A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...
 


 

yazi dizileri avideo Ulusal Gazeteler

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Babama Mektuplar (1)

Kategori Kategori: Yaşam | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 1013 Okunma 
Yazar Yazan: Şule Sencer Töreci | 05 Ocak 2010 04:35:36

Sevgili babacığım, nereden esti ise sana bu gün bir mektup yazmaya karar verdim. Mektubuma şimdi başlıyor olsam da, ne zaman bitireceğim hakkında en ufak bir fikrim yok. Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki...

Bu Dünya’dan mezuniyetinin ardından tam 20 yıl geçti ve ben, bu acelenden ötürü sana karşı hala öfke doluyum. Niçin üçer beşer atlayıp çıktı  basamakları? Nereye yetişecekti? Neden arada  merdiven sahanlıklarında dinlenmedi? Hep kafamda dönüp duran sorular. Belki o zaman çok daha kolay alışırdım yokluğuna. Tek bir günün içine nasıl da sığdırdın herşeyi, nasıl öylece çekip gittin anlaşılır gibi değil. Kalp krizi bahane. Aslında senin o bitip tükenmek bilmeyen enerjini düşündükce “Bu tam da sana uygun bir gidişti” demekten kendimi alamıyorum. Gidişin öylesine ani oldu ki, diplomanı bile elimize tutuşturdular alel acele, biz ise ardından öyle baka kaldık. Senin mezuniyet “Cumhuriyet” gazetesine de haber oldu. Sanırım bizler gibi onlar da çok şaşırmışlardı bu oldu bittiye. Her ne kadar koltuklarım kabardı ise de başarı puanlarını listelediklerinde... Yine de... Biliyorsun işte.

Buraya kadar yazdıklarımı bir “flash back” olarak yorumla lütfen. Artık  bu erken gidişe eskisi kadar öfke duymuyorum. “Üstelik” diyorum “ne kadar da haklıymış acele etmekte.” Bak bu gün benim ve benim gibi milyonların yaşadığı ve tanık olduğu gönül kırıkları ve şaşkınlıklardan uzak, kariyerini tamamlamaya vermişsin kendini ne güzel. Ne mutlu sana.

Sen gittikten sonra çok geçmedi, Dünya’ya bir küreselleşme kavramıdır gelip oturdu. Ben nasıl sevinçliydim anlatamam. “Yaşasın” diyordum. “Artık Etopya da aç, Arjantin de evsiz çocuk kalmayacak. Mademki küreselleşiyoruz, mademki Dünya tek bir ulusmuşcasına yol almakta, bu zenginler de eşek değil ya, paylaşacaklar elbette servetlerini yoksullarla. Afrika’nın köylerine kadar içme suyu gelecek, Brezilya nın en ücra köşelerinde sosyal konutlar inşa edilecek. Okulsuz, aşsız aşısız tek bir çocuk bile kalmayacak. Sonuçta; doğru, bir paylaşım oldu olmasına hala da olmakta ancak, hiç de benim düşlediğim gibi değil. Zenginler,  ki şimdilerde onlara “G8” deniliyor, yoksulları hallaç pamuğu gibi atmakta, gariplerin ellerindeki son zenginlikleri de sömürme peşinde birbirleriyle yarışmaktalar. Bu nedenle senin mezuniyetinden bu yana Dünya’da daha çok açlık, daha çok göz yaşı ve daha çok kan var. Çocuklar bile savaş yorgunu. Kelimeler anlamını yitirdi. Barış için savaş yapıyorlar artık. Demokrasi getirmek adına da faşizimi sürüyorlar ortaya!  Silah baronları  küreselleşmekte olan Dünya’nın kaymak tabakası oluşturuyor. İnsanlar birbirlerine sarılmayı unuttu, ağaçlara sarılıyorlar artık sevgi istediklerinde. Şöyle çevreme bir donüp baktığımda pek de haksız bulmuyorum onları laf aramızda, yeni dinimizin adı “Para”. Ona tapınılmakta bu günlerde.


Elbette Dünya’da bunlar olup biterken, ülkemiz de küreselleşmeye açılmakta gecikmedi. Benim ilkokul dönemlerimden beri “Gelişmekte olan ülkeler” arasında yer alan Türkiye, hala yeteri kadar gelişememiş olacak ki, o da haraç mezat küresel işporta tezgahlarındaki yerini aldı. Sümerbank’dan Tüpraş’a, PTT nin “T” sinden (ki bu “T” telgraf değil  kolayca tahmin edebileceğin gibi) Petrol Ofisi’ne kadar pek çok şey artık bizim değil inanabiliyor musun? Şimdi de itfaiye satışta.  Karadeniz’de çayları söküp yerlerine kivi dikiyorlar. Bursadaki tekstil sanayiini unut, yakında Bursa havlularımız da Çin den gelir artık.  Yok yok dalga geçmiyorum. İnanmıyorsan, arada  başını tezlerinden kaldır da şöyle bir  aşağılara bak.

