A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...
 


 

yazi dizileri avideo Ulusal Gazeteler

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Tanrı siyaset sahnesinde ölmeliydi!

Kategori Kategori: Söyleşiler | Makaleler | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 657 Okunma 
29 Mayıs 2010 15:21:03

"Tanrı'dan aldığım güçle" ya da "Tanrı'ya karşı sorumluluklarımı yerine getireceğim" gibi ifadeler siyaseti bulandıracak, siyaseti Tanrı katına yani öteki dünyaya taşıyacak ifadelerdir. Oysa toplumu yönetenler yönetilenlere karşı sorumludurlar ve güçlerini onlardan alırlar.

Çok çok uzun yıllar önceydi. Henüz gök gürültüsünün sebebi bile bilinmiyordu. İnsanlar zorlu şartlar altında sürdürdükleri hayatlarına devam edebilmek için gruplar halinde yaşamaları gerektiğini yeni yeni keşfediyorlardı. Ancak gruplar halinde yaşamak için kurallara ve düzene; düzeni sağlamak içinse bir lidere ihtiyaçları vardı. Böylece içlerinden biri si grubu yönetmeye talip oldu ve liderlik kavramı insan yaşamına giriş yaptı. Uzunca bir süre liderler güçlerini kaslarından yani kaba kuvvetlerinden aldılar. Yöneten ile yönetilen arasındaki şiddet dolu ilişki zaman içerisinde grupiçi ilişkiler sosyalleştikçe daha barışçıl bir hal aldı. Bu sayede insanlar toplumsal kurumları oluşturarak ihtiyaç duydukları düzeni mekanikleştirme arayışına girdiler. Bu arayışlar esnasında Tanrı inancı ve din kavramının insan yaşamına soktuğu kutsallık liderlik kavramını da etkiledi. Böylece liderlik Tanrı’nın elinden çıkan kutsal bir özellik haline büründü.

Tanrı’nın yön etme vasfına sahip bireyleri özel olarak belirlediği düşüncesi bir süre sonra yönetenlerin Tanrı’nın seçtiği asil kana sahip oldukları gibi bir inançla süslenerek siyaset ve din kurumunu birbirlerine kaynaştırdı. Bugün artık din ile siyaset arasındaki ilişki oldukça derinleşmiş ve karmaşıklaşmış bir halde. Oysa ulaştığımız uygarlık seviyesine yakından baktığımızda artık ne tanrı kavramına ne de lider kavramına ihtiyacımız var. Ancak görülen o ki; toplumları yönetenlerin Tanrı ile aralarında kurdukları ortaklık öyle kolayına sona erecek gibi gözükmüyor. Çünkü bu ortaklık hem din kurumuna hem de siyaseti Tanrı’nın adı üzerinden yapan siyasetçilere her daim kazandıran bir formül.


Tanrı’ya yemin etmek

Birkaç hafta önce Almanya’da bakanlık yemini edilirken Tanrı’ya gönderme yapılmasıyla ortaya çıkan gerçekler “modern” Avrupa’da din ve siyaset arasındaki bağın halen mevcut olduğunu ortaya koydu. Yaşanan yemin krizi gösterdi ki; Alman kanunları bakanlık makamına getirilen bireylerden isteyenlerin yemin ederken Tanrı’ya gönderme yapabilmesine izin veriyor. Toplum u yönetme arzusundaki bireylerin ağızlarına rahatlıkla Tanrı’nın adını alabildiklerini, dahası dini siyasete alet edebildiklerini, üstelik bunu seküler yapıları ile tanınan Avrupa ülkelerinden birisinde yapabildiklerini görmek çok ilginç. Oysa ben bu tip “sorunların ” sadece bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşandığını sanırdım, meğer gelişmiş ülkelerde de Tanrı siyaseten halen yaşıyor ve yaşatılıyormuş!

