A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Başbuğ konuşmalı!

Kategori Kategori: Türkiye | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Tayfun Şahin | 31 Ekim 2009 12:24:09

"Öyle bir propaganda ki, adeta bir orkestra gibi, halka nefes aldırmamış, aralıksız çalmıştır. Bu muazzam senfoni içerisinde daima, insanın hafızasına nakşolan ve sık sık tekrarlayabileceği bir cümle bulunurdu. Eğer milletlerarası siyaset iyi gitmiyorsa, derhal Yahudi meselesi tazelenirdi.

Aksine, harb esnasında, din aleyhtarı Aryan teorisi bir tarafa bırakılıyor ve Bolşevizm’in barbarlığına karşı, vaktiyle kilisenin ortaya attığı fikirlere dayanarak yeni bir Avrupa tezi ileri sürülüyor, fikir çarpışması, tezat diye bir şey kabul edilmiyor, sadece, orkestranın başka bir aletinden başka bir ses çıkıyordu. 1939’da Sovyet Rusya’ya karşı propaganda işte böyle, bıçakla kesilir gibi durmuş, gayeye ulaşıldıktan sonra, 1941’de tekrar, hem de daha şiddetli olarak başlamıştır. Fakat bu muazzam propaganda orkestrası öylesine gürültü yapıyordu ki, bu esnada, ancak düşünmekte ısrar eden birkaç kimse, bunun bağlantısız safhalardan meydana geldiğini fark edebiliyordu. Esasen kaide, düşünecek zaman bırakmamaktır.”

Yukarıda okuduğunuz satırlar, J.M.Domenach’a ait. Hitler dönemi, propaganda faaliyetlerinin özelliklerini ortaya koyması açısından oldukça faydalı bilgiler içeriyor. Metni benim açımdan özel kılan şey ise; Türkiye’nin bugününe de ışık tutabilecek olması.

Görüleceği üzere, dün Almanya’da geniş kitleleri etkilemek için yapılan çalışmalarla, AKP’nin ve onu destekleyen Amerikancıların yaptıkları, ‘taktiksel’ olarak birbirine çok benziyor.

Elbette aramızdan bazıları, herkesin propaganda yapma özgürlüğünden bahisle, yaşananların normal olduğunu söyleyebilir. Ancak, ‘tek merkezden’ yönlendirilen ve içinde onlarca ‘yalan’ ve ‘düzmece’ olay barındıran propaganda faaliyetlerini, basit bir ‘kamuoyu’ oluşturma çabasından da ayırmak gerekir. Bugün gelinen noktada, ‘hukuksuz’ telefon dinlemelerinden, siparişle yazdırılan köşe yazılarına, itinayla düzenlenmiş belgelerden, ne olduğu belirsiz açılımlara kadar hemen her faaliyet, çok daha büyük bir hedefe ulaşmak için oluşturulan ‘safhaları’ meydana getiriyorlar. Ve tıpkı Hitler döneminde olduğu gibi, insanlara, düşünmek, soluklanmak, yorum yapmak için fırsat tanımıyorlar.

Son 6 ayın önemli konularına şöyle bir göz atarak, benzerlikleri kolayca görebiliriz. ‘Kürt Açılımı’, ‘Ermeni Açılımı’, ‘Ergenekon Davası’, ‘Domuz Gribi’ gibi pek çok konu işgal etti gündemi. Fakat konular tam olarak tartışılamadan, geçici olarak rafa kaldırıldı. Elbette, ihtiyaç duyulunca, halkın gerçek sorunlarını perdelemek için, yeniden önümüze getirilecekler.

Bu keşmekeş içinde, TSK için ayrı bir sayfa açmak gerekiyor. Zira en ağır saldırıların hedefinde TSK var. Hatta öyle bir noktadayız ki, ‘terör örgütü’ bile, TSK kadar saldırıya uğramıyor. Son günlerin eğlenceli konusu; ‘İrticayla Mücadele ve Eylem Planı’ ile ‘ihbar mektubu’ hadisesi, bu durumun son perdesi mahiyetinde.

Gelinen nokta itibariyle, artık geri dönüş çok zor. Mutlaka sonuca ulaşılması gerekiyor. Hitler’in ‘Propaganda Bakanı’ Goebbels: “Karışık ve nazik durumlarda haber bekleyen halka, her ne pahasına olursa olsun, doğru ve bol haber verilmelidir.” Diye tavsiyede bulunduğuna gibi, ben de, Genelkurmay Başkanı’na halka açıklama yapmasını tavsiye ediyorum.