Ülkemiz son 7 yıldır Amerika’dan yönetilmekte. Ancak yine de düşünceli davranıp, isimleri Türk olanlardan kurdu kabineyi Sam Amca. Ha artık “Türk” de değiliz biliyor musun? “Türkiyeli”yiz. Ülkede “Türk” üm demek ırkçılığa giriyor şimdilerde. Kısacası “Ben Ermeniyim”, “Ben Kürdüm” in, “Ben Türküm” out. Ha sahi bak böyle de konuşur olduk nicedir. “in” ler, “out”lar falan. İyi ki çekip gittin be babacığım, sen o Fransızcan ile burada kelimenin tam anlamı ile Fransız kalacaktın, din programlarında bile hocalarımız “kavram” yerine “consept” i kullanırken... Her şeyi bırak; halam var ya halam hani senin sevgili kız kardeşin, o bile “saldırgan” ı unuttu, bazı davranışlarımı “aggressive” bulmaya başladı, iyi mi?  

Bu arada başımızdaki kendine Müslüman hükümetimiz giderek ilginçleşmekte. Cumhuriyetin okulları kaçak ya da arsası iyi rant getiriyor diye yıkılıp satılırken, her yanda pıtrak gibi kuran kursları açılmakta. Ancak ben  burada fena şekilde  takılıyorum yine. Bu Kuran, ne anlaşılmaz şeymiş ki öğret öğret bitmiyor. Sen kulları okuyamasın, okusa da anlıyamasın diye kitap indiren bir Tanrı düşünebiliyor musun? Ayni şeyi Hıristiyanların İncil’i, Yahudiler’in Tevrat’ı için de söylemek olası. Onlar da en az 2000 yıldır okuyorlar da okuyorlar. Ya okuduklarını anlamıyorlar, ya da daha kötüsü ayni kitaptan herkes başka bir şey anlıyor. Ancak onların yine de şöyle bir lüksleri var; Fransız İncili’ni Fransızca, Alman Almanca okuyabiliyor. Yani papazın biri çıkıp da: “Bak René’ciğim bunları Fransızca da okuyabilirsin elbette. Ancak İbrani’ce kadar Tanrı katında makbul müdür bilemem?” demiyor. Bunu deyip de inanların yüreklerine kuşku tohumları serpmiyor. Ama bizde Arapça nerede ise şart. (Helal olsun şu Araplara, emperyalizmin böylesini İngilizler bile akıl edemedi bu güne kadar.) Eh bir bakıma kendilerince haklılar da, herkes okuduğunu anlıyacak olduktan sonra Kuran Kursları’nın ne işlevleri kalırdı değil mi?

Babacığım çok uzattım kusura bakma.  Biliyorsun çenem biraz düşüktü, hala öyle. Sana yazmaya devam edeceğim. Bu arada bizler iyiyiz. Benim için kurduğun hayalleri torunun gerçekleştirdi, her ne kadar Sorbone da “Science Politique” okumadıysa da Australya’da New South Wales Üniversitesi’nin “Uluslararası İlişkiler ve Politika” bölümünü bitirdi. Bitirdi de iyi mi yaptı? Teori ile pratik arasındaki farkı gözlemledikten sonra inancını yitirdi, oy bile kullanmaz oldu. Halbuki ben ne güzel onun göbeğinden arta kalanı ta Türkiyelerden buralara taşımış, Sydney’deki Opera House’un bahçesine ekmiştim. Tutmadı demek ki.

Fahri desen emekli. Harika pizalar ve salatalar yapıp, doğa yürüyüşlerine çıkmakta.  Ben bildiğin gibi, biraz amiyane kaçsa da, ki gerçek bu “Hıyarım var” diyene tuz yetiştirmeyi sürdürüyorum hala. Şu sıralar Türkiye’de en çok tuz ihtiyacını yoksul çocuklar ve sokak hayvanları çekmekte. Bir de korunmasız doğa tabii. Benim ise elimde bir koca tuzluk.

Seni hala çok özlüyorum biliyor musun? Ama bunu artık eskisi gibi dert etmiyorum. Biliyorum ki aslında benden o kadar da uzak değilsin. Tasavvuf Felsefesine göre hani hepimiz Tanrı’nın bir parçasıyız ya, işte o senin Tanrısal parçan çoğunlukla benimle birlikte. Önce senin o değişmez traş losyonun “Fa Bergé” yi duyumsuyorum. Sonra gözlerimi kapatıp derin derin içime çekiyorum kokunu. Ve  işte sen o nefesin ta kendisi oluyorsun o anda.

Baba, ben lavantayı onun için mi bu kadar çok seviyorum dersin?

