A Yorum
  Acilis Sayfasi Yap Sik Kullanilanlara Ekle  

   
A yorum Kurum
iletisim
login
yayin ilkeleri...



yazi dizileri

Yazı karekteri : (+) Büyük | (-) Küçük

Sanatı ve eşcinselliğinin ardında yatan nedenlerle FRIDA KAHLO

Kategori Kategori: Unutulmayan Yapıtlar | Yorumlar 1 Yorum | Yazar Yazan: Onur Ayangil | 06 Kasım 2014 09:49:42

Magdalena Carmen Frieda Calderon 6 Temmuz 1907 yılında Meksika’nın başkenti Meksiko Kenti’nin Coyoacán adlı banliyösünde, baba ocağı olan “Mavi Ev”de doğdu. Ölümü de 13 Temmuz 1954 de gene aynı evde oldu. Frieda daha sonra adını Frida Kahlo’ya çevirdi. Guillermo Kahlo adlı Macar Yahudisi bir babayla Matilde adlı, Kızılderili kökenli bir annenin kızıdır. Babasının ilk evliliğinden iki ablası, annesi ile olan ikinci evliliğinden ise Cristina adlı bir kız kardeşi vardır.

Kendinden 1 yıl önce dünyaya gelen ağabeyi ise Frida daha ana karnındayken zatürreeden ölmüştür. Babasının ilk eşinden olan iki abla, Maria Luisa ve Margarita uzaktaki bir rahibe okuluna yollanmıştır.

Frida 6 yaşındayken çocuk felcine yakalandı ve bu yüzden sağ bacağı soluna göre zayıf kaldı. Bacağındaki bu gelişim bozukluğunu gizlemek için Frida genelde pantolon ya da uzun etek giydi. Çocukluk lakabı olan “tahta bacak Frida” bu yıllarda takıldı. Kim bilir belki de, ileriki yıllarda baş gösteren bir çok normal ötesi davranışlarının nedeni bu sakatlığın yarattığı ve bastırmak zorunda kaldığı bu bunalım ve bundan sonra da alacağı benzer yaralardır.

1922 de, ilk öğrenimini bitirdiğinde, Frida’yı, otobüsle 1 saat uzakta, Başkent Meksiko’daki bir okula kaydettirdiler. Frida’nın hayalinde hep doktor olmak vardı, sanatçı olmayı hiç mi hiç düşünmüyordu. Annesi bir kız için okumanın gereksiz olduğunu savlarken, babası onun iyi bir eğitim görmesi için varını yoğunu ortaya koydu. Bu okula devam ederken, politik bir gruba katıldı. Grubun lideri Alejandro Gomez Arias adlı bir hukuk öğrencisi ve gazeteciydi. Grubun tamamı 9 gençten oluşmaktaydı. Kısa zamanda grubun lideri Alejandro’ya aşık oldu.

Bu yıllarda “Meksika Rönesansı” başladı. Hükumet, bu hareketin resimlerle halka duyurulması amacıyla, okul, kilise ve kamu binalarının duvarlarına resim yapmak üzere sanatçılara görev verdi. Frida’nın okulunun oditoryumunun duvarını resimlemek  için de duvar ressamı Diego Rivera seçildi. Rivera’nın çalışmasını izlemek için arkadaşlarıyla birlikte gizlice oditoryuma giren Frida devasa boyutlarda, göbekli bir ressamla karşılaştığında, önce şaşırsa da sonraları sanatçıya yakınlaştı ve ona “yağ tulumu” diye hitap etmeye başladı.

17 Eylül 1925 Frida için bir felaketin başlangıcıydı. O gün, erkek arkadaşı Alejandro’yla birlikte okula gitmek üzere otobüse bindiler. Az sonra bir tramvay, otobüse yandan bindirdi. Bu kaza Frida’ya çok pahalıya mal oldu: kalça kemiği ile bel kemiği kırıldığı gibi bir demir çubuk da vücudunu delip geçti. Yaşaması bile bir mucize olan Frida, 30 ameliyat geçirip, aylar boyu da alçıya alınmış olarak yatakta yattı. Bu kazanın sonucu oluşan fiziksel eksiklikler Frida için içine attığı ikinci bir bunalım, aldığı ikinci bir yaraydı..

