
toplum refleks olarak şu soruya yönelir. “Bu çocuk neden böyle oldu?” Oysa asıl soru şudur. Bu çocuğu buraya getiren koşullar kim tarafından ve nasıl üretildi? Çocukların tetikçi, suikastçı ya da organize suçun aktif unsuru haline gelmesi bireysel bir ahlak çöküşü değildir. Bu durum, küresel ölçekte işleyen ekonomik eşitsizliklerin, devlet boşluklarının ve suç ekonomisinin bilinçli olarak yarattığı yapısal bir sonuçtur. Tarihsel ve güncel örnekler, bu olgunun istisna değil, tekrar eden bir model olduğunu gösterir.
Çocukların suça sürüklenmesindeki en temel eşik, yoksulluktur. Ancak bu yoksulluk yalnızca parasızlık değildir, geleceksizlik duygusudur. Eğitim, güvenlik ve sosyal hareketlilik kanallarının kapandığı coğrafyalarda çocuklar için seçenekler hızla tükenir.
Latin Amerika kartellerinden Afrika’daki silahlı gruplara, Orta Doğu’daki paramiliter yapılardan Avrupa’nın kenar mahallelerindeki suç ağlarına kadar ortak bir gerçek vardır.
Çocuklar ucuzdur, kolay yönlendirilir ve hukuken daha az “risk” taşır.
Bir çocuğa verilen ilk görev, ilk para ya da ilk silah çoğu zaman bir suç eyleminden çok, onun için ilk kez “görülme” ve “önemsenme” anlamına gelir. Bu noktada suç, ahlaki bir tercih değil, hayatta kalma stratejisine dönüşür.
Çocuk suikastçıların yoğunlaştığı coğrafyalara bakıldığında, neredeyse her zaman zayıf ya da işlevsiz devlet yapıları görülür. Eğitim sisteminin çöktüğü, güvenliğin sağlanamadığı, sosyal politikaların terk edildiği alanlarda boşluğu suç örgütleri doldurur.
Afrika’da çocuk askerler, yalnızca savaşın değil, devletin yokluğunun ürünüdür. Benzer biçimde İtalya’da Camorra, Rusya’da Bratva ya da Balkanlar’da savaş sonrası oluşan suç ağları, gençleri ve çocukları erken yaşta kendi hiyerarşilerine dahil eder.
Devlet çekildiğinde örgütler yalnızca suç makinesi olmaz, okul olur, aile olur, kimlik olur.
Çocuklar şiddeti teorik olarak öğrenmez, çoğu zaman şiddetin içinde büyür. Savaş, göç, aile içi şiddet, sokak çatışmaları ve kayıplar, çocuğun dünyayı algılama biçimini kökten değiştirir.
Bu koşullarda silah sıradanlaşır, ölüm soyutlaşır, empati, hayatta kalmanın önünde bir yük haline gelir.
Bu çocuklar çoğu zaman psikopat değildir, travmaya uyum sağlamış bireylerdir. Emir alırlar, sorgulamazlar ve duygusal bağlarını bilinçli olarak koparırlar. Bu da onları suç örgütleri için “ideal” hale getirir.
Çocuk suikastçılar hiçbir zaman tek başına hareket etmez. Arkalarında disiplinli, hiyerarşik ve çoğu zaman uluslararası bağlantıları olan yapılar vardır. Meksika’da kartellerin “halcones” adı verilen çocuk gözcüleri, Afrika’da elmas ve silah ticaretini koruyan çocuk milisler ya da Avrupa’da uyuşturucu ve insan kaçakçılığında kullanılan genç tetikçiler bunun örnekleridir.
Bu yapılar çocukları rastgele seçmez. Bilinçli bir şekilde, aidiyet duygusu inşa eder.
“Aile”, “sadakat” ve “onur” kavramlarını kullanır.
Çocuğun alternatiflerini sistemli olarak yok eder.
Bu nedenle çocuk suç işlemez, çocuk kullanılır.
Popüler kültür, filmler, diziler ve sosyal media, şiddeti güçle, korkuyu saygıyla, silahı kimlikle eşleştiren bir dil üretir. Özellikle erkek çocuklar için “güçlü olma” algısı, şiddet üzerinden yeniden tanımlanır.
Bu durum suç örgütlerinin işini kolaylaştırır. Şiddet, yalnızca bir araç değil, bir statü vaadi haline gelir.
Bu bir çocuk sorunu değil, bir sistem sorunudur.
Çocuklar suikastçı olmaz. Çocuklar suikastçı haline getirilir.
Bu olgunun arkasında, küresel eşitsizlik, kapitalist sömürü düzeni, sosyal devletin tasfiyesi, organize suçun küreselleşmesi vardır.
Bir çocuğun elindeki silah, bireysel bir kötülüğün değil, boşaltılmış okulların, işsiz bırakılmış ailelerin, görmezden gelinen mahallelerin ve insan hayatını maliyet kalemi olarak gören bir düzenin ürünüdür.
KAYNAKÇA
1. United Nations Office on Drugs and Crime (UNODC). Global Study on Homicide: Children and Youth as Victims and Offenders. United Nations, Vienna.
2. UNICEF. Children and Armed Conflict: Report of the Secretary-General. United Nations.
3. Human Rights Watch. You’ll Learn Not to Cry: Child Combatants in Colombia. Human Rights Watch Reports.
4. Amnesty International. Child Soldiers: From Cradle to War. Amnesty Publications.
5. World Bank. Pathways for Peace: Inclusive Approaches to Preventing Violent Conflict. World Bank Group.
6. Philippe Bourgois. In Search of Respect: Selling Crack in El Barrio. Cambridge University Press.
7. Mike Davis. Planet of Slums. Verso Books.
8. Loïc Wacquant. Punishing the Poor: The Neoliberal Government of Social Insecurity. Duke University Press.
9. David M. Rosen. Armies of the Young: Child Soldiers in War and Terrorism. Rutgers University Press.
10. Small Arms Survey. Too Young to Die: Guns and Child Violence. Graduate Institute of International and Development Studies, Geneva.
11. Federico Varese. Mafias on the Move: How Organized Crime Conquers New Territories. Princeton University Press.
12. Diego Gambetta. The Sicilian Mafia: The Business of Private Protection. Harvard University Press.
13. International Crisis Group. Child Soldiers and Armed Groups. ICG Reports.
14. Jean Comaroff & John L. Comaroff. Law and Disorder in the Postcolony. University of Chicago Press.
15. The Guardian. Investigative series on child soldiers, drug cartels, and youth recruitment in organized crime (Latin America & Africa).
16. The New York Times. Long-form investigations on cartel recruitment, child hitmen, and urban violence.
17. Europol. Serious and Organised Crime Threat Assessment (SOCTA).
18. OECD. States of Fragility Report.
19. WHO. Global Status Report on Violence Prevention.
20. Manuel Castells. The Rise of the Network Society. Wiley-Blackwell.