A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Barışmak / Barış-bak

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: M. Şehmus Güzel | 02 Temmuz 2017 09:46:48

Ortadoğu'da ve Türkiye'de siyasetin kuralları başka türlü çalışıyor. Başka biçimlerde işliyor. Avrupalarda öğrenilen ve/veya öğretilen siyasetbilimine ve onun ileri sürdüğü ilkelere bazen hiç uymuyor. Bu topraklarda Avrupai ölçütlerle siyaseti açıklamak kimi zaman çok zor, kimi zaman ise mümkün değil.

Çünkü bu topraklarda akrabalık, yol arkadaşlığı, tarikat kardeşliği, hemşerilik ve buna benzer bir dizi unsur da siyasette, siyasi gelişmelerde ve onların güdüm ve denetlenmesinde belirleyici roller oynayabiliyor.

Bu coğrafyada siyaset yapmak zordur ama ve ne iyi ki siyasetin önünü açan kimi unsurlar da her yerde bulunan cinsten değildir. Bu unsurlar yerinde ve gerektiği biçimde kullanıldıklarında bütün kapıları açabiliyorlar. Ve o zaman birdenbire güneş doğuyor gecenin kapkaranlığının orta yerinde.

Barışa giden yollarda, barışı getiren girişimlerde görünenler var elbette. Kimin, nerede, neyi, nasıl yaptığını bilebiliyoruz. Görünenler için. Ama aynı zamanda ve birçok siyasi eylemde olduğu gibi bir de görünmeyenler ve gösterilmeyenler var. Siyasetin perde arkası dediğimiz, siyasetin kulisi adı verilen mekanlarda olup-bitenleri bilmemiz, enazından hemen işin başında, değişik ve kimi mutlaka haklı nedenlerle, mümkün olmayabilir. Ama siyasi tarih sır saklamayı pek sevmez, sır saklamaya da pek gelmez ve birgün veya başka bir gün görünmeyenlerin de neleri, nasıl ve nerede çözümledikleri ortaya çıkar. İyi de olur.

Çünkü barış gibi önemli, ölümleri önlemesi, sakatların ve ‘hastaların’ sayısının artmasını önleyici ve benzeri binbir yararlı ve iyileştirici özellikleri sayesinde neredeyse kutsallaşan bir eylem için gayret gösteren herkesin bilinmesinde ve onlara teşekkür edilmesinde yarar var. Dahası böyle bir işi nasıl kotardıklarını bilmek, bugün veya yarın bu tür barışçıl girişimlere ve eylemlere ihtiyacı olacaklar için dersler de yüklüdür. Ve dersler verildikleri zaman, öğrenildikleri anlarda yararlı olabilirler.

Barışa giden yolda tayin edici adımların atılmasını sağlayanlardan görülenlerin, ve gösterilenlerin isimlerinin yerli ve yabancı medyaya yansıdığı oluyor. Geçmişte oldu. Geçmiş dönemlerin barışseverlerine ilişkin yabancı medyalarda Türkiye’de bilinenlerden fazlası var. Bunları bugün artık hemen hemen herkes aşağı yukarı biliyor. Yinelemeyeceğim. Biri hariç: Bu, geçmiş yıllarda kalmış, isimsiz bir kahramandır: Aslında ismini hemen yazacağım ama bu isim öyle her gün medyalarda tekrarlananlardan değildir: Bu, oğlu asker Yusuf’u, girdiği çatışmada kaybeden bir babadır : Mehmet Nasır Ulaş isimli yurttaşımız, 2009 Eylül ayının başında, oğluna son görevini yerine getirirken, o günün Başbakanına ‘barış’ diye haykırıp şunları dile getirme cesaretini gösteren kişidir :
« Acımız çok büyük. Biz bu kanın (akan kanın) bir an önce durmasını istiyoruz. Benim yüreğim yandı, başkasının yanmasın. Barış istiyoruz. »

Evet onun ismine başka babaların, başka anaların isimlerini ekleyebiliriz. Liste çok uzundur. Barış arzusu bu kadar geniş bir biçimde yaygınlaştı ülkemizde. Elbette siyaset yaptığını iddia eden kimi siyasetcinin ve « kamuoyunun nabzını » tuttuğunu ikide bir yineleyen kimi gazetecinin, köşe yazarının bu tür haykırışları duyamadıklarını üzülerek görüyoruz. Biliyoruz. Ama onlar duymuyor diye bu haykırışlar yankılanmıyor anlamına da gelmiyor. Barış çünkü soğuk bir meze değildir, barış sıcak bir arzudur. Ana ve babalar oğlunu ister, yeşertmek, büyütmek, evlendirmek, çoluk çocuk sahibi olmasını görmek ister. Oğullar ana ve babalarını isterler. Yar sevgilisine kavuşmak ister, sevgili yarına.

Barışa herkesin, hepimizin ihtiyacı var. Ülkemizin, ormanlarımızın, nehirlerimizin, kuşlarımızın, gökyüzümüzün. Barışı kazanmak çünkü aynı zamanda kalkınmak için, büyümek ve gelişmek için dev adımlar atmak demektir.