Ama bu kaza Frida’nın önünde yepyeni bir hayatın kapılarını açtı. Sırtüstü yattığı yatağında sıkıntılar ve bunalımlar içinde bocalarken, babası resim yapıp oyalanması için ona bir yatak şövalesi, bir palet, boyalar, fırçalar ve tualler getirdi. Yatağa tutuklu kaldığı sürece Frida ölü doğa resimleri, dostlarının portreleri ve duvardaki aynadan bakarak kendi portrelerini yaptı. Bunlar başlangıç resimleri ve ilk çalışmalarıydı. Yaşamı boyunca gerçekleştirdiği yapıtlarının çoğunda kendi portresi yer alıyor. Kim bilir belki yataktaki resim deneyiminin alışkanlığından, belki de en iyi tanıdığı kişinin kendisi olmasından ya da kendisinden başka kimseye güvenememesinden kaynaklanıyordur bu davranış.

Bu kazadan sonra Alejandro’yla ilişkisi limoni olmaya başladı. Artık çok seyrek olarak ziyarete geliyordu. 1925 Aralığı sonlarında Frida yürümeğe başladı. İlk gittiği yer Alejandro’nun evi oldu. Uzun uzun zili çaldıysa da, açan olmadı. Allah bilir belki de içerde başka bir kız vardı.

1926 da kendini ihmal etmesine karşın, Alejandro’ya armağan etmek üzere ilk öz-portresini yaptı : “Kadife Elbise İçinde Öz-portrem” Alejandro, Boticelli’nin Venüs’ünün Frida yorumlaması olarak kabul ettiği bu resmi çok beğendi. Ancak tüm bu gayretler, Frida’dan artık usanmış olan Alejandro’nun ondan uzaklaşıp Avrupa’ya göç etmesini önleyemedi. Frida’nın yolladığı mektuplar da işe yaramadı ve ilişkiyi bitirdiler. Frida’nın bastırmaya çalıştığı üçüncü bunalım, aldığı bu üçüncü yara terk edilmenin yarattığı  hayal kırıklığıdır.
1928 de bir okul arkadaşı Frida’yı, Kübalı komünist Julio Antonio Mella’nın çevresinde toplanan bir gruba soktu. Bu grubun üyelerinden biri de fotoğrafçı ve sessiz film sanatçısı Tina Modotti’ydi. Tina hem Mella’nın sevgilisi, hem de Diego Rivera’nın arkadaşıydı. Frida ile Diego ilk kez Tina’nın verdiği bir partide karşılaştılar. Bu partide içkiyi fazla kaçıran Frida ve Tina baş döndüren müziğin de ritmine uyup kız kıza dans ettiler. Bu dans, her ikisi arasında başlayan eşcinsel ilişkinin temeli oldu.

Dikkat ederseniz, Alejandro’nun terk etmesi olayına kadar Frida cinsel yönden alışılagelenin aksine bir davranış göstermiyor. Erkek arkadaşının terk etmesiyle yaşamındaki üçüncü bunalıma maruz kalan Frida’nın çaresizliği itiyor onu bu davranışa. Bundan sonra çoğu bayanlarla olmak üzere, Frida’nın yaşamında bir çok cinsel ilişkiye tanık olacağız. Bunların büyük kısmı, yaşamında bir darbe yediği, yara aldığı anlara denk gelecek. Bu aykırı cinsel davranışlar bazen bastırılmış bunalımların yüzeye çıkması, bazen de, itiraf edilmese bile,  darbe yediği kişiden intikam alma ve misilleme yapma niteliğinde olacaktır. Sanatçının eşcinselliğinin izlerine yapıtlarında da rastlamak olası. Evlendiğinde de,  kadınlara olan düşkünlüğünü kocasından saklamayacaktır. Hatta ilerde eşcinsel davranışının kocası tarafından desteklendiğine de tanık olacağız. Frida erkeklere de cinsel yakınlık duyuyor, onlarla da birlikte oluyordu; yani biseksüel bir yapıya sahipti. Bir dostuna söylediği gibi : “Aşk yap, banyo al, sonra gene aşk yap” sözleri onun yaşam biçimini özetlemektedir. Kadınlara yönelmesinin ise sadece psikolojik kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Nitekim, sanatçının 1946 yılında tamamladığı “Yaralı Geyik” adlı yapıtında, Frida’nın yüzüyle betimlenmiş geyiğe 9 adet okun saplanmış olduğunu görüyoruz. Bu oklar yaşamını etkileyen bunalımlar, darbeler, ihanetler yüzünden aldığı yaraları simgeliyor.



