A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Öcalan'ın Nikâh Şahidi Erdoğan mı?

Kategori Kategori: Ayorum Güncel | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Tayfun Şahin | 21 Kasım 2013 23:41:33

AKP hükümetinin "ileri demokrasi" adı altında hemen her alanda yasa değişiklikleri yaptığı ama değişiklikler yapılırken topluma "canbaza bak" diyerek konuların derinlemesine tartışılmasına izin vermediği bir gerçek. Bombardıman şeklinde başlayan propaganda faaliyetlerinde AKP, her daim magazin dozu yüksek bir tartışma açarak asıl amacını gizlemeyi bugüne kadar başardı.

Polis Akademisi öğretim görevlilerinden Doç.Dr.Mehmet Arıcan’ın 4. Yargı Reformu’yla ilgili olarak kaleme aldığı “4.Yargı Paketi (2): Mahrem Eş Ziyareti (Cunjugal Visit)” isimli makale, AKP’nin “kaşla göz arasında” yaptığı operasyonlara dair anlamlı bilgiler içeriyor.

Makaleyi önemli kılan şeyse: PKK lideri Abdullah Öcalan’a hem siyasi hem de bedeni faydalar sağlamanın yolunu açan bir kanun değişikliğine işaret etmesi.

Elbette AKP, konuyu Öcalan’ın cinsel hayatına özgürlük getirmek ya da Öcalan’ın evliliğine izin vermek ya da “açılımın boyutları” şeklinde gündeme getirmedi. AKP ve Erdoğan, topluma konuyu anlatırken ne kadar çok demokratikleşeceğimizi, ne büyük haklar kazanacağımızı söyledi.
Şimdi, AKP’nin 11 yıldır yaptığı “canbaza bak” uygulamasını, Öcalan’ın evlenme olasılığını ve Erdoğan’ın nikâh şahitliğini ele alabiliriz.

Doç.Dr. Mehmet Arıcan makalesinde yeni düzenlemeyi şöyle açıklıyor:
“Bu yeni düzenleme ile 5275 sayılı Cezaların ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunu’nun (CGİK) ‘Ödüllendirme’ başlıklı 51. maddesine yeni bir fıkra eklenerek; kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlülere, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüşme imkânı getirilmektedir.”
Bu haliyle tamamen insani ihtiyaçların giderilmesi amacı taşıdığı düşünülebilecek yasanın ne şekilde kullanılabileceğini de yine Sayın Arıcan’dan öğrenelim:
“Söz konusu düzenlemenin her hangi bir sınırlama getirmeden bütün mahkûmlar ve hatta tutukluları kapsaması ve önceden evli olan veya olmayan ayrımı getirmemesi bir takım kaygıları beraberinde getirmektedir.”
Doç.Dr. Arıcan, konuyu daha iyi anlayalım diye dünyadaki uygulamalara yer vermiş ve bizdeki haliyle kabul edilen yasanın pek çok ülkede olmadığını söylemiş. Arıcan: “Dickens/İngiltere” davasını örnek göstererek şöyle demektedir:  
“AİHS mahrem eş ziyaretlerinin tanınıp tanınmamasının her ülkenin kendi takdir edebileceği bir konu olduğunu vurgulamaktadır. Ancak, mahkûmlardan aile birliğini ve aile hayatını devam ettirme bakımından gelebilecek ‘makul’ ve ‘kamunun menfaati ile mahkûmun menfaati arasındaki dengeye aykırı’ olmayan taleplerin kabul edilmesi gerekmektedir.”
Yani gelişmiş demokrasilerin hukuk sisteminde yaygın olarak kullanılmayan ya da çok daha sınırlı olarak kullanılan “hak”; 4.yargı paketiyle beraber ülkemizde yürürlüğe girmiştir.

Bu anlamda, “ileri demokrasi(!)” yaşadığımıza ispat niteliğinde olan yeni yasamızın bazı gelişmiş ülkelerdeki sınırlamalarına da yer verilmiş. Durum kısaca şöyle:
“İnfaz hukukunun çok gelişmiş olduğu Amerika Birleşik Devletleri gibi bir ülkede bile mahrem eş ziyaretine sadece 6 eyalette izin verilmektedir. Geriye kalan 44 eyalet bu uygulamayı benimsememektedir. Hakeza İngiltere de mahrem eş ziyaretini tanımayan ülkeler arasında yer almaktadır.

Mahrem eş ziyaretini kabul eden ülkeler ise uygulamaya bir takım sınırlamalar ve istisnalar getirmiştir. Buna göre, bir mahkûmun eş ziyaretinden yararlanabilmesi için:

•    Cezasının belli bir kısmını çekmiş olması
•    Yüksek güvenlikli bir cezaevinde olmaması
•    İyi halli olması
•    Evli olması
•    Evlendikten sonra belli bir zaman geçmiş olması
•    Sahte evlilik yapmamış olması
•    Cezaevinde iken evlenip boşanmış ve tekrar evlenmiş olmaması
•    Mahrem eş ziyareti sırasında bir suç işlememiş olması
•    Ağırlaştırmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olmaması
•    Mükerrirlere ait infaz rejimine tabi olmaması
•    Cinsel saldırı, aile içi şiddet, eşe karşı suç ve terör suçlarından ceza almamış olması gibi koşullar aranabilmektedir.”


