A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Babil Kulesi ve Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri Babil'in Asma Bahçeleri

Kategori Kategori: Araştırma | Yorumlar 4 Yorum | Yazar Yazan: Bülent İbrişim | 10 Mayıs 2012 15:19:14

Ninova'daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil'de 53'ü büyük, 650'si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.

Tarihçi Herodot ise; M.Ö. 450'li yıllarda "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar. Şehrin dış duvarlarının içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar ve şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı” demiştir.



Bu kule, Tanrı Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu. İstilalar yüzünden, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlayan kent, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir.

Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla ortaya çıkarılabilmiştir.

Babil’in Asma Bahçeleri - Kral Nebukadnezar tarafından M.Ö. 7. yüzyılda sıla özlemi çeken Medes Kralı’nın kızı Amytis için yaptırıldığı söylenir. Fazla rağbet görmeyen diğer söylenti ise Asur Kraliçesi Semiramis’in yaptırdığı yönündedir. Genelde çorak Mezopotamya bölgesinin ortasında, suların aktığı, sık ağaç ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir.



Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin bulguları yoktur. Asma bahçeleri gerçekten varolan bir yapı mı yoksa bir hayal ürünü müydü? Bu sorunun yanıtı henüz açıktır.



Bahçenin, kralın sarayına yakın olduğu varsayımıyla antik Babil öreni çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan su kanalları ve duvar yıkıntılarının Bahçe'ye ait olabileceği kabul edilmektedir.

Babil'in Asma Bahçeleri, kablolar veya iplerle asılı olmak anlamında "asılı" değildi. Asılı bahçe sözü, Yunanca kremastos veya Latince pensilis kelimesinin yanlış tercümesinden kaynaklanır. Bu kelime "asılı" değil, daha çok "sarkan" anlamına gelir.

Eski Yunan'ın tarihçileri ve ozanları olmasaydı, kimse böyle bir mucizeden haberdar olmayacaktı. Bahçelerle ilgili en geniş bilgiyi Diodorus Siculus ve Berossus gibi tarihçilerden alıyoruz, Asma Bahçelerinden ayrıntılı sözeden tarihçilerin hiçbirisi bahçeleri görmemiştir. Anlatılanlar ozanların ve antik tarihçilerin hayal gücümüydü?

"Bahçenin yamacına yaklaştığınızda, yapının kat kat yükseldiğini görüyorsunuz... Dev bitki yığınları, büyük ve kalın ağaçlar öylesine cazibeli ki, bakanları büyülüyor. Nehirden gelen bol suyu aletler yükseltiyor ve dışarıdan bunları göremiyorsunuz." (Tarihçi Diodorus Siculus)

Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:
"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu"

Modern tarihçilere göre Büyük İskender'in askerleri Babil'in verimli, yemyeşil topraklarından çok etkilenmişler ve geri döndüklerinde Mezopotamya'nın büyüleyici bahçelerini, palmiyelerini, Nabukadnozor sarayını, Babil'in ünlü kulesini ve zigguratları anlatmakla bitirememişlerdi.

Babil'in Asma Bahçeleri yine de , Dünya'nın 7 Harikası'nın arasında yerini aldı ve 20. yüzyıla kadar da bu gizem böyle sürdü. Derken bazı arkeologlar bazı kanıtlara ulaştıklarını açıkladı. Gerçek olan bu kanıt bahçelerin sulama sistemiydi.

Yunanlı tarihçi Diodorus Siculus, bahçelerin, üzerinde yükseldiği platformun devasa taş bloklardan yapıldığını (Babil için olağandışı bir durum) ve bu blokların üzerinin kamış, zift ve seramikle kaplandığını söyler. Bu tabakanın üzerine "topraktan süzülen suyun binanın temellerini çürütmemesi için kurşun levhalar konmuştu. Bütün bunların üzerine de en büyük ağacın büyümesine izin verecek derinlikte bir toprak tabakası yerleştirilmişti. Toprak düzlenip, düzgün bir hale getirilip, üzerine çeşitli ağaçlar ve bitkiler yerleştirilmişti. Bu bitkilerin güzelliği ve ihtişamı her ziyaretçiyi büyülüyordu."