Gerçekten de, 1946 yılına kadar Frida bu anlamda 9 yara almıştır : çocuk felcine yakalanması, otobüs kazası, erkek arkadaşının terk etmesi, (ileride anlatıldığı şekilde) zorunluluktan 3 kez çocuk aldırması, kocasının kendisini öz kız kardeşiyle aldatması, kocasından birinci kez boşanması (ikinci boşanma 1946 dan sonra oldu) ve babasının ölümü.

Tina’nın Frida’yla dans ettiği bu partiden az sonra Frida birkaç parça resmini alıp, Diego’nun yanına gidiyor. Onun fikrini almak, sanat yolunda kendisi için bir gelecek görüp görmediğini öğrenmek amacıyla. Diego’nun olumlu yanıtının arkasından, aralarında bir ilişkinin ilk kıvılcımları başlar. Aralarında başlayan bu aşk, 21 Ağustos 1929 da, Coyoacán Şehir Kulübü’nde, mütevazı bir nikah töreniyle resmiyete dökülür, evlenirler. Bu evliliğe karşı çıkan anne nikaha katılmaz. Nikah baba Guillermo’nun katılımıyla gerçekleşir. Nikahın arkasından gerçekleştirdikleri düğün töreninde iyice içip sarhoş olan Diego, bir adamın parmağını kırar, ortalığı dağıtır ve tabancasını ateşler. Buna çok kızan Frida birkaç gün kocasına yaklaşmaz.

Evlenmeyi izleyen günlerde, Diego’nun sevdiği yemekleri tarif etmek için Frida’ya yaklaşan, Diego’nun boşandığı karısı Guadelupe Marin’le Frida arasında kısa bir sürede ilişki başlar. Belki de bu, yalnız geçen ilk gecenin intikamını almak içindir, kim bilir.

Düğünden kısa bir süre sonra Frida hamile kalsa da, geçirdiği otobüs kazasından zarar gören organlarının doğuma müsait olmamasından ötürü çocuğu aldırtmak zorunda kalırlar. Erkek önemsemese de, kadın için bir bunalım nedeni ve geyiğin bedenindeki dördüncü ok yarasıdır bu olay.

Meksika hükumetine resimler yapması bahanesiyle, düğünün hemen arkasından, Diego’yu Komünist Parti’den çıkartırlar. Kocam çıkarsa ben de durmam diyen Frida’da onu izler ve partiden ayrılır.

10 Kasım 1930 da yeni evli çift, Amerika Birleşik Devletlerinin Diego’yu daveti üzerine, duvar resimleri yapmak amacıyla Birleşik Devletler’e giderler. Amerika Diego Rivera’yı büyük bir coşkuyla karşılar. Ancak Frida onun sadece karısıdır. Sanatçı olarak ayrı bir önem ve ilgi göstermezler. Frida arkadaşı İsabel Campos’a yazdığı mektupta : “Hiç hanım arkadaşım yok. Bu nedenle hep resim yapıyorum.” Diye yazmıştır. 1931 de San Fransisco’dayken, düğün fotoğrafından esinle  “Frida ve Diego Rivera” adlı resmi yaptı ResimSan Fransisco Kadın Sanatçılar Derneği’nin yıllık sergisinde sergilendi. Ancak yerel gazetelerden biri şöyle yazıyordu : “ Değeri Diego Rivera’nın karısının elinden çıkmış olmasından geliyor.”