Şu bir gerçek ki; Tanrı kavramı hem psikolojik hem de sosyolojik alt yapıya sahip. Bugün insan beyni üzerine yapılan çalışmalar; Tanrı kavramının insanlar için sevdikleri bir arkadaşları ya da onlar için önemli bir insan ile aynı anlama gel diğini gösteriyor. Çünkü Tanrı düşüncesi beynimizde arkadaşlarımızı ya da akrabalarımızı düşündüğümüz zaman uyarılan bölgelerde gösteriyor kendisini. Diğer bir deyişle; Tanrı’nın psikolojik anlamda insan yaşamındaki yeri, sığınılacak, yardımına başvurulacak, dertleşilecek bir dost, bir arkadaş gibi. Ayrıca din kurumu sosyolojik açıdan toplumları bir arada tutan oldukça güçlü bir bağ. Bu nedenle Tanrı’nın psikolojik ve sosyolojik anlamda insan yaşamında ki yeri ihtiyaçlar karşılığında oluşturulmuş ve başka şeyler tarafından doldurulması hemen hemen imkansız.

Oysa adına adalet ve hukuk dediğimiz kavramları yarattı ktan ve bu kavramları birer sisteme dönüştürdü ğümüz günden bu yana; din ve Tanrı olgusunun hayatımıza şekil veren politikaları etkilemesine, diğer bir deyişle siyaset ile din arasındaki ilişki ye dur diyebilecek güce ulaşmış durumdayız. Bu nedenledir ki; Tanrı’nın siyaset sahnesinden çekilmesini sağlayabilir, din kurumu ile siyaset arasındaki bağlantıları kopartabiliriz. Ancak bunun için öncelikle dürüstlük, doğruluk gibi kavramları dinin tekelinden çıkartmamız gerekiyor.


İnanç bizi ahlaklı yapar mı?

Öldükten sonra Tanrı tarafından yargılanacaklarına inanan insanların yeryüzünde doğru, dürüst, ahlaklı insanlar olacaklarına dair beklenti çok eskilere dayanan bir geçmişe sahip. Diğer taraftan; grubun kurallarına uymayanları hukukun terazisinde yargılama çabası da oldukça eski bir uygulama. Bu iki farklı bakış açısı üzerinden insanlar yüzlerce yıldır yaşamlarını devam ettiriyorlar. Ancak, insan yapımı kuralların gölgesinde iyi bir insan olmak ile Tanrı korkusu altında iyi bir insan olmak arasında farklı sonuçlar ve anlamlar bulunuyor. Çünkü birisi bu dünyaya aitken öbürü öteki dünyaya ait.

Tanrı’dan korkan insanların yeryüzünde “iyi” birer insan olacaklarına dair beklentinin hiçbir garantisi olmadığını örneklerinden yola çıkarak hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü Tanrı korkusuna sahip olduğunu söylemek bir insanın iyi bir insan olmasına yetmeye biliyor! Tanrı’nın adını ağzına alıp iktidara gelenlerin, en azından bizim ülkemizde böyle, ne gibi taklalar attığını gördük ve görüyoruz. Bu nedenledir ki; toplumu yönetme arzusu içerisine giren, siyaset sahnesine çıkan bireylerin Tanrı ile aralarındaki ilişkiyi siyaset platformuna taşımaları engellenmeli, bu tip davranışların önüne geçilmelidir.

“Tanrı’dan aldığım güçle” ya da “Tanrı’ya karşı sorumluluklarımı yerine getireceğim” gibi ifadeler siyaseti bulandıracak, siyaseti Tanrı katına yani öteki dünyaya taşıyacak ifadelerdir. Oysa toplumu yönetenler yönetilenlere karşı sorumludurlar ve güçlerini onlardan alırlar. Bu nedenle; toplumları yönetenlerin Tanrı’ya karşı değil yönettikleri insanlara karşı sorumluluk duymaları gerekir. Çünkü siyaset sahnesindeki bireylerin davranışları bu dünyaya aittir ve yönetirken sergiledikleri her tür davranış öteki dünyayı değil doğrudan bu dünyayı ilgilendirir.