Bahçeler ne kadar büyüktü? Diodorus bize bahçelerin yaklaşık 120 metre eninde, 120 metre boyunda olduğunu, yüksekliğinin 24 metreyi aştığını söylüyor. Diğer kayıtlarda ise bahçelerin, şehir duvarları kadar yüksek olduğu geçer. Tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar" demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Peki bu anlatılanlar gerçekten var mıydı?

Alman arkeolog Robert Koldewey, 1899 yılında Babil'in Asma Bahçelerinin bir hayal ürünü mü, yoksa gerçek mi olduğunu araştırmaya başladı. Babil şehrinden geriye sadece çamurlu bir enkaz kalmıştı. Bir çok antik şehrin aksine, kentin yerinin çok iyi bilinmesine karşın, kentin mimarisinden geriye görülebilir bir yapı kalmamıştı. Koldewey, Babil'i tam 14 sene boyunca kazdı ve kentin dış duvarları, iç duvarları, Babil Kulesinin ve Nabukadnozor sarayının temelleri ve kentin merkezinden geçen kraliyet yolunu ortaya çıkardı.



Güney kalesini kazarken, Koldewey taşlı kubbe tavanları olan ondört odalı bir bodrum katı buldu. Antik kayıtlara göre, kentte sadece iki binada, kuzey kalesinin kuzeydeki duvarında ve asma bahçelerde taş kullanılmıştı. Kazılarda kuzey kalesinin kuzey duvarı ortaya çıkarılmıştı ve duvar gerçekten de taştan örülmüştü. Bu durumda, Koldewey gerçekten asma bahçelerin bodrum katını bulmuş olabilirdi.

Koldewey, bölgede araştırma yapmaya devam etti ve Diodorus'un sözünü ettiği bir çok özelliği bulmayı başardı. Son olarak, tabanında üç tane ilginç delik bulunan bir oda ortaya çıkarıldı. Koldewey, bu odanın suyu, bahçelerin en üst noktasına pompalayan zincir pompaların yeri olduğu sonucuna vardı.

Babil kulesi -Babil Kulesi, Tevrat'ta, Kur'an'da ve dünyanın birçok bölgesinde yerel efsanelerde adıgeçen, tanrıya ulaşmak için inşa edilen bir kuledir.

Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında her iki dinde de Babil bahsi aynıdır. Babil kulesinden Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) kısmında bahsedilir.

Efsaneye göre tanrı kendisine ulaşmaya çalışan insanların kendini beğenmişliğine kızar ve o zamana kadar aynı dili konuşmakta olan insanların dillerini karıştırarak birbirlerini anlamalarını engeller. Kulenin yıkılışı Tevrat'ta anlatılmaz ancak Jubilees veya Leptogenesis olarak bilinen Yahudi belgelerinde anlatılır.

Dini bir bakış açısıyla bu öykü sıklıkla insanın kusurluluğunu, tanrının kusursuzluğu ile kıyaslamak ve dünyadaki yüzlerce dilin kökenini açıklamak amacıyla kullanılır.

İslami Kaynaklarda - İsmi verilmemekle beraber Kur'an'da Babil Kulesi'ne benzer bir kuleden bahsedilir. Hikaye Tevrat'taki ile benzer olmasına rağmen Babil'de değil, Musa'nın yaşadığı dönemde Mısır'da geçer. Firavun Haman'a, kendisine kilden bir kule inşa etmesini, çıkıp Musa'nın tanrısına bakacağını söyler.

Kur'an'da Babil şehrinden Bakara Suresi, 102. ayette bahsedilir. Harut ve Marut isimli iki melek, insanları imtihan etmek için Allah tarafından Babil'e gönderilir. Burada insanlara sihir öğretirler. Melekler sihrin küfür olduğunu söyledikleri halde insanlar sihir öğrenmekte ısrar ederler ve karı-kocayı ayırmaya yarayan sihirler öğrenirler.

Babilden Yakut el-Hamavi'nin yazmalarında ve Lisan el-Arab'da bahsedilir. Öyküye göre tüm insanlar rüzgarın önüne katılarak bir yerde toplanırlar. Buraya sonradan Babil denir. Babil'de insanlara Allah tarafından değişik lisanlar tahsis edilir ve yeniden rüzgarla geldikleri yerlere dağıtılırlar.

