A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Ağır koronavirüs vakalarının nedeni ‘lektin proteini’ olabilir

Kategori Kategori: Bilim | Yorumlar 0 Yorum | 01 Mart 2021 14:44:11

Koronavirüs hastaları üzerinde yaptıkları bir araştıemayı paylaşan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr.Tükek, bağışıklık sisteminin savaşçı hücreleri harekete geçirmesini sağlayan “lektin proteini”ni az miktarda bulunduran kişinin hastalığı ağır geçirdiklerini bildirdi. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, risk grubunda veya altta yatan hastalığı olmadığı halde Covid-19’u ağır geçiren ya da hastalıktan yaşamını yitirenlerin çocuklarında da hastalığın ağır seyretme riski olabilir.

Yapılan araştırmada, bu kişilerin vücudunda, virüs ya da bakterileri yok etmek üzere bağışıklık sisteminin savaşçı hücreleri harekete geçirmesini sağlayan “lektin proteini”nin çok az miktarda olduğu veya hiç üretilmediği ortaya çıktı.



Dekan Prof. Dr. Tufan Tükek, “Nitekim geçtiğimiz günlerde hastalığı çok ağır geçiren bir aileden baba ve üç çocuğuna tarama yaptık. Aynı genetik eksikliği onlarda da tespit ettik” dedi.  

DHA’da yer alan habere göre, benzer özelliklere sahip olduğu halde koronavirüs enfeksiyonunun bazı hastalarda çok ağır bazılarında ise neden daha hafif geçirildiğiyle ilgili araştırmalara bir yenisi de İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışmayla eklendi. 284’ü Covid hastası, 100’ü sağlıklı kontrol grubu olmak üzere, 384 kişinin dahil edildiği çalışmada, vücudun virüs ya da bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmasında “makrofaj hücreleri” adı verilen savaşçı bağışıklık hücrelerini harekete geçiren mekanizmalardan, “mannoz bağlayıcı lektin proteini” düzeyleri incelendi.

İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, geçtiğimiz Ocak ayında “Infection, Genetics and Evolution” adlı uluslararası bir tıp dergisinde de yayınlanan çalışma hakkında Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Tükek, baba ve iki çocuğunun hastalığı ağır geçiren bir baba ve iki çocuğu ile henüz hastalığa yakalanmayan diğer çocuğuna yaptıkları taramada, anne hariç tüm aile bireylerinde genetik olarak bu prıtein eksikliğini tespit ettiklerini söyledi ve “Eksik olan bu prıtein sentetik olarak üretilip tedavide kullanıma girene kada en azından bu kişilerin hastalığı ağır geçireceği öngörülerek daha iyi korunması sağlanabilir” dedi.

Bağışıklık sisteminin, herhangi bir enfeksiyon karşısında harekete geçen doğal bir immün yanıt oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Tükek, “Bu doğal sistem içerisinde bazı hücreler var. Savunma sistemini oluşturan hücrelerimizin virüs ya da bakterilerle mücadele etmesi için bazı sistemler var. Onlara yardımcı mekanizmalardan bir tanesi de ‘mannoz bağlayıcı lektin’ yolağı dediğimiz bir yol. Mannoz bir şeker, bakteri ve virüslerin hücre duvarında bulunuyor. Lektin de insanda karaciğerde sentezlenen ve bakteri veya virüsün yüzeyinde bulunan mannoz şekerini bağlayarak vücutta bulunan ‘makrofaj’ dediğimiz savaşçı hücrelerimizi aktif hale getiren bir protein. Aktif hale gelen bu büyük savaşçı hücreler, virüs ve bakterilerle mücadele etmeye başlıyor. Vücudun bunlarla savaşabilmesi için bu yolağın iyi çalışıyor olması lazım. Yani bu lektin proteininin hücrede yeterince sentezlenmesi ve vücutta belli bir seviyede olması gerekiyor” dedi.



