A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Adalet ve Ekonomi

Kategori Kategori: 'Hayır'lı Demokrasi | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Ferruh Dinçkal | 01 Ocak 2026 11:37:37

Hukuk ve ekonomi arasındaki ilişki, "kum üzerine mi yoksa kaya üzerine mi inşaat yapıldığı" sorunsalına benzer. Hukuk, bir ekonominin altyapısını (kaya) oluşturur. Adalete olan güven azaldığında, ekonomik göstergeler de doğrudan sarsılır. Türkiye'de adalet sistemi ve bu sisteme duyulan güven, hem yerel kamuoyu araştırmalarında hem de uluslararası endekslerde son yılların en çok tartışılan konuları arasında yer alıyor. Mevcut durumu rakamlar ve küresel kıyaslamalarla inceleyelim.



Türkiye'de Toplumun Adalete Güveni: 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve çeşitli bağımsız araştırma şirketlerinin (Panorama, Metropoll vb.) verileri, yargıya olan güvende belirgin bir düşüşe işaret ediyor.

Güncel güven oranlarına baktığımızda  2024-2025 dönemine ait veriler, yargıya güvenin %20 ile %30 bandına kadar gerilediğini gösteriyor. Örneğin, Panorama Araştırma'nın 2025 verilerine göre her 10 vatandaştan sadece 2,7'si yargıya tam güven duyuyor. Adil uygulama algısı ise TÜİK verilerine göre, "yasaların herkese adil uygulandığını" düşünmeyenlerin oranı 2024'te yaklaşık %46,4 seviyesine çıkarak son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Vatandaşların adalete güvenmemesinin arkasındaki başlıca sebepler; yargının siyasallaşması, uzun süren dava süreçleri ve "kişiye göre hukuk" uygulandığı algısı.

Küresel Kıyaslama: Hukukun Üstünlüğü Endeksi

Dünya Adalet Projesi (World Justice Project - WJP) tarafından her yıl yayınlanan "Hukukun Üstünlüğü Endeksi", ülkeleri hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, yolsuzluk, temel haklar ve yargı bağımsızlığı gibi kriterlerle puanlar.

Türkiye'nin mevcut durumu (2024-2025): Sıralamada Türkiye, 142 ülke arasında 117. ile 118. sıralarda yer almakta.

Bölgesel durum ise "Doğu Avrupa ve Orta Asya" grubundaki 15 ülke arasında Türkiye 14. sırada yani sonuncu veya sondan ikinci olarak yer alıyor. Rusya ve Belarus gibi ülkelerle benzer kategoride değerlendiriliyor. 

Türkiye'nin en düşük puan aldığı alanlar "Hükümet Yetkilerinin Sınırlandırılması" ve "Temel Haklar".

Türkiye ile "En Adil" ülkeler arasındaki farklar neler?

Dünyanın en adil kabul edilen ülkeleri genellikle İskandinav ülkeleri (Danimarka, Norveç, Finlandiya). Türkiye ile bu ülkeler arasındaki temel farklar şunlar:
1. Yargı Bağımsızlığı: Onlarda yargı, yürütmeden tamamen bağımsızdır; siyasi baskı hissedilmez. Bizde yargı mekanizmasının yürütmenin etkisi altında olduğu algısı yüksektir.
2. Yolsuzluk: Onlarda yolsuzluk oranları dünyanın en düşüğüdür; "şeffaflık" esastır.    Bizde yolsuzlukla mücadele mekanizmaları endekslerde zayıf not almaktadır.
3. Temel Haklar: Onlarda ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı anayasal güvence altındadır. Bizde temel haklar alanında ciddi kısıtlamalar ve ihlal kararları (AİHM vb.) mevcuttur.
4. Erişilebilirlik: Onlarda  adalet hızlı, ucuz ve herkes için eşit mesafededir. Bizde dava süreçleri çok uzun (ortalama 2-4 yıl) ve maliyetlidir.
Özetlersek,  en adil ülkelerde hukuk "güçlünün yasası" değil, "yasaların gücü" olarak işler. Bu ülkelerde bir bakan veya başbakanın bile hukuk önünde sıradan bir vatandaşla aynı muameleyi göreceğine dair toplumsal bir mutabakat vardır. Türkiye'de ise "güçler ayrılığı" ilkesinin ortadan kalkışı ile, hukuğa güven ortadan kalkmıştır. 

Mülkiyet Hakları ve Yargı Süreçleri

Türkiye’deki adalete olan güven kaybı sadece siyasi davalarla sınırlı değil; günlük hayatı etkileyen ticari ve sivil hukuk alanında da ciddi tıkanıklıklar yaşanıyor. 

