A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Devletin Sınıfsal Ele Geçirilişi ve Kadrolaşma Rejiminin Teşhiri

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 16 Şubat 2026 14:48:38

Bir ülkede hukuk, egemen sınıfın siyasal ihtiyaçlarına göre eğilip bükülüyorsa, orada mesele münferit bir hak ihlali değil, devletin sınıfsal karakteridir. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararı, yüzeyde bireysel bir özgürlük meselesi gibi görünse de, özünde devlet aygıtının hangi toplumsal güçlerin çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırıldığını açığa çıkaran bir momenttir. Belgelerin sızdırılması, tutuklamalar, inkarlar ve ardından gelen yargısal tespit, tüm bu süreç, Türkiye’de devlet ile belirli ideolojik siyasal ağlar arasındaki organik bağın görünür hale gelmesidir.



Marks’ın devlet teorisinde işaret ettiği gibi, modern devlet, burjuvazinin ortak işlerini yöneten bir komiteden başka bir şey değildir. Ancak bu komite, her tarihsel dönemde farklı fraksiyonların ağırlığıyla biçimlenir. Türkiye’de son yıllarda gözlenen kadrolaşma iddiaları, klasik anlamda yalnızca bir “partizan atama” sorunu değildir, bu, siyasal İslamcı-muhafazakar sermaye blokunun devlet aygıtı içindeki mevzilerini tahkim etme sürecidir. Vakıf, dernek ve yarı-sivil görünümlü yapılar üzerinden yürütülen kadro dağılımı, aslında neoliberal dönemin tipik bir devlet dönüşümünü yansıtır, kamusal olanın aşındırılması ve ideolojik sadakat ağlarına devredilmesi.

Liyakat ilkesinin tasfiyesi, teknik bir yönetim sorunu değildir, sınıfsal bir tercihtir. Çünkü liyakat, en azından teorik düzeyde, yurttaşlar arasında biçimsel eşitlik iddiası taşır. Oysa sadakat temelli kadrolaşma, eşitlik iddiasını ortadan kaldırır ve devleti belirli bir ideolojik çevrenin mülkü haline getirir. Bu noktada devlet, artık tüm toplumun değil, belli bir hegemonik blokun aygıtı olarak işler. Gramsci’nin hegemonya kavramı tam da burada açıklayıcıdır. Zor ile rızanın bileşimi üzerinden kurulan iktidar, yalnızca baskı aygıtlarıyla değil, ideolojik ağlarla da kendini yeniden üretir. Vakıf yapıları, gençlik örgütlenmeleri ve bürokratik yerleşim mekanizmaları bu hegemonik inşanın araçlarıdır.

Sızdırılan belgeler karşısında ilk refleksin inkar olması, ardından dolaylı doğrulamalar gelmesi ve nihayetinde belgeleri gündeme taşıyan kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılması, tüm bunlar devletin kendisini eleştiriye karşı koruma refleksinin göstergesidir. Burada tutuklama, yalnızca bir adli tedbir değildir, siyasal bir mesajdır. Devlet aygıtının iç işleyişine dair bilgi ifşası, egemen blok açısından bir tehdit olarak görülür. Bu tehdit bertaraf edilirken hukuk araçsallaştırılır. Ancak aynı devletin en yüksek yargı organının ihlal kararı vermesi, hegemonik bütünlüğün çatladığını gösterir. Egemen sınıf blokunun iç çelişkileri, yargısal alanın tümüyle homojen olmadığını ortaya koyar.

Egemen ideoloji, devleti eleştirmeyi “milli iradeye saldırı” olarak yaftalarken, aslında devlet ile kendi siyasal-ideolojik ağlarını özdeşleştirmektedir. Oysa gerçek yurtseverlik, devletin kamusal niteliğini savunmaktır. Devletin belli bir cemaatçi ya da vakıfçı ağın kontrolüne bırakılmasına karşı çıkmak, ülkeye düşmanlık değil, halk egemenliğinin savunusudur. Çünkü ulusal egemenlik, bir zümrenin değil, emekçi halkın ortak çıkarına dayanmalıdır.

Neoliberal çağda devletin dönüşümü, yalnızca özelleştirmelerle gerçekleşmez, kadroların yeniden dağıtımıyla da gerçekleşir. Kamu kurumları, piyasacı ve ideolojik blokun kadrolarıyla doldurulduğunda, devlet hem sermayenin ihtiyaçlarına hem de ideolojik tahakkümün sürekliliğine hizmet eder. Bu süreçte hukuk, sermaye birikim rejiminin ve siyasal hegemonyanın istikrarını sağlamak için esnetilir. Hukukun seçici uygulanması, egemen sınıfın çıkarlarıyla çelişen unsurların tasfiyesi için kullanılırken, aynı mekanizma, iktidara yakın ağlar söz konusu olduğunda sessizliğe gömülür.

AYM’nin kararı, bu düzenin bütünüyle çöktüğünü göstermez, ancak sınıfsal tahkimatın mutlak olmadığını kanıtlar. Devlet, tek parça bir monolit değildir, çelişkilerle dolu bir mücadele alanıdır. Althusser’in de işaret ettiği gibi, devlet hem baskı aygıtları hem de ideolojik aygıtlar üzerinden işler. Bu aygıtların içindeki çatlaklar, toplumsal mücadelenin olanak alanlarını genişletir. Ancak bu çatlakların kalıcı bir dönüşüme yol açması, örgütlü toplumsal güçlerin müdahalesine bağlıdır.