Doç.Dr. Arıcan, bu tespitlerin ardından ülkemizde kabul edilen sistemin olası sakıncalarını anlatmış. Yorumu şöyle:
“Ceza adaleti biliminin ilkelerine ve dünyadaki benzer uygulamalara rağmen, ülkemizde kabul edilen mahrem eş ziyareti uygulaması ‘iyi hal’ dışında herhangi bir koşul ve sınırlama içermeyen bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir başka deyişle, ülkemizde mahrem eş ziyaretinden iyi halli her mahkûm (ve tutuklu) her hangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın yararlanabilecektir. Aranacak tek şart ‘iyi halli’ olmaktır. Bunun ötesinde, belirli suçlardan mahkûm olmamak, daha önceden evli olmak veya evlendikten sonra belli bir sürenin geçmesini beklemek gibi bazı sınırlamalar getirilmemektedir.

Ülkemizde kabul edilen uygulamaya göre, terör ve cinsel saldırı suçlarından mahkûm olanlar da, mahrem eş ziyareti imkânından diğer mahkûmlar gibi yararlanabilecektir. Bu kategorideki hükümlüler için her hangi bir istisna veya sınırlama söz konusu değildir. Örneğin, mevcut düzenlemeye göre, eşini öldürdüğü için cezaevine giren bir mahkûm; bu suçtan dolayı cezasını çektiği bir sırada yapacağı muhtemel bir ‘sahte’ evlilikle eş ziyareti ‘imkânından’ yararlanacaktır.(…) Aynı şekilde, terör suçlarından mahkûm olmuş veya tutuklu bulunanların da mahrem eş ziyareti imkânından faydalanmasının önünde bir engel yoktur.”

Yani Sayın bilim adamı diyor ki, terör suçu da işlemiş olsa, herhangi bir sınırlama olmadığı için hapishanede bulunan tutuklu veya mahkûmlar da bu haktan faydalanabilir. Sınırlama olmadığı için doğal olarak Abdullah Öcalan da evlenmek ve “Mahrem Eş Ziyareti” hakkından faydalanmak şansına sahiptir.

Öcalan, yarın evlenmeye karar verirse evlenebilir. Evlendikten sonra da “iyi halli” bir hükümlü olarak müstakbel karısını görme hakkına sahiptir. Bu konuda kişiye özel ya da suç tiplerine özel bir ayrım yoktur.

Sayın Arıcan, konuyu daha iyi anlamamız için bir örnek de vermiş. Örnek şöyle:
“Kanaatimizce, bir mahkûmun cezaevi dışında bir kimse ile tanışıp, konuşup sağlıklı bir evlilik yapması kolay olmadığından, para karşılığı yapılan sahte evliliklerin yolu açılmaktadır. Bu uygulama ile muhtemelen iş öyle bir noktaya gelecektir ki, cezaevlerinin etrafında emlak büroları gibi evlendirme büroları açılacaktır. Para karşılığı yapılan evlilik, para karşılığı sekse dönüşecektir. Böyle bir durum ise, evlilik kılıfı ile yapılan yeni bir fuhuş sektörünün doğmasına yol açacaktır. Neticede, toplumsal faydaları düşünülerek kabul edilen son derece iyi niyetli bir uygulama bumerang gibi dönüp dolaşıp toplum ahlakını vuracaktır.”
Makalenin sonuç kısmı da, akademisyenimiz tarafından şöyle noktalanmış:
“Mahrem eş ziyareti programı ile kader mahkûmlarının rehabilitesi, infaz sonrası topluma ve aile hayatına uyum sağlaması ve en önemlisi aile birliğinin muhafazası hedefleniyorsa, öncelikli olarak mevcut cezaevi koşullarını düzeltmek ve özellikle kapasite ve güvenlik sorunlarını çözmek gerekir. Bunlar yapılmadan ve aceleye getirilen bir uygulama, daha önce atılan birçok adımda olduğu gibi, amaçlanan hedeflere ulaşılmasına engel olacak ve maalesef beklentileri boşa çıkartacaktır.”.
Peki, bu makaleye ve AKP’nin çıkardığı yasaya bakarak nasıl bir analiz yapılabilir?

Basitçe, AKP ve Erdoğan, Oslo Görüşmelerinde verdikleri sözlerin devamı niteliğinde açılım, gelişim, ileri demokrasi propagandası eşliğinde Apo’ya cezaevindeyken evlenme ve “iyi halli” bir mahkûm olduğu için eşiyle “Mahrem Eş Ziyareti” kapsamında görüşme hakkını vermiş olabilir.

Öcalan, eğer isterse herhangi bir kişiyle evlenebilir ve eşiyle düzenli olarak bir araya gelebilir. Bu noktada Apo’nun ne yapacağı kendisini ilgilendirir. Eşi kanalıyla “örgütü” yönetebileceği gibi, ihtiyaçlarını karşılayıp, çocuk sahibi de olabilir. AKP sayesinde böyle bir yasal engel ortaya konulmamıştır.