Bu sıralarda Diego bir duvar resmini yapmak üzere model olarak tenis yıldızı Helen Moody’yi kullandı. Bu ilişki ressam-model ilişkisinin dışına çıkıp bir yatak ilişkisine dönünce, bunu duyan Frida misilleme yapmakta gecikmedi. Diego’nun yardımcılarından birisinin karısı olan Christina Hastings’i önce bir kafeye götürüp okşamalarla baştan çıkartıp, sonra da yatağa atıp eşcinsel ilişkiye girdi. Bu sıralar sağ ayağında ağrılar başlayan Frida Dr. Eloesser’in tedavisine sığındı. Stres yönünden onu rahatlatan, diyetle kilo verdirten ve ağrılarını gideren bu doktor hayat boyu onun en güvendiği sağlık danışmanı oldu. Minnetinin anlatımı olarak doktorun portresini yaptı.

Yurda dönüşü Haziran 1931 içinde düşünmelerine rağmen, Frida Diego’da bir ay önce döndü. Ve ilk işi, Amerika’da tanıştığı ve halen tatil için Meksika’da bulunan New Yorklu gazeteci Nickolas Muray’ın kollarına koşmak oldu. Muray’la gizli gizli, aralıklı ama uzun süreli bir aşk yaşadılar.

Kasımda Riveralar Diego’nun bir sergisi için New York’a gittiler. Gene Diego çılgınlar gibi karşılanırken, Frida’dan “Diego Rivera’nın kolundaki Meksikalı kız” diye söz edildi. Muray’dan hamile kaldığı Amerika’da ortaya çıktığında,Frida  çocuğu doğuramayacağını bildiğinden, düşürmek için kinin yuttu. Bu kez yoğun bir kanamayla hastaneye kaldırıldı ve Henry Ford hastanesinde 13 gün yatağa tutsak oldu. Geyiğin bedenine saplanan beşinci okun açtığı yaradır bu.

Eylül 1932 de annesinin ağır hasta olduğu haberini aldı. Hemen Meksika’ya döndü. 15 Eylül’de göğüs kanserinden annesini kaybetmesinin ardından gene Amerika’ya Diego’nun yanına döndü.  Evliliğini onaylamaması, düğününe katılmaması gibi nedenlerden ötürü annesine aşırı yakınlık duymaması nedeniyle bu ölüm onu çok fazla etkilememişti.

Aradan birkaç ay geçti geçmedi, Rockefeller Center’in duvarına bir resim yapma taahhüdünde bulunan ve bu işe odaklanan Diego işverenle anlaşmazlığa düşünce, Aralık 1933 de ailecek tekrar Meksika’ya geri dönmek zorunda kaldılar.

Bu dönüşlerinde iki bölümlü bir atölyeye taşındılar. Bir bölüm Frida’nın evi ve atölyesi, diğer bölümse Diego’nun evi ve atölyesiydi. Her iki bölüm birbirlerine sadece üst kattaki bir dar köprüyle bağlıydı. Her ikisi de kendi bölümlerinde yaşıyordu. Frida New York’da başladığı “Giysim Orada Asılı” adlı yapıtını bu atölyede tamamladı.



Bu arada bir iş dolayısıyla ilişki kurduğu Japon heykelci Isamu Noguchi’yle aşk yaşayan Frida, 1934 de üçüncü kez gebe kaldı. Bu kez çocuğu almakla beraber, gangren oluşan ayağının da 3 parmağını kestiler. İşte size altıncı ok yarası.

Bütün bunlar olurken Diego model olarak kullandığı, Frida’nın kardeşi Christina’yla aşk ilişkisine girdi. Christina evli ve çocukluydu. Bu durumu öğrenen Frida Diego’dan ayrıldı ve başka bir eve taşındı. En sevdiği iki kişinin, kocasının ve öz kardeşinin, ihanetine uğramıştı. Bu olay geyiğin sırtındaki yedinci okun kanattığı yaradır. O yıl hiç resim yapamadı. Ertesi yıl “Birkaç Çimdik” adlı resmi yarattı. Burada kişisel acılarının başka kadınların bahtsızlıklarından kaynaklandığını anlatmak istiyor Bu günlerde kendini alkole, eğlenceye ve kadınlara verdi. İntikam alma hırsı ve bu son ihanet onu Ünlü Meksikalı şarkıcı Chavela Vargas’la tanışmaya ve onunla yatağını paylaşmaya yöneltti. Diego’yla gene çift bölümlü evde ayrı yaşamalarına rağmen Frida’nın seks tercihi hep dışarıya dönük oldu. Hem erkekler, hem kadınlar onu arzuluyor, her kesimde itibar görüyor ve aranıyordu. Bu dönemde bir çok erkek ve kadınla yattı. Ama bu ilişkilerini saklı tutmayı, ortaya dökmemeyi çok iyi beceriyordu.

