A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri Ekitap Radyo

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Sömürünün Yeni Yüzleri, Eski Karanlıklar: Venezuela’da Otoriterliğin ve Çok Kutuplu Tahakkümün Anatomisi

Kategori Kategori: Dünya | Yorumlar 0 Yorum | Yazar Yazan: Avraham Zafer İşcen | 05 Ocak 2026 11:25:16

Venezuela bugün yalnızca ekonomik çöküşün ya da siyasi krizin coğrafyası değildir, o, otoriterliğin kendisini “ulusal bağımsızlık söylemi”ne maskelenerek nasıl yeniden ürettiğinin en açık kanıtıdır. Yıllardır tekrarlanan propaganda, Venezuela’daki yıkımı tek bir failin, Amerikan müdahaleciliğinin sonucu gibi sunar. Oysa gerçeğin soğuk yüzü çok daha rahatsız edicidir. Venezuela, birden fazla güç merkezi tarafından eşzamanlı olarak sömürülürken, içerideki otoriter yapı bu sömürünün en etkin ortağına dönüşmüştür.



Bugün sahnede yalnızca Washington yoktur, Moskova vardır, Pekin vardır ve hepsinden önemlisi iktidarda kalmak için toplumu felç eden yerel bir güç oligarşisi vardır. Bu düzenin adı ittifak değil, bu düzenin adı işbirlikçi otoriterliktir.
Venezuelalı bir yurttaşın şu sözleri tam da bu gerçeği açığa çıkarır.
“Amerikalıların yalnızca petrolümüzü istediğini sanmayın. Ruslar ve Çinliler onca yıldır burada ne yapıyor? Empanada tarifini mi yazıyorlar?”
Bu cümle, romantize edilmiş “anti-emperyalist” söylemin altına gizlenmiş çıplak hakikati paramparça eder. Venezuela, tek kutuplu değil, çok kutuplu bir sömürü zincirinin halkasıdır ve bu zincirin en güçlü halkası, dış güçlerden bile önce, ülkeyi kendi çıkarları uğruna rehin alan otoriter siyasal mimaridir.
Anti-Emperyalizm maskesi altındaki otoriter konfor alanı mevcuttur.
Yıllardır sürdürülen ideolojik kurgu, Venezuela’daki iktidarı eleştirilemez kılmak için tek bir argümana yaslanır. “Dış düşmanlara karşı ulusal direniş.” Bu söylem, içerideki baskıyı görünmez kılar, açlığı, yoksulluğu ve siyasal şiddeti milli beka süsüyle meşrulaştırır.
Oysa gerçek yalındır. Muhalefet bastırılırken “güvenlik” denir.
Toplumsal protestolar kriminalize edilirken “dış provokasyon” denir.
Ekonomik yıkım eleştirildiğinde “kuşatma altındayız” denir ve her seferinde kazanan iktidarın kendi kapalı çevresidir, kaybeden ise toplumdur.
Bu modelde otoriterlik yalnızca bir yönetim biçimi değil, sistematik bir çıkar makinesidir.
Devletin dili, kamusal kurumlar ve medya bu makinenin dişlilerine dönüştürülmüştür.

Petrolün Sessiz Esareti, ulusal Kaynak, ulusal Egemenliği nasıl yok eder.

Venezuela'nın petrolü bir servet değildir, bir gözetim mekanizmasıdır. Kaynağa sahip olan değil, kaynağa kimin erişim verdiği belirleyicidir. ABD yaptırımla baskı kurarken, Rusya askeri ve finansal nüfuzla yerleşir, Çin ise borçlandırma stratejileriyle ülkeyi uzun vadeli ekonomik bağımlılığa bağlar.
Bu düzenin merkezinde tek bir soru vardır.
Kaynak kimin yararına çalışır, toplumun mu, iktidarın mı, dış güçlerin mi?
Bugünkü yanıt yıkıcıdır. Hiçbirinde toplum yoktur.
Petrol gelirleri refah değil, itaat üretir. Bağımsızlık değil, bağımlılık derinleştirir. Kaynak zenginliği, otoriterliğe finansman sağlar, halk ise kırılganlık ve yoksullukla baş başa bırakılır.

Çok Kutuplu Sömürü bir mevcuttur. Farklı Bayraklar vardır ama Tahakküm Dili aynıdır.

