A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Teksir

Kategori Kategori: Nalına Mıhına | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Metin Atamer | 07 Temmuz 2019 09:20:29

Orta Doğu Teknik Üniversitesi imtihanına 1961 senesinde girdim. O tarihte merkezi bir sınav sistemi yoktu. Her Üniversite hatta her fakülte kendi giriş imtihanını yapar, önceden belirlenen kriterler içinde öğrenci alırdı. Üniversite bu gün izleri bile kalmamış olan Büyük Millet Meclisinin hemen arkasında kurulmuş bulunan 10 veya 15 baraka içinde bölümlerle ayrılmış sınıflarda öğrenim verirdi. Sınav sonuçları kısa zamanda belli olmuş, başarılı olmuştum.

Ancak bu başarı istediğim ve arzu ettiğim bölümden ziyade, yakaladığım toplam puan üzerinden başka bir bölüme yerleştirilmiştim. Bu ikinci kez talebe alan bir bölümdü ve bizden başka bir tek üst sınıf vardı. Sınıf mevcudumuz 6 kişiydi, ikinci sınıfta ise 5 kişi vardı.

Okulun bir kantini vardı, 2.5 liraya  öğleyin tabildot çıkar, hepimiz bu yemeği yerdik. Yemekhanenin hemen arkasında bir odada Talebe Birliği vardı. O tarihte Talebe Birliği başkanı, bu gün hala sevdiğim ve saydığım bir dostumdu. Okulun öğrenci sayısı az olduğundan Talebe birliğindeki arkadaşlar okuldaki hemen hemen bütün herkesi tanırlardı. Herkes de onları yakinen tanırdı. Büyük Millet Meclisi binasının ısı santralı ile yönetim binasının bazı odaları da üniversitenin kullanımına tahsis edilmişti. Rahmetle andığım Rektör Kemal Kurdaş’ın çok becerikli olan pratik düşünce yapısı vardı. Aklına yatan her şeyi yapar, olmayacak hiçbir şeyi ona kabul ettiremezdik. Rektör olarak oturduğu odanın kapısının kapandığına şahit olmadım.

Üniversitenin ihtiyacı olan basım işlerini matbaalara yaptırırlar, ancak küçük işler, üniversitenin kendi teksir basım yerinde yapılırdı. Bu tür basım işlemi uzun zamandır olmadığı için bir çok kişi bilmez. Eskiden daktilo makinaları vardı. Bu makinaların göğsünde klavye, klavyenin oynayan ucunda her harfin küçük ve büyük şekilde metal hurufatı vardı.  Her harfe basışta harf yuvadan çıkıp üzerine vurulan boyalı bir şeridin arkasında bulunan kağıda, bu harfi çıkarırdı. Teksirde ise, şeridin üzerine değil, mumlu formatta bir kağıda harfleri basardı. Mumlu kağıdın üstüne o harf çıkardı. Yazı mumlu kağıdın üstüne yazıldıktan sonra dönen bir tamburdaki boyalı malzeme marifeti ile yazı kağıda basılmış olurdu.

Okuldaki bu yeri teksir olarak adlandırırdık. Hocalar imtihanda sorulacak soruları böyle kağıtlara bastırır, imtihanda dağıtırdı. Bir gurup talebe birliğindeki öğrenciler,  teksir bölümünde eleman ihtiyacı olduğunu öğrenmişler.  Yakın tanıdıklarından bir kişiyi yönetime önermişler. Önerilen delikanlı işe alınmıştı. Gece gündüz demeden çalışan bu delikanlı, kendisini işe aldıran bu insanlara şükranlarını zaman zaman şeklen sunmuştu. O sene bu gurubun, inanılması zor çok yüksek bir derece ile okulu bitirdiklerini izlemiştik
 
Daha sonraki senelerde dost arkadaşlarımdan bununla ilgili itirafı bizzat dinledim. İmtihandan bir gece evvel basılan soruların, teksire yerleştirilen delikanlı tarafından bu guruba iletilmesi neticesinde, sadece bir gece çalışarak mezun olan bu takıma hayrandım.
 
