eğitimi öğretmeni olarak çalıştı, sendikacı olarak eşitsizliklerle savaşımı sürdürdü,  zaman zaman kasap dükkanında çalıştı. Bir yaralanma sonrası kangerene yakalanması onu depresyona sürükledi, alkolizmle ilgili sorunlara yol açtı. 
 
John Carlos'un dediği gibi, “Biz dövülüyorduk ama Peter bütün bir ülkeyi karşısında bulmuştu ve tek başına acı çekiyordu.”  Yıllarca Norman'a kendini kurtarmak için yalnızca bir şans verilmişti:  Kendisini dışlayan düzence bağışlanması için ortak hareket ettiği, John Carlos ve Tommie Smith'in bu davranışını kınaması istenmişti.

Bu bağışlanma, Avustralya Olimpiyat Komitesi aracılığıyla düzenli bir iş bulmasını ve 2000 Sidney Olimpiyat Oyunlarının organizasyonunun bir parçası olmasını sağlayacaktı. Norman, asla pes etmedi ve iki Amerikalının seçimini asla kınamadı.
Tarihteki en büyük Avustralya atak koşucusuydu ve 200 metrelik en yüksek derecenin sahibiydi, ancak Sidney'deki Olimpiyatlara bile davet edilmedi. Bu haberi öğrendikten sonra onu kendi gruplarına çağıran Amerikan Olimpiya Komitesi oldu.  Peter Norman'ı rol modeli ve kahramanı  olarak gören, Olimpiyat şampiyonu Michael Johnson'ın doğum günü partisine de davet ettiler.
Norman, 2006 yılında ülkesi ona yaptığı muameleden dolayı özür dilemeden önce, kalp krizinden aniden öldü. 1968'deki o andan beri dostları olan Tommie Smith ve John Carlos, cenazesinde en önde tabutunu taşıdılar, ve onu bir kahraman olarak uğurladılar.



John Carlos’a göre;  “Peter yalnız bir askerdi. İnsan hakları adına kurban edilen bir kuzu olmayı bilinçli olarak seçti. Avustralya'nın onurlandırması, tanıması ve takdir etmesi gereken ondan başka kimse yok ”

Tommie Smith’e göre ise; “Bu seçimi ile bedel ödedi. Bize yardım etmek yalnızca sıradan bir davranış değildi. Bu onun savaşımıydı. Beyaz bir adamdı, iki kara derili adam arasında, zafer anında ayakta duran beyaz bir Avustralyalı adamdı, hepsi aynı şey adına”.

Avustralya Parlamentosu, sonunda 2012'de Peter Norman'dan resmi olarak özür dilemek ve onu tarihe geçirmek için bir bir önergeyi aşağıdaki metinle onayladı:

Bu  Meclis;
“1968 Mexico City Olimpiyatları'nda 200 metrelik koşu yarışında, halen Avustralya rekoru olan 20,06 saniyelik derecesi ile gümüş madalya kazanan, ölmüş bulunan Peter Norman’ın olağanüstü atletik başarılarını tanımaktadır.”

“Peter Norman'ın, podyumda, 'kara güç' selamı veren,  Afro*Amerikan Sporcuları Tommie Smith ve John Carlos ile dayanışma içinde olarak,  İnsan Hakları için Olimpiyat Projesi rozeti giyme cesaretini takdir etmektedir.”

“1972 Münih Olimpiyatlarına katılmaya tekrar tekrar hak kazanmasına karşın, Avustralya kendisini olimpiyatlara göndermediği için Peter Norman'dan özür diler; ve Peter Norman'ın ırksal eşitliği ilerletmede oynadığı güçlü rolü gecikmiş olarak kabul eder ”.

Bununla birlikte, belki de bize Peter Norman'ı en iyi tanıtacak olan, yeğeni Matt tarafından yazılan, yönetilen ve üretilen belgesel filmi “ Salute ” de davranışının nedenlerini açıklarken söylediği kendi sözleridir.

“Siyah bir adamın neden bir çeşmesden aynı suyu içemediğini, aynı otobüse binemediğini veya beyaz bir adamla aynı okula gidemediğini anlayamıyordum.

Bulunduğum yerden hiçbir şey yapamadığım bir sosyal adaletsizlik vardı, ama bundan kesinlikle nefret ediyordum.

Gümüş madalyamı, zafer gününde o olayla paylaşmamın başarımı eksilttiği söylendi.

Tam tersi.

İtiraf etmeliyim, gerçekte bunun bir parçası olmaktan gurur duydum ”.


Bugün bile, insan hakları ve eşitlik mücadelesi hiç bitmeyecek gibi göründüğü,  masum hayatlar sona erdirildiği zaman, Peter Norman gibi kendini feda eden insanları hatırlamalı ve onları örnek almalıyız.  Eşitlik ve adalet tek bir topluluğun kavgası değildir, herkesin savaşıdır.
Bu Ekim, San Jose'de olacağım, San Jose Eyalet Üniversitesi kampüsünde Olimpiyat Kara Güç heykelini ziyaret edeceğim ve bu boş podyum basamağı, bana unutulmuş ama gerçekten cesur bir kahraman Peter Norman'ı hatırlatacak.