Facebook'ta paylaş


 | Puan: 10 / 5 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

ilknur Gökalp { 15 Mayıs 2010 02:42:50 }
Ta nerelerden nerelere.O küçümen,yerinde bir dakika durmayan cıvıl cıvıl kız.Anne olmuş,yazar da olmuş.Çok güzel de bir kadın olmuş. Beni hatırlayacağını umuyorum.Bana cici annem derdin.Oysa aramızda pek de bir yaş farkı yoktu ama... konum olarak da bu söyelenebilecek bir deyim di aslında.
Sana şiir kitabımdan bir tanesini yazıyorum.
SUNU
Ağlatmayın çocukları.sevgiyle,kahkaha verin.
Aç bırakmayın hayvanları,sunun sevginizi
Korkmadan sunun.
Sevginizin büyüklüğü çocuklar da,
Bir de hayvanlarda sonsuzluğa erişir.
Varsa böylesi sevginiz,
Bilin ki siz yalnız değilsiniz.
İ.Gökalp
Sevgilerimi en sıcak kucaklamalarımla yanına yolluyorum.
ibrahim ince { 17 Ocak 2010 04:13:34 }
bir nefeste okudum. ahmet şalih sencer ile tanış olan ve biraz da tanıyan birisi olrak duygulandım. düşünüyorum da bu denemen baban ile ilgili yazılabileceklerın-anlatılabileceklerın başlangıcı olabilir ancak.aşs deki vizyon''''a, girişimcilik ruhuna çok az kişide rastlanılabilir. ışıklar içinde yatsın. ii.
ceylan { 11 Ocak 2010 09:47:09 }
ozlemisim ...
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    








Yandaş basının yakın tarihi : 2002 - 2010
Hanefi Avcı...?
AKP anayasa'sına "HAYIR"... pekiyi neden hayır ?
433. YAZI
15 Ağustos ve PKK

Dijital Dolandırıcılık
"Bertaraf olmamak için hayır"
Satıyorum satıyorum!!! Gitti gidiyor...
Rupert Murdoch, Arap medyasına el attı
600 suç dosyaları var ama yargıç seçecekler...

AKP'nin 8 yıllık özelleştirme bilançosu.
Dünyada kim çalışıyor kim yatıyor?
Maden yağması Meclis'te
Unakıtanlar 5 ayda 7 milyon TL'lık ihale aldı!
Yandaş medyadan sonra candaş ve yoldaş medya

Ölmeden önce tatmanız gereken 50 lezzet
Şehirler yumağı
bir kış günü paylaşımı
Kadın cinayetlerine devlet teşviki.
Allı pullu kabahat

Ankara'dan Parfüm Kokuları
... ve Türkiye'de arabesk kazandı!
Sürülen köpekler...
Kaçak kazıdan yüzyılın arkeolojik buluşu çıktı.
Fazıl Say'ı neden yalnız bırakmamalıyız?

inancın ve aklın hayat hamlesi -1-
varlığın gözyaşları
Saygıda Kendin Olmak - Yüceltmede Hiç Kimse
Hayat Yeşil - İnanç Gri
MABET-İNSAN (5)

Orman kanunu!
Nükleer anlaşma Komisyon'dan geçti.
Altın lobisi kazandı, Kaz Dağları madenlere açılıyor.
Memleketine de tecavüz ettiler...
COCHABAMBA

Yüksek teknolojiyi Çin kontrol edecek
Gençler, bilgisayar karşısında bülbül kesiliyor!
Araçınızdaki yakıtın %85'i bakın nereye gidiyor.
"Cep telefonu uygulamalarında patlama olacak"
Bor'dan araç yakıtı üretildi

Akdeniz'de yeni canlı türleri
Ve insan "hayatı" yarattı...
Kayıp kent 'Germenicia'
Yeni fizik yolda!
Büyük çarpışma gerçekleşti.

'Dünyanın en iyi ülkesi' sıralamasında Avustralya 4., Türkiye 52. sırada
Türkiye, Avrupa ikincisi
İşte Türkiye'nin rakamları.
Ülkelerin bilinmeyen gerçekleri
Kader : Zonguldak 783 madenciye mezar oldu

"YETMEZ AMA EVET"çiler buna da mı evet diyor?
Aristophanes'in "Eşekarıları" Oyunu Üzerine Güncel Bir Yorum
Tayyip Erdoğan ve gerçekler
Keşke Başbakanımız bizim bu toprağin İbiş'i olabilseydi!
Cemaatin kadrolu tarihçisine (CKT) cevaplar

Aptallığıma verin: Hıyar mı? Hayır mı?
Aptallığıma verin: "Evet" diyen Somalililer...
Aptallığıma verin: Evet'in tokatı mı, yoksa Tokat'ın Eveeet tokatı mı?
Neden, neden çekip çıkardın denizden beni?
Aptallığıma verin: "Evet ve Bilet"

Biz kumlanmış kot giyiyoruz, Onlar ölüyor!
Soykırım yalanı İngiliz gizli örgütünce nasıl hazırlandı?
79. yılı münasebetiyle...
Sarkis Çerkezyan'ı kaybettik..
Frankeştayn tohumları İSTEMİYORUZ!!!



kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar




Basa git