A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Gardırop Atatürkçüsü Kimdir?

Kategori Kategori: Makale | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Ayşe Özer | 20 Ocak 2018 07:20:53

80 darbesiyle birlikte hayatımıza girmiş olan bu tanımlama son günlerde çeşitli kesimlerce yine dillere pelesenk edildi. Kelime anlamı olarak düşünüldüğünde, sanki gardırobunda Atatürk gocuğu bulunduran ve sürekli olarak kaşlarını Atatürk gibi tarayan bir insan evladını çağrıştırıyor. Seneler önce İzmir’de -hani şu kalemiz olan İzmir canım- Atatürk’e benzediği için herkesin ağlayarak fotoğraf çektirmek istediği bir adam vardı. O mu ola ki bu Atatürkçülüğü gardırobundan menkul insan evladı?

Peki kim bu gardırop savaşlarını çıkaran Atatürkçü? Efendim şöyle ki: Gardırop Atatürkçüsü, memleketin başına herhangi bir hal geldiğinde, içinde yorganı olmadığından, hayli yüklü gardırobunu ilk olarak toplayıp kaçacak olandır. Cihangir’de yolluğunu içerken “haydi bu da Gazi Paşa’ya olsun” demiştir o son kadeh kaldırışında, lütfetmiştir. Gazi Paşa’nın en iyi yaptığı iş, rakı içmektir onun nezdinde. Rakı sofrası geniştir lakin herkes otursun diye değil. Maksat zengin dursun. Aman efendim o Kordon’da, orada burada şurada her yerde rakısını içsindir de, dünya yansındır. Yaşam tarzı her şeyin üstünde ve ötesindedir. Zavallı egosunun bile üstünde tek gerçeğidir.

Gardırop Atatürkçüsü, solcu geçinen-adamın geçimi bundan-herkesten aldığı tek tek kelamları birleştirerek kurar ideolojisini. İdeolojisinin temelleri sağlam olmadığından her liberal rüzgarda sağa sola savrulur. Evet, kelimenin ilk anlamıyla. Öğrendiği yeni kelimeleri, kulağına çalınanları cümle içinde kullanır ki pekişsin. Kelimeler yabancı olduğundan bazen cümleler de birbiriyle çok alakasız olur. Olsun, öğrenmektedir bizim gardırop. Mesela Dilek Özçelik’e ağlar, ama o dönemde “hiçbir ilacın temininde güçlük yoktur” diye beyanat veren meslek örgütünün başkanıyla birlikte sol siyaset yapma iddiasındadır. Toplama ideolojisinin artıklarını paylaşır sosyal medyada. İnsanlar açtır, domuzlar patatesle, insanlar sözle beslenir. Elbette ki mesele hangi hayvanın kemikleri olduğu değil, kemiğin kendisidir. “Efendim, haram yemedik”. Afiyet olsun.

Her kürsü konuşmasında yegane sığınağıdır gardırobundaki o isim. Çevirdiği dolaplar fark edilmesin diye her sıkıştığında alkış almak için “Mustafa Kemal!” der. Gardırobunda bol bol takım elbisesi, kırmızı beyaz fularları filan vardır. Ama kuruluşun partisinin bayrağı eskimiştir, demodedir, “bizimle değil”dir ona göre. Beş benzemezi birleştirmek için o bayrak hiçbir yere asılmasındır. Esasen Mustafa Kemal’in hiçbir şeyi olmadığını haykırmak istemektedir ancak yine de kuruluşun partisinde bağzı arkadaşlar hala bu konuda ısrarcıdır. Sloganlara saldırır acemilikle. Yeni şeyler söylemeyi siyaset yapmak istediği partinin fikir babasının posterini duvardan indirmek zanneder. Söyleyecek yeni bir şeyi yoktur zira. O koca anlatının üzerine bir şey koyamadığından, sahte destanlara tutunur. Hikaye yazamadığından masallarla avunur. Soyadını kimse alamaz ondan nasılsa.

Ucuz Türk filmlerinde bir anda yıldızı parlayan şarkıcıların plaklarının birer birer kamera önüne atıldığı sahne yaşanır bir gün içinde. Sadece bir insana saldırarak kahraman olunduğu iddia olunur. Bir sonraki gün aynı insandan samimiyetle özür dilenir, ne oldu şimdi? Kitle her gün televizyona çıkanı kanaat önderi, her “laf sokanı” kahraman bellemeye başlamıştır. Kahraman, Elif’tir oysa, Nene Hatun’dur, Arhavili İsmail’dir, Resneli Niyazi’dir. Köklenmeyi, Elif gibi dimdik durmayı bilmeden Gülhane Parkında bir ceviz ağacı olma iddiasında olanlar çıkarlar sahneye, fikirleri nedeniyle oradan oraya sürüldüklerinden gardıropları hep sırtlarında olan gerçek Kemalistlerin ne faşistlikleri kalır, ne hainlikleri. Aşağılama ve hakaretin bini bir paradır. Küfürden başka hiçbir şey üretemeyen ama her ne hikmetse adına sol diyen siyaset kendine hala bir siyaset alanı açamamış olmanın başarısızlığını tartışmaz da, “CHP’yi sola çekeceğiz" diye tabanın dahi destek vermediği mitinglerde boy gösterir. En küçük ölçekte bile düşüncelerini hayata geçiremeyenler, toplumun “creme de la creme” tabakasında gerçekten çok mağdur olmuşlardır. Ve her gün bedel ödeyen gerçek Kemalistlerden ısrarla özür beklemektedirler.