1937 Ocağında Sovyetler Birliği’nden kovulan komünist teorisyen Trotsky, gittiği bir çok ülkede tutunamayınca karısı Natalia’yla birlikte, Meksika’ya geldi. Diego onları, Frida’nın da rızasıyla, baba ocağı Mavi Ev’e yerleştirdi. Onlarla ilgilenmek, ev sahipliği yapmak için Frida’da beraber kalacaktı. Natalia’nın İspanyolca ve İngilizce bilmemesinden yararlanıp, aynı mekanda kalmanın sağladığı kolaylıktan da istifadeyle Trotsky’le Frida iş pişirdiler. Ama bir süre sonra hem Natalia, hem de Diego bu gizli ilişkiyi öğrenince Trotskyler Mavi Ev’den ayrılmak zorunda kaldı.

1937 yılıFrida’nın en güzel yapıtlarını ürettiği yıldır. Bunların içinde en önemlisi ise, “Ailemin Büyükleri ve Ben” adlı yapıtıdır

1938 yılında Fransız şair André Breton, karısı ile birlikte, Trotsky’yi ziyaret için Meksika’ya geldi. Diego’nun eski karısı, Frida’nın yatak arkadaşı Guadelupe’nin evinde misafir edilen Breton, Frida’yla da tanıştı. Frida’nın “Suyun Bana Getirdikleri” adlı tablosunu görür görmez onun gerçek bir sürrealist olduğunu haykırdı. Frida ise bu nitelemeye, “Bazı eleştirmenler benim sürrealist olduğumu söylüyorlar. Ben sürrealist filan değilim.” karşılığını vermiştir.

O yılın Ekim ayında ilk sergisi için Frida New York’a gitti. Bu kez gerçek bir sanatçı gibi karşılanan Frida’nın sergide 25 yapıtı seyirciyle buluştu.

Yapıtlarının yarıya yakını satılmış olup, bunlardan üçünü ünlü aktör Edward G. Robinson satın almıştır.

Sergisinin albümünü hazırlaması için, Frida, daha önce Meksika’da beraberlik yaşadığı fotoğrafçı Nickolas Muray’ı aradı ve eski ilişkileri yeniden alevlendi.

1939 da Frida, Breton’un davetiyle, bir şov için Paris’e gitti. Ancak bu şov gerçekleşmedi. Gelişinden kısa bir süre sonra da böbrek iltihabından hastaneye yattı. Taburcu olduğunda, Breton’un evini terk edip, Marcel Duchamp’ın yakın arkadaşı olan Mary Reynolds’un evine taşındı. Marcel Duchamp, Frida’nın “Meksika” adlı karma bir sergiye katıması için yardımcı oldu. Frida bu sergiye 17 yapıtıyla katıldı. “Çerçeve” adını verdiği öz-portresi Louvre tarafından satın alındı.

Paris gene onun eşcinsel ilişkiye kendini fazlasıyla kaptırdığı kent oldu. Ünlü şarkıcı ve dansöz Josephine Baker’la burada tanıştı ve yatağını paylaştı. Ancak bütün bunlara rağmen Paris’i hiç sevemedi.

25 Mart 1939 da, Muray’la ilişkisine devam etmek için New York’a döndü. Ancak Muray Frida’yla ilişkisini sürdürmek istemiyordu. Nişanlandığı başka bir kızla evlenecekti.