Mülkiyet hakları ve yargı süreçlerinin hızına bir bakalım isterseniz. 
1. Mülkiyet hakları ve yatırım güvenliği : 

Uluslararası yatırımcıların ve yerel iş dünyasının en çok baktığı kriter "Hukuki Öngörülebilirlik"tir.

Türkiye, Mülkiyet Hakları Endeksi'nde (Property Rights Index) son yıllarda gerileme yaşamaktadır. Kamulaştırma kararları, imar değişiklikleri ve ticari uyuşmazlıklarda mahkemelerin tarafsızlığına dair endişeler, doğrudan yabancı yatırımların (FDI) azalmasında kritik bir rol oynamaktadır. Danimarka gibi ülkelerde, mülkiyet hakkı devlet karşısında "kutsal" kabul edilirken; Türkiye'de hukuki güvencelerin değişkenlik göstermesi güveni zayıflatmaktadır.

2. Yargılama süreleri ve verimlilik : 

Türkiye ile gelişmiş hukuk sistemleri arasındaki en büyük uçurumlardan biri "makul sürede yargılanma" ilkesidir.   Adalet Bakanlığı verilerine göre, bir hukuk davasının sonuçlanması (ilk derece mahkemesi + istinaf + Yargıtay) ortalama 3 ila 5 yıl sürebiliyor. Avrupa Konseyi (CEPEJ) raporlarına göre, Almanya veya Avusturya gibi ülkelerde benzer davalar genellikle 1 yılın altında sonuçlanmaktadır. "Geciken adalet, adalet değildir" ilkesi Türkiye'de işlemediği gibi, yapısal bir soruna dönüşmüştür.

Güvenin tekrar inşa etmek için atılması gereken adımlar nedir?

Uluslararası raporlar (AB İlerleme Raporları, WJP) Türkiye için şu iyileştirmeleri önermektedir:
• Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yürütmeden (hükümetten) tamamen bağımsız, liyakat esaslı bir yapıya kavuşturulması. 
• Hakim ve savcı alımlarında mülakat sisteminin şeffaflaştırılması ve siyasi aidiyetin önüne geçilmesi. AİHM ve Anayasa mahkemesi kararları… 
• Üst mahkeme kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmasının zorunlu hale getirilmesi (Hukuk devleti ilkesinin gereği). 
• İhtisas mahkemelerinin (Bilişim, Fikri Mülkiyet vb.) sayısının artırılarak dosya yükünün hafifletilmesi.

***
Yazının başında, hukuk ve ekonomi arasındaki ilişki, "kum üzerine mi yoksa kaya üzerine mi inşaat yapıldığı" sorunsalına  benzer demiştim.  Gelim şimdi bu ilişkiyi Türkiye özelinde ve küresel ölçekte inceleyelim. Kısaca üç ana başlıkta toplayabiliriz:

1. Yabancı Yatırımcı ve "Risk Primi"

Bir yabancı yatırımcı Türkiye'ye fabrika kurmak veya sermaye getirmek istediğinde ilk baktığı şey, bir sorun yaşadığında bağımsız bir mahkemede hakkını arayıp arayamayacağıdır.

Hukukun üstünlüğü endekslerinde gerileyen ülkelerde, uzun vadeli yatırımlar (fabrika, teknoloji transferi) azalır; bunun yerine "sıcak para" dediğimiz, risk anında ülkeyi terk edebilecek kısa vadeli yatırımlar gelir.

Hukuki güvencenin azalması, ülkenin borçlanma maliyetini artırır. Hukuk sistemi zayıf olan ülkeler, uluslararası piyasalardan daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalır.

2. Kişi Başı Milli Gelir ve "Orta Gelir Tuzağı"

Dünya genelindeki veriler, hukukun üstünlüğü ile refah düzeyi arasında %80'in üzerinde bir pozitif ilinti olduğunu göstermektedir. 

Hukukun üstünlüğü endeksinde ilk 10'da yer alan ülkelerin (Danimarka, Norveç, İsviçre vb.) ortalama kişi başı geliri 50.000$ üzerindeyken; endeksin son sıralarındaki ülkelerde bu rakam genellikle 5.000$ - 10.000$ bandında sıkışıp kalır.

Türkiye, 2013-2014 yıllarında 12.000$ barajını zorlarken, hukuki göstergelerdeki düşüşle birlikte "Orta Gelir Tuzağı"na düşmüştür. 2025 projeksiyonları milli gelirde bir toparlanma (1,5 trilyon dolar toplam hacim) gösterse de, hukuki reformların eksikliği bu büyümenin tabana yayılmasını ve "nitelikli" kalmasını zorlaştırmaktadır.