9. yy İslam tarihçilerinden el-Tabari'nin "Peygamberler ve Krallar Tarihi" adlı eserinde daha detaylı bilgi verilir. Öyküye göre Nimrod Babil'de bir kule inşa ettirir. Süleyman bu kuleyi yıkar ve o zamana kadar aynı dili konuşan insanların dilini 72'ye ayırır. 13. yy. İslam tarihçilerinden Ebu el-Fida da aynı öyküden bahseder ve İbrahim'in atası Hud'un kendi dilini (İbranice) muhafaza etmesine izin verildiğini ekler. Zira Hud kulenin inşasına katılmamıştır.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 7.2 / 16 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Huseyin { 11 Haziran 2017 14:56:58 }
Arkadaslar ben irakliyim babil suan irakta yani mezopotamyadan kalma inanin hic birsey kalmadi hersey darma dagin
:D slm:D { 08 Nisan 2014 16:32:57 }
çok teşekkürler ben çok merak ettim orayı araştırmak lazım
deniz gunal { 15 Mayıs 2012 08:06:39 }
insanin yeniden tarih ya da en iyisi antropoloji okuyasi geliyor...

ilk is bu haftasonu muzeye gitmek olacak.

cok sagol bu harika arastirma icin bulent.
Nesrin { 11 Mayıs 2012 11:39:30 }
Cok tesekkurler...
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







MEB Müsteşarı: Ezberci eğitim geleneklerimize uygun
Merkel’in çatalı ve Polonyalı muslukçu
Bu kafa ile nereye kadar?
“Talan”ın en onur kıranı!!!
“Evrim Bir Gerçektir Ve İnanç Meselesi Değildir”

Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devletini tanıyoruz…
Bu Trump’a vurulan son darbe mi?
Bütün sağlık bilgilerinize internette bir yerde erişmek mümkün mü?
Sağlık Bakanlığı şehir hastanelerinde kiracı olacak
Avustralya %61 ile eşcinsel evlilikler için 'Evet' dedi

Avrupa Birliği : Türkiye, kara listeye girebilir
Bitcoinin yeni rekoru 8315 Amerikan doları
2018’de dolar 1,97 TL olacak demişlerdi !!!
Dikkat: Emlak balonu patlamak üzere
Cennet'te iki tanıdık daha!!!

15 yılda 6 bin 375 kadın öldürüldü…
Alzheimer : Yüzyılın Belası
Coğrafya
Kütük Siyaseti: Nerelisin?
Atanamayan sol ya da al yazmalının ölümü

Robert kolej’de
İnsanlığın Karanlık Yüzü
Tarih ateizm’in insanlar için din kadar doğal olduğunu gösteriyor
Çığlık
Bir tarihi miras daha böyle katledildi

Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi
Bilmeden İdeolojikleşmeye
Özgürlük Sorumlulukla - Zorunluluk Sınırla

Korkunç rapor: Milyarlarca insan için su felaketi!
Türkiye ‘gıda egemenliğini’ kime karşı, nasıl kaybetti?
Sadece üç senemiz kaldı!
Okyanuslar için verilen 5 tehlike alarmı.
Cinayetin ardından çevreciler buluşuyor

Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?
Dubai'de ilk robot polis göreve başlıyor
Avrupa Parlamentosu robotlu hayata düzenleme
Yeni nesil market!!!

Asurlu tüccarların tabletleriyle Anadolu'da yeni antik kentler bulundu
Körtiktepe'de tarım öncesi yerleşik yaşam tespit edildi
Göbekli Tepe’nin üç taşı, üç rengi
Bir Altın Elbiseli Adam daha bulundu!
Göbekli tepe’de Kafatası Kültü

Türkiye de her 100 bin kişiden 251'i cezaevinde
Erdoğan Ailesinin Gizli Offshore Anlaşması
Türkiye medyasında nefret söylemi
'İntihar girişimi' patlaması!
“6 Bin ‘AK Troll’ Sosyal Medyayı Manipüle Etti”

Türkler nasıl ve neden müslüman oldu?
Müzik ile Resmin Dansı
UNUTMA-K: BAŞLANGIÇ
Organik aydın, turfanda vekil
Kriz değil, çöküş…

Korkunun ecele
Edebiyat Notları, Eylül - Ekim
Sürdürülebilir
AKIL UZ
İyi kötü

Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri
Başkaldırının simgesi Landmesser'in hikayesi
Saha Türkleri
Yeni yıl armağanı hediye e-kitap : Leyla Erbil ile


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git