Yazan Riccardo Gazzaniga /  10 Ekim 2015

Eylem için Filmler’den güncelleme (18/18/2015): Bu harika makale, paylaştığımız ilk haftadan bu yana 4 milyondan fazla kişi tarafından okundu. Açıkçası bu, insan doğasının en iyi yönünü gösteren, onu canlandıran, evrensel olarak yankı bulan bir öykü. O zamandan beri makale hakkında çok fazla tartışma yapıldı ve ortaya çıkan konulardan biri de San Jose'deki heykelle ilgilidir (makalede resmedilmiştir). Heykelde Peter Norman'ın durduğu yer boş. Pek çok kişi onun eklenmesini istiyor. Ancak bunun Norman'ın istediği bir şey olmadığı anlaşılıyor. Demokrasi üzerine bir röportajda John Carlos, Norman'ın yerinin boş bırakılmasını istediğini söyledi. Böylece heykeli ziyaret eden herkes, Norman’ın yerine çıkarak, Smith ve Carlos ile dayanışma içinde durarak, fotoğrafını çektirebilir, onun yaptığı gibi.  
Peter Norman, seni selamlıyoruz.



Çeviren ve hazırlayan: Ayorum Haberci
Kaynak: griotmag.com

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

aykut { 23 Haziran 2020 17:19:34 }
bu yazı sana başka bir yazıyı hatırlattı mı...
resimleri ile falan...
aykut yazgan { 21 Haziran 2020 03:25:48 }
bu yazı sana bi yerlerden tanıdık geliyor mu...
resimleriyle falan...
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Aşı siparişlerinde hangi ülke ne durumda?
AstraZeneca / Oxford’un aşısı yüzde 90’a kadar etkili
Yurt dışından ki emeklilere şok!!!
Yeni Zelandalılar referandumda ötanaziye 'evet', esrar kullanımına 'hayır' dedi
Türk Bankası Davası Erdoğan'ın Trump Üzerindeki Etkisini Gösterdi

Avustralya ordusu Afganistan'da savaş suçları işledikleri şüphesiyle 13 askeri ihraç ediyor
Trump'ı bekleyen 6 hukuki süreç
Katolikler de
Kıdem tazminatı ve Türkiye
Yeni Zelanda'da ilk kez yerli halktan bir kadın dışişleri bakanlığına atandı

Borsa İstanbul'un % 10'u Katar'a gitti
Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması imzaladı.
Türkiye’de faiz arttırıldığı halde neden döviz kurları hızla yükselmeye devam ediyor?
Pandeminin İspanya ekonomisine etkileri
Salgın küresel ekonomiyi nasıl etkiledi?

The Queen's Gambit dizisiyle satranç seti satışlarında patlama yaşanıyor
Mutluluk Müzesi açıldı
Koronavirüs sonrası dünyada uçaklar nasıl görünecek?
Bir hikayem olmasın - 2019’a veda ederken
Avustralya’nın ilk sualtı oteli Büyük Set Resifi’nde açıldı

Stefanos Yerasimos ile
Frida Kahlo Müzesi sanal ziyarete açıldı
Kaçırmamanız gereken bir gösteri : ‘Marx’ın Dönüşü’ ücretsiz erişime açıldı
Leonardo da Vinci Hazar Türkü olabilir
Ay çöreği

Anemnesis / Anımsama
Hikayemize özdeşleşmeden sahip çıkmak
Değerler Rabbi
“KAOTİKA”
İnsan, Kıyısı olmayan derya - Kuşkularımı gider

İklim Değişikliği ve Küresel Isınma
Muğla'da doğa katliamı... İktidar talan kapısını açtı!!!
Anadolu’da 60 yılda 70'e yakın göl kurudu.
Elektrikle şarj edilebilen hibrit araçlar “kuzu postuna bürünmüş kurt”
Çatalca ve Arnavutköy talana açıldı

Uçağa binmemizle inmemiz bir olacak!
İnsan beynini bilgisayara bağlayan Neuralink tanıtıldı.
İnternet hızı rekoru kırıldı
Uçan elektrikli otomobil yarışları yakında başlıyor.
5G teknolojisi, radyasyon ve güvenlik açığı

Vampir yarasalar hasta olduklarında 'sosyal mesafeyi koruyor'
7.000 yıllık sualtı keşfi, Avustralya’nın tarihini aydınlatıyor
Covid-19 beyin hacmini küçültüyor.. Alzheimer hızlanıyor
Venüs'te yaşam belirtisinin en önemli bulgularından olan 'fosfin gazı' bulundu
Dünyanın ilk kendini temizleyen, şeffaf, akıllı maskesi, FDA onayı aldı

Y Kuşağı, demokrasiden giderek umudu kesiyor
150 milyon kişi Covid-19 nedeniyle aşırı yoksullaşabilir.
Pandemi zorla evlilikleri tetikliyor
Türkiye’de her iki gençten biri mutlu değil…
Z kuşağı kimlerden oluşuyor?

İstanbul’un ürküten deprem raporu
Bir varmış bir yokmuş: Bir Türkiye Masalı
Kalbura dönen Anayasa….
İşçiler, Tarih, Edebiyat
Kerim Rota Yazdı: “Barış ve Sinem’in orta direk olma hayali..”

Deprem
Devlet
İstifa
Yağma Hasan
Şüyuu

Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi
Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git