3. Beyin göçü ve insan sermaye kaybı

Adaletin olmadığı veya fırsat eşitliğinin zedelendiği bir ortamda, en büyük ekonomik kayıp "insan kaynağı"dır. Türkiye'nin nitelikli iş gücü olan, en iyi eğitimli gençler (yazılımcılar, doktorlar, mühendisler), kendilerini hukuk karşısında güvende hissetmedikleri ve liyakatin işlemediğini düşündükleri için yurt dışına gitmektedir.

Fikri mülkiyet haklarının (buluşlar, telifler) güçlüce korunmadığı bir ülkede kimse yeni bir teknoloji geliştirmek için büyük riskler almaz. Bu da ekonomiyi "teknoloji üreten" değil, "taklit eden" veya "fason üretim yapan" bir modelde hapseder.

Sonuçta hukuk zayıflarsa ekonomide neler yaşanır?

Enflasyon:  Hukuk varsa öngörülebilir ve kontrol altındadır.  Hukuk zayıfsa  kurumsal bağımsızlık (Merkez Bankası) zayıfladığı için yüksektir.

İşsizlik: Hukuk varsa yeni yatırımlarla azalır. Hukuk zayıfsa yatırım azaldığı için yapısal olarak yüksek kalır.

Gelir Dağılımı: Hukuk varsa daha adildir; sosyal hukuk devleti baskındır. Hukuk zayıfsa kaynaklar belirli gruplarda toplanır; uçurum artar.

Liyakat: Hukuk varsa en yetenekli olanlar yükselir, verimlilik artar.  Hukuk zayıfsa "Tanıdığı olan" yükselir, verimlilik düşer.

Gördüğünüz gibi, nerede yanlış yaptığımız, durumu düzeltmek için yapmamız gerekenler çok açık. Ama belki de asıl sorun bunları yapacak irade ve o iradenin iktidara gelebilmesi için gerekenlerdir. 


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Hoş geldin zam!!!
Bir Tez Doğrulandı: Epstein, Dershowitz ve İsrail Lobisi
Rusya, Kuzey Kore ve Ukrayna’nın Çalınan Nesli
Düşen İHA’lar, Yükselen Gölge Savaş: Türkiye Semalarında Rus İstihbaratının Sessiz İşgali ve Egemenlik Krizi
Yağmurlu Bir Bayrampaşa Sabahında Orta Asya’dan Uzakdoğu’ya Uzanan Bir Hat

Litvanya Parlamentosu’nda Çerkes Soykırımı Tartışmaları: Tarih, Hafıza ve Uluslararası Sorumluluk
Körfez Bölgesinin Küresel Güç Merkezi Olma Yarışının İç Yüzü
Trump'ın Ulusal Güvenlik Stratejisi: Tepki ve Gerçekleşme
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti güvenlik işbirliğini derinleştiriyor.
Narva’da Sessiz İhlal, Rus Sınır Muhafızları Estonya Toprağında, Dünya Yine Seyirci

Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek
Avustralya - Çin İlişkileri: Avustralya'da Kavga

Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip
Motokuryelerin Sessiz Çığlığı: Sokağın Gölgesinden Yükselen Sınıf Mücadelesi

Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...
JAK İHMALYAN'DAN: “RESİM ANLAYIŞIM”

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.
Çin, HDMI ve DisplayPort alternatifini piyasaya sürdü.

Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.
Karıncaların 66 milyon yıldır tarım yaptığı ortaya çıktı.

Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda
AP'den Türkiye'ye sert mesaj: Kriterler müzakere edilemez

Balın Ruhu, Üst Galile’de Bir Distilatörün Eski Yahudi Geleneğini Koruma ve Balı Cine Dönüştürme Serüveni
Mercedes-Benz Places by Binghatti Gökdelen Kapitalizmi ve Küresel Hegemonya
Masumiyet Pazarlanıyor mu Baby Dove’un Türkiye’ye Girişi, Bebek Bakımında Güven Söylemi ve Kapitalizmin En Hassas Alanı
Düşünmektan uyuyamayanlar ve uyumaktan düşünmeyenler : Türkiye çelişkisi
Seul’den Pulpit’e, Rabi (Haham) Angela Buchdahl’in Olağanüstü Hikayesi — Kimlik, Dahil Etme ve Bölünmüş Dünyada Yahudi Liderliği

İCMAL
PALAVRA
YARGI ÜLKESİ
BÜTÇE
UTANMA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git