ABD’nin “demokrasi” söylemi, Rusya’nın “güvenlik ortaklığı” ve Çin’in “kalkınma yatırımı” retoriği hepsi farklı kelimelerle aynı gerçeği söyler. Venezuela, stratejik bir satranç tahtasıdır.
Burada hiçbir güç Venezuela halkının özgürlüğü için bulunmaz. Hepsi, nüfuzunu kalıcılaştırmanın yollarını arar. İçerideki otoriter rejim de bu düzenin lojistik ortağıdır, dış destek karşılığında iç kontrolü tahkim eder.
Bunun adı ne dayanışmadır ne de bağımsızlıktır.
Bunun adı kurumsallaşmış egemenlik transferidir.
Otoriterliğin en görünür yüzü polis baskını, gözaltı, yargısızlaştırma ve medyanın tek ses haline getirilmesidir. Ancak asıl tahribat daha derindir, toplumun kendi kaderine dair söz söyleme hakkı sistematik biçimde ortadan kaldırılmıştır.
Sivil toplum dağıtılmış, sendikalar felç edilmiş, akademi sessizleştirilmiş, siyasal temsil araçları birer formaliteye indirgenmiştir. Devlet, kurucu yurttaşın değil, pragmatik iktidar blokunun aracı haline getirilmiştir.
Bir ülke seçim yapabiliyor olabilir, ancak korkuyla susturulmuş bir toplumun sandığı özgür irade üretmez.

Venezuela Bir Uyarıdır. Otoriterlik dışarıdan değil, içeriden kurulur.

Venezuela'nın hikayesi tekil değildir. Kaynağa dayalı ekonomi, kırılgan kurumlar ve lider merkezli siyaset birleştiğinde otoriterlik, dış müdahaleden önce içeride kurumsallaşır. Dış güçler yalnızca bu yapının üzerine oturur, onu yaratmaz, onunla ortaklık kurar.
Bu nedenle asıl soru şudur:
Venezuela kimin egemenliğinde olacak?
Washington’un mu, Moskova’nın mı, Pekin’in mi yoksa nihayetinde Venezuelalıların mı?
Eğer yanıt her seferinde başka bir başkenti işaret ediyorsa, ortada bağımsız bir devlet değil, çok merkezli bir vesayet rejimi vardır.
Gerçek dayanışma, otoriterliğe karşı halkın tarafında durmayı gerektirir.
Venezuela’ya gerçek destek, bir gücü diğerine tercih etmek değildir.
Gerçek destek, bütün dış tahakküm ağlarına ve bunları sürdüren iç otoriter yapıya aynı anda karşı durmaktır.
Çünkü özgürlük, yalnızca dış müdahalenin değil, aynı zamanda iç baskının zincirleri kırıldığında mümkündür. Bugün Venezuela’nın en büyük ihtiyacı, petrolün, jeopolitiğin ve otoriter propagandanın gölgesinde kaybolan o basit, yalın hakikattir.

Bir ülke, ancak halkının söz hakkı iktidarın üzerinde konumlandığında gerçekten egemendir.

Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







“Sen Kimsin Mamdani?” Hukuku Eğip Büken Belediyecilikten Küresel Faşizme
Stranger Things ve Montauk’taki Gizli Deneyler İddiası Zihin Kontrolü, Çocuk Deneyleri ve Soğuk Savaşın Karanlık Mirası
Hoş geldin zam!!!
Bir Tez Doğrulandı: Epstein, Dershowitz ve İsrail Lobisi
Rusya, Kuzey Kore ve Ukrayna’nın Çalınan Nesli

Konforlu Muhalefetin Sınırları Dünya Değişirken Türkiye’de Etkisiz Tepkiler
Sömürünün Yeni Yüzleri, Eski Karanlıklar: Venezuela’da Otoriterliğin ve Çok Kutuplu Tahakkümün Anatomisi
Uluslararası barış: Bir dönemin sonunun habercileri
Trump 'Venezuela bizim bölgemiz' dedi, Kolombiya ve Küba'yı hedef aldı
Don-Roe Doktrini Uygulamada: Trump'ın Venezuela'ya Gangstervari Müdahalesi.