Ancak bu açıklama, sadece ‘belge’ üzerine yoğunlaşamaz. Sayın Başbuğ, bütün süreci ve aktörlerini açıklamakla mükelleftir. Başta, ordunun içinde yuvalanmış farklı gruplar (Amerikancı, Fethullahçı vs.) olmak üzere, kimlerin ‘asimetrik savaş’ın parçası olduğunu ortaya koymalıdır. İşbirlikçi gazetecileri ve bağlantılı oldukları ‘uluslar arası’ güçleri deşifre etmelidir. Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt ve Ergenekon’la ilişkilendirilen emekli generallerin kimlerle bağlantılı oldukları, ‘Dolmabahçe Görüşmesi’ başta olmak üzere, kapalı kapılar ardında yapılan ‘pazarlıkları’ ve ‘anlaşmaları’ halka anlatmalıdır. ‘Fethullah Gülen Tarikatı’nın, Amerika ile olan ilişkilerini ‘belgelerle’ ortaya koymalı, ‘Emniyet’ içinde yuvalanan ‘Fethullahçı Polisleri’ ve Gülen için yaptıkları ‘yasadışı’ faaliyetleri, gün ışığına çıkarmalıdır.

Bir başka deyişle, Sayın Başbuğ’un yapması gereken, ‘gerçeği olanca çıplaklığıyla ortaya koyup, bilgi kirliliğine ve propaganda dönemine son vermektir.’

Aksi halde, ya, yavaş yavaş yıpratılan bir kurumun, prestiji her geçen gün azalan bir subayı olacak…

Ya da, kendisinden önceki bazı Genelkurmay Başkanları gibi, kapalı kapılar ardında, hükümetle ya da Amerika’yla anlaşacak ve ‘karşı devrimin’ bir parçası haline gelecektir.

Fakat sonuç ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine, TSK ya da AKP değil, Mustafa Kemal’in manevi önderliğini yüreğinde hisseden ve mücadele kararlılığında olan, Cumhuriyetin ‘genç neferleri’ karar verecektir.  
 

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 6 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







Ulusal Giz
Erdoğan demokrasiyi kaldırıyor
Söylenecek Her Şey Hakında - Çağımızın Üç Kahramanı
Avustralya Başbakanı: Erdoğan'ın sözleri düşüncesiz ve aşağılayıcı; ilişkiler gözden geçirilebilir
Başın Sağolsun Yeni Zelanda

Avrupa'da yaşayan Müslümanlar kendilerini siyasetten dışlanmış hissediyor
An ve zamanda Avrupa Birliği
Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık
Papa Fransis inançsız mı?
Onların bütün ümidi gençlikte değil

Yabancı yatırımcının yeni endişesi: Erken seçim
Sri Lanka'da gerçekleştirilen Paskalya Bayramı saldırılarından korkunç ayrıntılar
Trump devrinde petrolün jeopolitiği
Türkiye en sefil 10’uncu ülke oluyor
Soğan fiyatları sonun başlangıcı mı?

Pasaportun yolculuğu
“Dünyanın sonuna” gidiyorlar!!!
Narsisizm nedir ve görülme sıklığı neden artıyor?
2019’da bizi bekleyen ölümcül 10 tehlike
2050'de, 60 yaşın üzerinde 2,1 milyar insan var olacak

Zamannın ruhuna aykırı bir sergi
Kendini unutup insanı bulmak
Kafka hayranlarına sevindirici bir haber
Parayı giyinmek ya da sanatı yaşamak
Sansüre karşı ‘Yollara Düştük’ belgeseli erişime açıldı!

Tarihsel olan nesnel olmaya kapalı mı?
Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları

Çin’in plastik atıklarının yeni adresi Türkiye
Varlığımız varlığına armağan mı ceza mı?
‘Uyurgezer’ adımlarla felakete doğru
Dünyanın turnusol kâğıdı
2018 İklim Raporu: Dünya'yı kurtarabilecek son nesil biziz

Anı yakalamak
Yapay Zeka psikiyatrik tedavilerde kullanılacak
Wing drone ile kargo servis izni aldı.
Facebook şifrelerinizi yine değiştirmenin zamanı geldi
Pasaport yerine geçecek yüz tanıma yazılımı geliyor

Kibir Hastalığı
Yeni diller ortaya çıkıyor
42000 yıllık at cesedi bulundu
Ayakta Uyumayın Sağlıklı Uyuyun
NASA’dan yapılan duyuru ana hatları ile şöyle.

Dünyanın en yaşanılabilir şehri : İstanbul 130 Sydney 11. sırada
Kadınların hak eşitliği oranı Avusturalya'da %96.8 Türkiye'de %79.38
Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 126 ülke arasında 109'uncu sırada
Türkiye, Rusya, Brezilya ve Endonezya ile aynı kategoride
Türkiye ekonomik özgürlükte sınıfta kaldık

Güç Beyin Hasarına Yol Açar mı?
Çocuklarını Kurban eden 10 Uygarlık
BEKA MEKA
Hangi inanç bu kanlı elleri temizler?
Umudum yok İnadım var!

Bu pazar iyi dinlenin anneler, sonraki her gün yine yorulacaksınız
GUGUK
İnansak mı?
60 Sene Sonra
Üç resimde felsefe - ÇİN GÜNCESİ

Sümer Atasözleri ve Özdeyişler
Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git