Türkiye gibi yoksul bir ülkenin yoksul çocuklarının topla tüfeğe ihtiyacı yok, kaleme ve ekmeğe ihtiyacı vardır. Daha çok kitap okumaya, sinemaya gitmeye, sevgilisini koluna takıp ana ve baba caddelerde bir tur atmaya. Sevgilisine bir gazoz ısmarlamaya. İki çay bir simit yerine, iki çay iki simit yemeye. Yuva kurmaya. Çoluk çocuk sahibi olmaya …

Askeri giderlerin azaltılması üzerine elde edilecek zenginlik sayesinde Kastamonu, Kütahya, Artvin, Uşak, Tekirdağ'daki yurttaşlarımızın giysiden yiyeceğe, yakacaktan bakıma ve sağlığa binbir ihtiyacı karşılanacaktır.

Olası doğal felekatlere karşı köylere ve kasabalara, kentlere ve devkentlere cankurtaranlar alınabilecektir. Orman yangınlarını en kısa zamanda söndürebilmek için orman köyleri ve kasabaları gerekli araç ve gereçlerle donatılacaktır.

Daha çok futbol sahası inşa edilecektir, daha çok futbol topu alınacaktır, daha çok futbolcu lisans çıkarabilecektir.

Daha çok kadın, daha çok erkek, daha çok çocuk spor yapabilecektir.

Kadınlarımız ve erkeklerimiz daha kırkına varmadan seksen yaşındaymış gibi davranmayacaklardır. Elli yaşındakiler « Çok yaşlandım » demeyeceklerdir. İnsanlarımız daha uzun ömürlü olacaklardır.

Evet barışa hepimizin ihtiyacı var. Kimi siyasetçinin, kimi gazeteciyle kimi köşe yazarının olmayabilir. Onların çünkü tuzu kuru. Gözleri kuru. Vicdanları sessiz. Kalpleri durmuş olabilir. Barışla iş arasındaki, barışla huzur, barışla kalkınma arasındaki yakınlığı görmeleri bu yüzden mümkün değil. Yazık. Ama biz barışa inanıyoruz. Birgün geleceğine de.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Ulusal Giz
Erdoğan demokrasiyi kaldırıyor
Söylenecek Her Şey Hakında - Çağımızın Üç Kahramanı
Avustralya Başbakanı: Erdoğan'ın sözleri düşüncesiz ve aşağılayıcı; ilişkiler gözden geçirilebilir
Başın Sağolsun Yeni Zelanda

Avrupa'da yaşayan Müslümanlar kendilerini siyasetten dışlanmış hissediyor
An ve zamanda Avrupa Birliği
Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık
Papa Fransis inançsız mı?
Onların bütün ümidi gençlikte değil

Yabancı yatırımcının yeni endişesi: Erken seçim
Sri Lanka'da gerçekleştirilen Paskalya Bayramı saldırılarından korkunç ayrıntılar
Trump devrinde petrolün jeopolitiği
Türkiye en sefil 10’uncu ülke oluyor
Soğan fiyatları sonun başlangıcı mı?

Pasaportun yolculuğu
“Dünyanın sonuna” gidiyorlar!!!
Narsisizm nedir ve görülme sıklığı neden artıyor?
2019’da bizi bekleyen ölümcül 10 tehlike
2050'de, 60 yaşın üzerinde 2,1 milyar insan var olacak

Zamannın ruhuna aykırı bir sergi
Kendini unutup insanı bulmak
Kafka hayranlarına sevindirici bir haber
Parayı giyinmek ya da sanatı yaşamak
Sansüre karşı ‘Yollara Düştük’ belgeseli erişime açıldı!

Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları

Çin’in plastik atıklarının yeni adresi Türkiye
Varlığımız varlığına armağan mı ceza mı?
‘Uyurgezer’ adımlarla felakete doğru
Dünyanın turnusol kâğıdı
2018 İklim Raporu: Dünya'yı kurtarabilecek son nesil biziz

Anı yakalamak
Yapay Zeka psikiyatrik tedavilerde kullanılacak
Wing drone ile kargo servis izni aldı.
Facebook şifrelerinizi yine değiştirmenin zamanı geldi
Pasaport yerine geçecek yüz tanıma yazılımı geliyor

Kibir Hastalığı
Yeni diller ortaya çıkıyor
42000 yıllık at cesedi bulundu
Ayakta Uyumayın Sağlıklı Uyuyun
NASA’dan yapılan duyuru ana hatları ile şöyle.

Dünyanın en yaşanılabilir şehri : İstanbul 130 Sydney 11. sırada
Kadınların hak eşitliği oranı Avusturalya'da %96.8 Türkiye'de %79.38
Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 126 ülke arasında 109'uncu sırada
Türkiye, Rusya, Brezilya ve Endonezya ile aynı kategoride
Türkiye ekonomik özgürlükte sınıfta kaldık

Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?
Çocuklarını Kurban eden 10 Uygarlık
BEKA MEKA
Hangi inanç bu kanlı elleri temizler?
Umudum yok İnadım var!

Geçmişte bir gün
Bu pazar iyi dinlenin anneler, sonraki her gün yine yorulacaksınız
GUGUK
İnansak mı?
60 Sene Sonra

Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git