Yeni bir hayal kırıklığı, yeni bir kırgınlık Frida’yı yeni,den Meksika’ya, bu kez babasının evi olan Mavi Ev’e yönlendirdi. Diego’yla araları iyice bozuldu ve, 6 Kasım 1939 da boşandılar. Bu yaşamdan yediği sekizinci darbe, geyiğin aldığı sekizinci yaraydı.

Boşanmanın getirdiği harabiyetin etkisiyle yeniden resme yöneldi Frida. “İki Frida” adlı yapıtını bu dönemde gerçekleştirdi Resimde el ele tutuşmuş iki Frida görüyoruz. Biri Diego’nun kaldırıp attığı Frida, diğeri ise sevip koruduğu Frida.

Boşanma yarası onu tekrar seksi kadınlarda aramaya yöneltti. Eski gözdesi Chavela Vargas ve daha niceleri onun seks partnerleri oldu. Alkol en iyi arkadaşıydı, devamlı içiyordu. Bir yere giderken bile kolay taşıyabilmek için içkisini parfüm şişesine doldurup, çantasına alırdı.

1940 ların başında sağlığı tekrar bozuldu. San Fransisko’ya Dr. Eloesser’in görüşünü almaya gitti. Tetkikler sonucu böbrek enfeksiyonu ve anemi teşhisi kondu. Doktor alkolü, seksi yasakladı ve yatak istirahati verdi. Aynı zamanda Frida’nın can dostu olan Dr. Eloesser ona Diego’yla yeniden evlenmesini önerdi. Frida bu öneriye uydu. Diego’yla barışmaya razı oldu, ancak bu kez iki şartı vardı : seks yapmayacaklardı ve Frida koca parasıyla yaşamayacaktı. Buna uydular da.

14 Nisan 1941 de Frida’nın babası öldü. Bu geyiğin aldığı dokuzuncu yaradır. Frida baba ocağı Mavi Ev’e döndü. Bundan sonraki yıllar Frida’nın sağlığı gittikçe bozuldu. Bel kemiği ve bacağından bir çok ameliyat geçirdi. Güzel sanatlar akademisindeki derslerini bırakmaya mecbur kaldı. Ders vermeyi evine taşıdı, öğrencileri oraya geliyorlardı. 1944 de günlük tutmaya başladı. Bu günlükler sayesinde sanatçının yaşadıklarını, duyumsadıklarını ve bunların sanatına yansımasını bugün daha iyi anlayabiliyoruz.

Acılarına rağmen Frida resim yapmayı sürdürdü. Meksika’da bir çok sergi açtıysa da hiçbir zaman kişisel sergisi olmadı.

1948 sonlarında Diego, aktris Maria Felix’le aşk yaşamaya başladı. Bu aşk evliliğe yönelince, Diego karısına bir kez daha boşanmayı önerdi. Kafası atan Frida gazeteleri arayıp, kocasıyla aktris arasındaki yasak aşkı açıklayan bir basın toplantısı düzenledi. Bu skandal Maria Felix’i de etkilemiş olalı ki, Diego’yu hemen terk etti. Diego’yu terk etti ama, bu kez Frida klasiği gerçekleşti ve Maria’yla Frida arasında bir beraberlik başladı.

1950 de Frida belkemiğindeki yakınmalardan ötürü tekrar hastaneye yattı ve bir çok ameliyat geçirdi. Taburcu olduğunda da yatağa tutsaktı. Artık resimlerini yatakta yapıyordu. Bunlar ölü doğa resimleriydi.

1953 de sanatçı Meksika’da bir kişisel sergi açsın diye dostları çaba gösterdi. Bu çabaya Diego da katıldı. Sergi 13 Nisan’da Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde açıldı. Dolaşamayan Frida’nın yatağı bir kamyona yüklenip sergi salonuna getirildi. Frida ise ambülansla geldi. Ambülanstan karyolaya bir çarşafın içinde, büyük coşku çığlıkları arasında taşındı. Sergi büyük sükse topladı.
Aynı yıl, sanatçının sağ ayağının dizden aşağısı gangren nedeniyle kesildi. Frida bu olay için günlüğüne “ Uçmak için kanatlarım olduğuna göre, bacağa ne gereksinimim var” diye yazdı.