Türkiye’de konkordato alarmı: 2025’te başvurular tarihi zirveye gidiyor
Dijital Yuan Etki Aracı Olarak: Güneydoğu Asya'nın Para Egemenliği ve Stratejik Özerkliği
ABD-Avustralya Kritik Mineraller Anlaşması Pasifik Tedarik Zincirlerinin Geleceğini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Kalkınma Hakkında Yanlış Bildiğiniz Şaşırtıcı Gerçek
Avustralya - Çin İlişkileri: Avustralya'da Kavga

Zulüm Normalleştiğinde Merhamet Radikaldir…
Avrupa’da en fazla Türk’ün yaşadığı ülkeler hangileri?
"En ciddiyetsiz nesil": Z kuşağı neden kasten gülünç olmayı seçiyor?
Güney Karolina'nın Unutulmuş Osmanlıları: Sumter Türklerinin Şaşırtıcı Gerçeği
Köpek ve insanların bazı duyguları aynı genetik kökene sahip

Tora, Stranger Things 5, Upside Down ve İnsan Ruhunun Metafiziği
2025'in Türkiye’deki en önemli 10 arkeolojik keşfi
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kahvehaneler: Bir Sosyo-Politik Etki
Osman Hamdi Bey’i bilmeyen varsa bile herhalde Kaplumbağa Terbiyecisi’ni bilmeyen yoktur ya “Mihrap” tablosu...
JAK İHMALYAN'DAN: “RESİM ANLAYIŞIM”

Einstein'ın hayran kaldığı filozof: Spinoza'nın aklınızı başınızdan alacak radikal fikri
Adalet Kavramına Filozofların Gözünden Bir Yolculuk
KE.KE.ME. (KKM)
Yapay Zeka Felsefesi
Tutunarak kalmak mı? Bulanmadan donmadan akmak mı?

Yeryüzünü fırına çeviren atmosfer olayı: Isı kubbesi
Dünyanın hareket halindeki en eski buzdağlarından biri yaban hayatı cenneti ile çarpışabilir
Yarasaların azalmasıyla bebek ölümlerinin ilişkili olduğu ortaya çıktı.
AB İklim İzleme Servisi: 2024 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu.
Akdeniz'deki yaşam yok oluşun eşiğine gelmiş.

Avustralyalı teorik fizikçiler: 'Paradoks olmadan zaman yolculuğu yapmak mümkün'
Axiom Raporu: Siber Güvenlik ve Çin-ABD İlişkilerine Etkisi
WhoFi: Wi-Fi sinyaliyle kimlik tespiti dönemi başlıyor.
500 yıllık Da Vinci çizimi sessiz drone teknolojisine ilham verdi.
Çin, HDMI ve DisplayPort alternatifini piyasaya sürdü.

Roma Yıkım Tabakası Altında Bulunan Mikve, Kudüs’te Dini Pratik, Mekansal Hafıza ve Arkeolojik Tanıklık
Bilim insanları beynin beş farklı yaşam evresinden geçtiğini açıkladı: Kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaş…
Amerika kıtasında 'olmaması gereken' yeni bir insan türü keşfedildi: Checua nedir? Türkler ile bağlantıları var mı?
NASA'nın en kuvvetli teleskobu, evrendeki beklenmedik gelişmeyi ortaya koydu.
İncil'de sözü edilen mistik ağaç 1000 yıllık tohumla yeniden yetiştirildi.

Türkiye’de üniversite mezunlarının geliri Avrupa’nın en düşük seviyesinde…
Gerçek işsizlik yüzde 29,6!
Türkiye’de tek kişilik
UNICEF raporunda Türkiye'deki çocuklar son sıralarda
AP'den Türkiye'ye sert mesaj: Kriterler müzakere edilemez

Balın Ruhu, Üst Galile’de Bir Distilatörün Eski Yahudi Geleneğini Koruma ve Balı Cine Dönüştürme Serüveni
Mercedes-Benz Places by Binghatti Gökdelen Kapitalizmi ve Küresel Hegemonya
Masumiyet Pazarlanıyor mu Baby Dove’un Türkiye’ye Girişi, Bebek Bakımında Güven Söylemi ve Kapitalizmin En Hassas Alanı
Düşünmektan uyuyamayanlar ve uyumaktan düşünmeyenler : Türkiye çelişkisi
Seul’den Pulpit’e, Rabi (Haham) Angela Buchdahl’in Olağanüstü Hikayesi — Kimlik, Dahil Etme ve Bölünmüş Dünyada Yahudi Liderliği

İCMAL
PALAVRA
YARGI ÜLKESİ
BÜTÇE
UTANMA

Paranın, Lidya Sikkesinden Dijital Cüzdanlara Uzanan 5000 Yıllık Hikayesi
Mimar Sinan: Bir Dehanın Yükselişi ve Osmanlı Mimarisinin Zirvesi
İskandinav Göçleri ve Vikinglerin Avrupa Üzerindeki Etkisi
Hümanizm Nedir?
Osmanlı’da kahve kültürü, Osmanlı’da kahve isimleri..


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar










Basa git