Tanrı siyaset sahnesinden çekilmeli, siyaset sahnesini tamamen sekülerleşmelidir. Yoksa Tanrı’nın adını ağzına alan her kurt kolaylıkla kuzu postuna bürünecektir; ki bu durumda olan gerçek kuzulara yani biz yönetilenlere olmaya devam edecektir. Ne seçilmeden önce ne de seçildikten sonra siyasetçilerin Tanrı’ya gönderme yapmalarının önü kesilmeli, bu bir hukuksal kural haline getirilmelidir. Ancak o zaman siyaset gibi kaygan bir zemini biraz olsun sabitlemeyi başarabilir, biraz olsun insana ait kılabiliriz.


Dr. Ozanser Uğurlu: Psikolog

Facebook'ta paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    








Yandaş basının yakın tarihi : 2002 - 2010
Hanefi Avcı...?
AKP anayasa'sına "HAYIR"... pekiyi neden hayır ?
433. YAZI
15 Ağustos ve PKK

Dijital Dolandırıcılık
"Bertaraf olmamak için hayır"
Satıyorum satıyorum!!! Gitti gidiyor...
Rupert Murdoch, Arap medyasına el attı
600 suç dosyaları var ama yargıç seçecekler...

AKP'nin 8 yıllık özelleştirme bilançosu.
Dünyada kim çalışıyor kim yatıyor?
Maden yağması Meclis'te
Unakıtanlar 5 ayda 7 milyon TL'lık ihale aldı!
Yandaş medyadan sonra candaş ve yoldaş medya

Ölmeden önce tatmanız gereken 50 lezzet
Şehirler yumağı
bir kış günü paylaşımı
Kadın cinayetlerine devlet teşviki.
Allı pullu kabahat

... ve Türkiye'de arabesk kazandı!
Sürülen köpekler...
Kaçak kazıdan yüzyılın arkeolojik buluşu çıktı.
Fazıl Say'ı neden yalnız bırakmamalıyız?
Alın size "KÜLTÜR BAŞKENTİ"

inancın ve aklın hayat hamlesi -1-
varlığın gözyaşları
Saygıda Kendin Olmak - Yüceltmede Hiç Kimse
Hayat Yeşil - İnanç Gri
MABET-İNSAN (5)

Orman kanunu!
Nükleer anlaşma Komisyon'dan geçti.
Altın lobisi kazandı, Kaz Dağları madenlere açılıyor.
Memleketine de tecavüz ettiler...
COCHABAMBA

Yüksek teknolojiyi Çin kontrol edecek
Gençler, bilgisayar karşısında bülbül kesiliyor!
Araçınızdaki yakıtın %85'i bakın nereye gidiyor.
"Cep telefonu uygulamalarında patlama olacak"
Bor'dan araç yakıtı üretildi

Akdeniz'de yeni canlı türleri
Ve insan "hayatı" yarattı...
Kayıp kent 'Germenicia'
Yeni fizik yolda!
Büyük çarpışma gerçekleşti.

'Dünyanın en iyi ülkesi' sıralamasında Avustralya 4., Türkiye 52. sırada
Türkiye, Avrupa ikincisi
İşte Türkiye'nin rakamları.
Ülkelerin bilinmeyen gerçekleri
Kader : Zonguldak 783 madenciye mezar oldu

"YETMEZ AMA EVET"çiler buna da mı evet diyor?
Aristophanes'in "Eşekarıları" Oyunu Üzerine Güncel Bir Yorum
Tayyip Erdoğan ve gerçekler
Keşke Başbakanımız bizim bu toprağin İbiş'i olabilseydi!
Cemaatin kadrolu tarihçisine (CKT) cevaplar

Aptallığıma verin: "Evet" diyen Somalililer...
Aptallığıma verin: Evet'in tokatı mı, yoksa Tokat'ın Eveeet tokatı mı?
Neden, neden çekip çıkardın denizden beni?
Aptallığıma verin: "Evet ve Bilet"
Güneş bulutlara tutuna tutuna batıyor bir direnişçi gibi.

Biz kumlanmış kot giyiyoruz, Onlar ölüyor!
Soykırım yalanı İngiliz gizli örgütünce nasıl hazırlandı?
79. yılı münasebetiyle...
Sarkis Çerkezyan'ı kaybettik..
Frankeştayn tohumları İSTEMİYORUZ!!!



kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar




Basa git