Halkın içeriğini bilmediği Oslo Görüşmelerinde alınan kararlara uygun olarak kendisine verilmiş olabilecek bu yasal haklar sonunda Öcalan evlenmek isterse kendisine bu hakkı veren Recep Tayyip Erdoğan’ın nikâh şahidi olmasını da isteyebilir.

Erdoğan kabul ederse ve Apo’nun nikâh şahidi olursa evlilik cüzdanını verirken “en az 3 çocuk” istemeyi de ihmal etmeyecektir.

Apo, bu tavsiyeye uyar mı, yoksa Başbakan’a “yapabileceğin kadar değil bakabileceğin kadar çocuk” sloganıyla cevap verir mi onu bilemeyiz.

Fakat bildiğimiz şey, demokratikleşme adı altında Apo’nun “her türlü ihtiyacının” Recep Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından sağlanmış olabileceği ve bunun pazarlığının Oslo’da yapılmış olabileceği gerçeğidir.

Böylesine geniş hakları varken Apo’nun bu durumdan her şekilde yararlanacağı da tahmin dâhilindedir.

O gün geldiğinde kızlı-erkekli evlere kafayı takan Erdoğan’ın, halkı kandırmak için söyleyecekleriyse fena halde merak konusudur. Tabi üç çocuk tavsiyesiyle ülkemize “üç küçük Apo” daha kazandırmanın mutluluğunu nasıl tarif edeceği de Erdoğan’ın sorunu olacaktır.


Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış




Tuna Nehri’nin kıyısındaki demir ayakkabıların hikayesi
“Ya Hıristiyan veya ateistler haklıysa?"
'Deizmin yaygınlaşmasının sorumlusu siyasetçiler'
500 TL'ye 'noter onaylı' üniversite diploması!
Türkiye’de bir işçinin hayatının bedeli 6 bin lira!!!

Türkiye'de son seçim anketi açıklandı.
Gel de bu başkanın sözüne inan!
Başbakan seçilemeyen Paşinyan'dan genel grev çağrısı
Kaynak sorunundan bahseden hükümetten seçim atağı!
'Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıklarında dünya 3'üncüsü, Avrupa 1'incisi'

Türkiye kapıya kilit vuruyor
Seçim ekonomisinin 2018 ve 2019 yıllarına etkisi ne olacak?
Türkiye'de Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kulak asmadı
Türkiye'den 1.1 milyar dolar yerli sermaye kaçtı
6 sıfırlı lira daha güçlüymüş!

ÇOCUK
Tek kullanımlık naylon poşetleri tüm mağazalarından kaldırıyor
Kadınlık hallerı, yaşanmışlıklar : Oğlum ölüyor galiba
Dünyanın en eski şişe mesajı Avustralya'daki kumsalda bulundu
Çocuk gelin sayısında utandıran birincilik

Türk Mitolojisinde Erlik Hanın Yeri Tasviri ve Kökeni
Nebil Özgentürk’ün gözünden: 11 dakikalik Aydin Boysan belgeseli
Robert kolej’de
İnsanlığın Karanlık Yüzü
Tarih ateizm’in insanlar için din kadar doğal olduğunu gösteriyor

Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…
Umut: Canlanan ve Canlandıran Yaşam Enerjisi
Bilmeden İdeolojikleşmeye
Özgürlük Sorumlulukla - Zorunluluk Sınırla

Yağma ve talanın süresi 49 yıla çıktı
Mercan kayalıkları için 400 milyon dolar
Dünya’nın 6.kitlesel yokoluş olayının eşiğinde
Bu banklar havadaki kiri küçük bir ormandan daha fazla çekiyor
20 yıl sonra Türkiye …!

Kripto para üretiyor olabilirsiniz!
Milyonlarca kişi cep telefonu ile tehlikede!
'Milyonlarca insanın kişisel verileri, ticari ve siyasi amaçla kullanıldı'
Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?

50.000 yıl önce Avustralya’ya ulaşan ilk insanlar gemilerle geldi
Yaratıcı olmak şizofreni riskinizi yüzde 90 arttırıyor
İnsanlar niçin et yemeye başladılar?
DNA’mızın ne ırkı var, ne de milliyeti
Avustralyalı Aborijinler, bilinmeyen bir “insan” türünün DNA'sını taşıyorlar.

15 yılda 20.447 işçi “iş kazalarında” can verdi
Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sıraya geriledi
AB Komisyonu'ndan tüm zamanların en olumsuz Türkiye raporu...
İslam’da hile: Yeter ki kitaba uydur!
Türkiye'yi kanser eden ürünleri devlet gizledi!

Firavunlar ölür firavunluk kalır
2018’de Mayıs 68
Kürt sorununu cesaretle biz çözeriz!
Her tasavvuf üstadı biraz Freudyendir
Gözaltındaki köle işçiler: Göçmenler

İşletme
Tırnak İçinde
Çatıda Çatlak
Edebiyat Notları, Mart - Nisan
HAD...

Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git