Milli kurtuluş, milli bağımsızlık temellerinden ve anti-emperyalist kimliğinden soyutlar Atatürkçülüğü, getirir yaşam tarzına indirger. Bunları savunanların hepsi kafatasçıdır, gericidir. “Mustafa Kemal, kimsenin tekelinde değildir” efendim, öyle bilir bizim gardırop. Halbuki, illa birinin tekelinde olması gerekiyorsa, mesela buz gibi havada havuza atılan Tekel işçilerinin tekelindedir. Her Cumhuriyet Bayramında boy göstermek için çıktıkları o meşhur Nişantaşı kutlamalarından sonra attıkları konfetileri temizleyen temizlik işçisinin tekelindedir. Kemalist olduğu için gadre uğrayan namuslu bürokratın tekelindedir. Kurtardığı Türk kadınının tekelindedir.

Yani ki, kapıdaki tabela doğruysa, -ki doğrudur biz çakılırken oradaydık- siz çok yanlış gelmiş olmalısınız. İleride bir cami var, oradan bir daha sorun hele. Çıkarken de kapıyı kapatın da, kuranderde kalmayalım abiler ve dahi ablalar.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







"36 saatten az sürede 50 ila 80 milyon insanın ölümüne yol açabilir"
Yasak ama cezası yok
Cesaret bulaşıcıdır…
Avrupalı Türk kadınlar ayaklandırdı: "Şerefsizini ifşa et"
Amazonlarla ilgili medyatik zehirlenme kampanyası

İspanya göçmenler için iyi bir seçim mi?
ABD IŞİD militanlarından kurtulmaya çalışıyor
Irak'ta protestolar: Neden başladı, nasıl yayıldı?
Devletlerin yeni manipülasyon aracı: İnternet
AB vatandaşları ABD ve Rusya arasında taraf olmayı reddediyor

Türkiye ekonomisi: Tünelin ucunda ışık var mı?
Ekonomik kaygı bankalar önünde uzun kuyruklar oluşturdu!
Türk Lirası tehlikeli eşikte…
Borç Hazine’nin kamçısı!!!
İşsizlik rakamları açıklandı. %3.4 artış!

Lila, Lenu, Sisifos
Uzun yaşamanın sırrına erdim
Ölüme ve mezarlıklara bakış açınızı değiştirme vakti!
Yavaş seyahat nedir, nasıl yapılır?
Parkinson hastaları için umut

Leonardo da Vinci Hazar Türkü olabilir
Ay çöreği
Tarih Sizi Bekliyor! Toledo'nun Hayali!
‘Anlatamıyorum’u dünyanın en çok okunan ikinci şiiri
Zamannın ruhuna aykırı bir sergi

İnsan, Kıyısı olmayan derya - Kuşkularımı gider
Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte

Avrupa kentleri, sıcak hava dalgalarına uyum sağlamanın yollarını arıyor
Eylemsizliğin Maliyeti: 2050’de yılda 200 milyon kişi yardıma muhtaç olacak
Hayvanlar küresel ısınmaya ayak uyduramıyor!
7 ayda bir yıllık doğal kaynak kullanıldı!
Türkiye, Avrupa'nın ve ABD'nin çöplüğü oldu

Google’ın kuantum bilgisayar devrimi nedir? Dünyayı nasıl değiştirebilir?
Dünyanın ilk 5G hoteli Gold Coast’ta
Uzay yolcusu kalmasın
Yemek sanatından dövüş sanatından dem vuranlara gelsin. İşte size bilim sanatı.
Anı yakalamak

Üç Cinsiyetli Bir Solucan Bir Keşfedildi
Beyin implantları: Nöral devrim mi, düşünce kontrolü mü?
Ölü bedenler çiftliği
Laboratuvarda mutant kertenkele üretildi
Troya'da 11. katman keşfedildi ve kentin tarihi 600 yıl geriye gitti

Kamu İstihdam Raporu: Her 10 kamu işçisinden 9'u erkek!
Dünya tektonik hareketlerle okyanus sularını yutuyor: Deprem riski artabilir
Çocuk istismarında % 1021 arttış!!!
Türkiye'de okul kitaplarında dini ve cinsiyetçi ögeler arttı
Sydney, dünyanın 5. Melbourne 10. güvenli şehri, Tokyo 1. , İstanbul ise 48. sırada

Donald Trump barış getirebilecek mi?
Rumeli Türküleri Avustralya’da
Doğan Özgüden : özgürlük örneği, hakiki vicdanımız
Reuter mi Karşı-Reuter mi?
Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?

Düşüş
Bir Harekatın Anatomisi
Bir Çocuk Oyunu
Dümdük
Dinleme adabı

Dünyanın İlk Destan Kahramanı: Gılgamış
Antik Çağlarda Kendi Memleketlerine Karşı Savaşan Paralı Askerler
Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git