Covid-19 salgını sırasında hastalığı ağır geçirenlerin diğer aile bireylerinde de benzer süreçler yaşanmasının dikkatlerini çektiğini anlatan Prof. Dr. Tükek, bunun üzerine bu yönde bir çalışma dizayn ettiklerini anlatarak şu bilgileri verdi:

“Bu, neden olabilir diye düşünüp daha önce yoğun bakıma yatmış, hastalığı ağır geçirmiş ve hafif geçirmiş insanları taradık. Bu kişilerde mannoz bağlayıcı lektin yolunun problemli olduğunu ve protein sentezinin çok az olduğunu, özellikle de hastalığı yoğun bakımda geçiren kişilerde bu proteininin sentezlenmediğini, hatta vücutta hiç bulunmadığını farkettik. Bunun üzerine bir araştırma yaptık ve sonuçlarını da uluslararası bir dergide yayınladık. Geçtiğimiz günlerde bir genç, babasının hastalığı çok ağır geçirdiğini, kendisinin de çok ağır geçirdiğini söyleyerek bize başvurdu. Tüm aileyi bu yönden inceledik ve taramalarda babanın hiç protein üretmediğini, annenin tamamen sağlıklı olduğunu, ama üç kardeşin de defektif protein ürettiklerini fark ettik.”

Bu hastanın çocuklarındaki lektin proteini üretiminin yüzde 10 civarında kaldığını anlatan Prof. Dr. Tükek, şunları kaydetti: “Bu taramayla mannoz bağlayıcı lektin yolağının bu ailede iyi çalışmadığını görmüş olduk. Bu kişilerde, virüs ya da bakteri hücre içerisine girdiği zaman, hastalığın çok daha ağır seyretme ve hızlı yayılma riski oluyor. Bu genç arkadaşlarımızı incelediğimizde de üç kardeşten ikisi hastalığı çok ağır geçirmiş ve yoğun bakımda yatmış. Babadan gelen genetik geçişle çok az lektin proteini ürettiğini ya da hiç olmadığını fark ettik. Bu, şu demek aslında; bu proteini eksik olan kişiler ya da genetik olarak bunu sentezleyemeyen kişiler, Kovid-19 ya da başka bir enfeksiyona yakalandıklarında bunu çok ağır geçirebilir. Dolayısıyla bu kişiler toplumda tespit edilip sentetik olarak üretilmiş lektin proteini verilebilirse, hastalığın belki bu kadar ağır ya da ölümcül seyretme olasılığını da azaltabiliriz. Bununla ilgili ileri çalışmalara ihtiyaç var.”

Bu yönde bir projeleri olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Tükek, sözlerini şöyle noktaladı: “İmmün sistem çok karmaşık, çok farklı yolaklar var. Bizim gösterdiğimiz bunlardan sadece bir tanesi. Hastalığın farklı seyretmesine neden olan özelliklerden bir tanesi bu olabilir ama bunun dışında da farklı genetik modellemeler olabilir. Ama şu anda bizim tespit ettiğimiz bu genetik durumla ilgili bir aileyi tarayarak bunun örneklemesini de yapmış olduk. Şayet Kovid’de salgın süreci uzarsa. dalgalar hala arka arkaya seyrederse, Kovid’den kaybedilmiş ya da hastalığı ağır geçirmiş kişilerin aileleri taranabilir ve mannoz bağlayan lektin yolaiında defekti olan kişilere sentetik olarak (rekombinant olarak) üretilmiş bu proteinler dışarıdan verilebilir. Böylece bu kişilerin de hastalığı ağır geçirme ihtimalleri azaltılabilir. Kas içi, damar içi ya da mide asidinden korunmak sureiyle tablet formunda da üretilebilir bu protein. Bunlar tabii ki daha sonraki aşamalar. Öncelikle bunun işe yarayıp yaramadığının tam olarak gösterilmesi gerekiyor. Sonra da ilaç haline getirilerek insanlara uygulaması söz konusu olabilir.”






Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Beyin göçü hızlandı, giden dönmüyor!
Hangi ülke, ne kadar aşı yaptı?
Türkiye’ye kötü haber: Çin aşısı olana AB vizesi yok
Yurt dışından Türkiye'ye getirilen telefonlarda kayıt süresi uzatıldı
302 sağlık çalışanı Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

Peki, aşı olduktan sonra ne olacak?
İskoçya bağımsızlık referandumu için 'yol haritasını' açıkladı.
Avustralya ulusal marşı yerli Aborjinleri kapsaması için resmen değiştirildi
Avustralya'nın coronavirüs aşısı: ne zaman aşı olacağız, aşı toplumlara nasıl ulaşacak?
Google ve Facebook kullandığı haberler karşılığında medya kuruluşlarına ücret ödeyecek

Türkiye’de rakının fiyatı 19 yılda yüzde 2 bin arttı.
Türkiye rezerv azalışında dünya birincisi oldu
İstanbul'a gelen turist sayısında % 66,4'lük azalma
Türkiye ekim ayına kadar vergi bilgilerini paylaşmazsa AB’nin ‘kara liste’sine alınacak
Liman yapımı için 3 bin yıllık kent yok edilecek

Kendisini ahşap kutuda Avustralya’dan Britanya’ya postalayan arkadaşlarını arıyor.
LOSC’TA FUT-ŞENLİK
Hava yolu şirketlerinde sağlık pasaportu hazırlığı!
The Queen's Gambit dizisiyle satranç seti satışlarında patlama yaşanıyor
Mutluluk Müzesi açıldı

Dört Şair Bir Hikâye
“İşte Şiir” Manifestosu
İşte Şiir
Antillerin Omeros’u: Derek Walcott
Mart ayında, türküden klasiğe, masaldan tiyatroya ücretsiz sanat keyfi…

Akıl Önyargıda Kalırsa
Dünden Yarına Bugünler...
Hayatının Öznesi Olmak
Anemnesis / Anımsama
Hikayemize özdeşleşmeden sahip çıkmak

2020'de küresel ısınmanın bedeli çok ağır oldu
İklim Değişikliği ve Küresel Isınma
Muğla'da doğa katliamı... İktidar talan kapısını açtı!!!
Anadolu’da 60 yılda 70'e yakın göl kurudu.
Elektrikle şarj edilebilen hibrit araçlar “kuzu postuna bürünmüş kurt”

Dijital Seyahat Kartı uygulaması 'birkaç hafta içinde' indirilebilecek
Facebook, Avustralya'daki sosyal medya yasasına karşı kullanıcıların haber içeriklerine erişimini kesti
Whatsapp kullanıcılardan ne istiyor?
Uçağa binmemizle inmemiz bir olacak!
İnsan beynini bilgisayara bağlayan Neuralink tanıtıldı.

Avustralya arısı 100 yılın ardından tekrar görüldü
Ağır koronavirüs vakalarının nedeni ‘lektin proteini’ olabilir
Covid-19’u hafif atlattıysanız Neandertal atalarınıza teşekkür borçlu olabilirsiniz
Almanya'da Covid-19 ilacı da bulundu
Vampir yarasalar hasta olduklarında 'sosyal mesafeyi koruyor'

Tutuklu oranında Türkiye Avrupa birincisi
Dünya Mutluluk Raporu: Finlandiya 1. , Avustralya 12. ve Türkiye 104. sırada
Özgürlüklerde en çok gerileyen ülkeler.. Birinci Mali İkinci Türkiye
Türkiye hiç bu kadar mutsuz olmadı
Salgın Türkiye'de otoriterleşme için araçsallaştırıldı

Saat Yediotuz Yazısı
YILMAZ !
Kadınsız / Erkeksiz
YAŞAR!
Kıssadan Hisse

Köprü
Siyasi mizah
Ne Zararı Var
İstanbul Sözleşmesi
MECNUN

Amerika’da Ayrımcı Politikalar ve Siyahi Mücadele Tarihi
Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git