Sorun yalnızca bir vakıf, bir dosya ya da bir tutuklama değildir. Sorun, devletin sınıfsal karakterinin dar bir ideolojik çevre lehine yeniden düzenlenmesidir. Eğer kamu kaynakları ve kamu makamları eşit yurttaşlık ilkesine göre değil de sadakat zincirlerine göre dağıtılıyorsa, burada cumhuriyetin kamusal özü aşınmaktadır. Cumhuriyet, biçimsel olarak ayakta kalsa bile, içerik olarak boşalır.

Devrimci perspektif, bu tabloyu kişisel mağduriyetler düzeyinde değil, tarihsel bir sınıf mücadelesi bağlamında ele alır. Devletin yeniden kamusallaştırılması, şeffaflık ve liyakat talepleri teknik reform çağrıları değildir, hegemonik bloğa karşı yürütülen siyasal mücadelenin parçasıdır. Emekçi sınıflar, devletin kendi çıkarlarına yabancılaşmış yapısını sorgulamadıkça, kadrolaşma mekanizmaları biçim değiştirerek varlığını sürdürecektir.

Bugün görülen hukuksuzluk tespiti, düzenin çelişkilerini açığa çıkaran bir işarettir. Ancak asıl mesele, bu işaretin toplumsal bilinçte nasıl karşılık bulacağıdır. Eğer halk, devleti belirli ağların mülkü haline getiren sürece rıza üretmeye devam ederse, kadrolaşma yeni adlar altında sürecektir. Fakat eşitlik ve kamusal adalet talebi yükselirse, hiçbir hegemonik blok mutlak değildir.

Devletin gerçek sahibi, vakıf ağları ya da ideolojik klikler değil, emekçi halktır. Hukuk, sadakat zincirlerinin değil, toplumsal eşitliğin güvencesi haline gelmediği sürece, her ihlal kararı yalnızca bir semptom olarak kalacaktır. Mesele, semptomları teşhis etmek değil, devletin sınıfsal karakterini dönüştürmektir. Ancak o zaman kadrolaşma rejimi tarihsel bir parantez haline gelebilir ve kamusal alan yeniden halkın ortak mülkü olarak inşa edilebilir.

Kaynakça:
  1. Karl Marx & Friedrich Engels, Komünist Manifesto, 1848.
  2. Karl Marx, Fransa’da İç Savaş, 1871.
  3. Karl Marx, Gotha Programının Eleştirisi, 1875.
  4. Vladimir I. Lenin, Devlet ve Devrim, 1917.
  5. Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri (Prison Notebooks), 1929–1935.
  6. Louis Althusser, “Ideology and Ideological State Apparatuses (Notes towards an Investigation)”, 1970.
  7. Nicos Poulantzas, Political Power and Social Classes, 1968.
  8. Nicos Poulantzas, State, Power, Socialism, 1978.
  9. Ralph Miliband, The State in Capitalist Society, 1969.
  10. Bob Jessop, The Capitalist State: Marxist Theories and Methods, 1982.
  11. Anayasa Mahkemesi (AYM), Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı İhlali Kararları (ilgili bireysel başvuru kararı).
  12. Metin Cihan, 2021 yılı sosyal medya paylaşımları ve kamuoyuna yansıyan belge iddiaları (basın arşivleri).
  13. Türkiye’de kamuoyuna yansıyan TUGVA kadrolaşma iddialarına ilişkin basın haberleri ve arşiv kaynakları (2021–2026).


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Migros Direnişi ve Kar Düzeninin Açığa Çıkan Gerçeği
Çocuklar Nasıl Suikastçı Olur?
Aynı Karanlık, Farklı İsimler Epstein’dan Savile’a Kapitalizmin İstismar Düzeni
500 Milyon Dolar Geldi… Peki Kime Geldi, Kime Gitmedi?
Epstein belgeleri: Yeni yayımlanan üç milyon sayfada kimler var?

Venezuela, Washington ve Dalkavukluk Politikası
Avustralya'da "İsrail Cumhurbaşkanı tutuklansın" tartışması...
Yıpratma Savaşı, Otoriter Kapitalizm ve Türkiye’de Egemen Blokun Sessizliği
Kolombiya’dan Ukrayna’ya Uzanan Sinif Savaşi Ve Türkiye’nin Ulusal Gerçeği
Trump'a öfke büyüyor : ABD'de yine bir sivil öldürüldü

Yeni Sömürgecilik: Enerji, Mineraller ve Kaynak İmparatorluğunun Geri Dönüşü
Altın Örümceğin Karanlık Ağı, Türkiye’de Altın Piyasası, Suç, Siyaset ve Kapitalist Çürüme
Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?

DSÖ’den korkutan uyarı: Cinsel organlara yerleşen 'melez' parazit kıta değiştiriyor!
Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği

İnsan neden yazar? İçimizdeki toplumsal sorumluluğu aramak
Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Aynı Ürün Türkiye’de Neden Katbekat Daha Pahalı? % 3,279’luk Fark Gündem Oldu…
Otomotiv devi, 2028'den itibaren insansı robotlarla üretim yapacak.
Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Bugünün dünyasını şekillendiren, Batı tarihinin unutulan isyan yılı: 1911
Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda

Devletin Sınıfsal Ele Geçirilişi ve Kadrolaşma Rejiminin Teşhiri
Açlık Oyunları Düzeni ve Türkiye
Amerikada Saklı Karanlık Bir Ailenin Nazi Casusluk Gizemi
Bir Gençlik Çağrısı: Yosef’in Son Akşamı
ABD’deki Korku Duvarını Yıkan Yahudi Kadın, Amerikan Konsantrasyon Kampının İnanılmaz Hikayesi

Hasan Tahsin
SERVET
ŞAKİ...
İCMAL
PALAVRA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git