Aynı bu şekilde Fetulah Gülen  tarafından üniversite soru ve kitapçıkların basım birimine kendi adamlarını yerleştirmesi neticesinde, sorular hatta cevaplar da bir şekilde günler evvelinden birilerinin eline geçmekteydi. Kendi yandaşlarını bu şekilde askeri okullara bile soktuğunu hepimiz bilmekteyiz. Bu basımevinde rahmetle andığım Yıldırım Fındık adlı dostum çalışmaktaydı. O senelerde bazı bilgileri bizlerle paylaşırdı. Durumdan çok üzülür, işinin tadı tuzu kalmadığını defalarca söylerdi. Bu işlemler sürerken devletin de seyirci kalmasını üzülerek izlerdik. Bir şey yapamamanın verdiği çöküntü ile beklerdik. Bir gün bu devranın çökeceğine inanmaktaydık. Orta Doğu Üniversitesinde de teksir bölümünde yapılan bu ahlak dışı hareket açığa çıkınca, delikanlıyı işten atmışlardı. Ancak mezun olanlara yapılacak bir şey yoktu.

Bu gün hala hayatta olan bu arkadaşlarımla kimi zaman oturup eski zamanları yad eder, güleriz. Ancak Gülen Cemaati ve onun adamlarının nerelere dal saldıklarını bizler bilmiyoruz, amma devletin mekanizmasında bunların izlerinin var olduğunu inanıyorum diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







"36 saatten az sürede 50 ila 80 milyon insanın ölümüne yol açabilir"
Yasak ama cezası yok
Cesaret bulaşıcıdır…
Avrupalı Türk kadınlar ayaklandırdı: "Şerefsizini ifşa et"
Amazonlarla ilgili medyatik zehirlenme kampanyası

İspanya göçmenler için iyi bir seçim mi?
ABD IŞİD militanlarından kurtulmaya çalışıyor
Irak'ta protestolar: Neden başladı, nasıl yayıldı?
Devletlerin yeni manipülasyon aracı: İnternet
AB vatandaşları ABD ve Rusya arasında taraf olmayı reddediyor

Türkiye ekonomisi: Tünelin ucunda ışık var mı?
Ekonomik kaygı bankalar önünde uzun kuyruklar oluşturdu!
Türk Lirası tehlikeli eşikte…
Borç Hazine’nin kamçısı!!!
İşsizlik rakamları açıklandı. %3.4 artış!

Lila, Lenu, Sisifos
Uzun yaşamanın sırrına erdim
Ölüme ve mezarlıklara bakış açınızı değiştirme vakti!
Yavaş seyahat nedir, nasıl yapılır?
Parkinson hastaları için umut

Leonardo da Vinci Hazar Türkü olabilir
Ay çöreği
Tarih Sizi Bekliyor! Toledo'nun Hayali!
‘Anlatamıyorum’u dünyanın en çok okunan ikinci şiiri
Zamannın ruhuna aykırı bir sergi

İnsan, Kıyısı olmayan derya - Kuşkularımı gider
Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte

Avrupa kentleri, sıcak hava dalgalarına uyum sağlamanın yollarını arıyor
Eylemsizliğin Maliyeti: 2050’de yılda 200 milyon kişi yardıma muhtaç olacak
Hayvanlar küresel ısınmaya ayak uyduramıyor!
7 ayda bir yıllık doğal kaynak kullanıldı!
Türkiye, Avrupa'nın ve ABD'nin çöplüğü oldu

Google’ın kuantum bilgisayar devrimi nedir? Dünyayı nasıl değiştirebilir?
Dünyanın ilk 5G hoteli Gold Coast’ta
Uzay yolcusu kalmasın
Yemek sanatından dövüş sanatından dem vuranlara gelsin. İşte size bilim sanatı.
Anı yakalamak

Üç Cinsiyetli Bir Solucan Bir Keşfedildi
Beyin implantları: Nöral devrim mi, düşünce kontrolü mü?
Ölü bedenler çiftliği
Laboratuvarda mutant kertenkele üretildi
Troya'da 11. katman keşfedildi ve kentin tarihi 600 yıl geriye gitti

Kamu İstihdam Raporu: Her 10 kamu işçisinden 9'u erkek!
Dünya tektonik hareketlerle okyanus sularını yutuyor: Deprem riski artabilir
Çocuk istismarında % 1021 arttış!!!
Türkiye'de okul kitaplarında dini ve cinsiyetçi ögeler arttı
Sydney, dünyanın 5. Melbourne 10. güvenli şehri, Tokyo 1. , İstanbul ise 48. sırada

Donald Trump barış getirebilecek mi?
Rumeli Türküleri Avustralya’da
Doğan Özgüden : özgürlük örneği, hakiki vicdanımız
Reuter mi Karşı-Reuter mi?
Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?

Düşüş
Bir Harekatın Anatomisi
Bir Çocuk Oyunu
Dümdük
Dinleme adabı

Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git