1954 Nisan’ında zatürreeye yakalandı. İki ay hastanede yatıp, taburcu oldu. Artık tekerlekli sandalye kullanıyordu. Buna rağmen Amerika’nın Guatemala’ya müdahalesini protesto yürüyüşüne katıldı.

Temmuzda zatürreesi tekrar nükseden Frida 13 Temmuz 1954 de baba ocağı Mavi Ev’de akciğer embolisinden hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra mavi Ev  Frida Kahlo Müzesi haline getirildi.

Alışılagelmişten uzak, koşullanmalardan arınmış bir bakış açısıyla gözlemlediğimizde, ender insanlarda rastlanabilecek bir yaşama, yaşamdan keyif alma becerisi sergiliyor Kahlo. Kadere karşı bir başkaldırı, yaşamı her şeye karşın sürdürme için verilen bir meydan savaşı onunki. Yaşamın zıtlıklardan oluşan bir kompozisyon olduğunun bilincinde olarak, iyi günlerle kötü günlerin peş peşeliğini, gündüzü gecenin izlemesi, yazdan sonra kışın gelmesi gibi olağan karşılıyor büyük sanatçı. Birbirini izleyen  talihsizliklerin, yakaya bir kez yapıştımı bir daha bırakmayan felaketlerin ardından, çoğu kadının yaşamını sonlandırma yönündeki tercihinin aksine, inadına yaşamdan tat almanın, hatta onunla dalga geçmenin gizine varmış Kahlo.
Anlayabilene çıkarılacak çok ders var burada. Herkese kötü günlerden uzak bir yaşam, tatsızlıklarla baş edecek bir yürek ve anın tadını çıkarmasını bilecek bir beceri diliyorum. Hoşça kalın.



Facebook'ta paylaş   |   Twitter'da paylaş


 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

ErtugruL Mete { 06 Kasım 2014 10:22:33 }
Cok guzel bir yaziydi, zevkle okudum, teşekkürler
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    







'Devlet 80 IQ'yla memur alıyor, suç örgütlerinde 120 IQ var'
Fenerbahçe’den dev hareket! Dünyada bir ilk…
Sevgiyi Çoğaltanlara
'Dijital fişleme'
'Gezi Kuşağı' Türkiye'yi terk ediyor

İngiltere Brexit anlaşmasını onayladı
Göçmen parası kayıp!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 100 Günlük İcraat Programı: Hangi vaatler gerçekleşti?
Melbourne faciadan döndü… IŞİD’den bıçaklı saldırı
ABD'de ilklerin seçimi

Türkiye’de inşaatta alarm zilleri çalıyor
Yerli sermaye kaçıyor: 9 ayda Türkiye’den 20 milyar dolar çıktı
Bıçak kemiğe dayanmış!
Fitch'ten uyarı üstüne uyarı!!!
TL, değer kaybında Arjantin’le yarışıyor

ÇOCUK
Tek kullanımlık naylon poşetleri tüm mağazalarından kaldırıyor
Kadınlık hallerı, yaşanmışlıklar : Oğlum ölüyor galiba
Dünyanın en eski şişe mesajı Avustralya'daki kumsalda bulundu
Çocuk gelin sayısında utandıran birincilik

Umutsuz ve kitapsız olmayın
Türk Mitolojisinde Erlik Hanın Yeri Tasviri ve Kökeni
Nebil Özgentürk’ün gözünden: 11 dakikalik Aydin Boysan belgeseli
Robert kolej’de
İnsanlığın Karanlık Yüzü

Algı çok tanık tek
Bir Süreç Olarak İnsan
Ütopya: Ayakları yerde, başı gökte
Atatürk ve Hegel : İki aklın buluşma noktaları
Mutluluk mu dedi biri…

Yağma ve talanın süresi 49 yıla çıktı
Mercan kayalıkları için 400 milyon dolar
Dünya’nın 6.kitlesel yokoluş olayının eşiğinde
Bu banklar havadaki kiri küçük bir ormandan daha fazla çekiyor
20 yıl sonra Türkiye …!

Kripto para üretiyor olabilirsiniz!
Milyonlarca kişi cep telefonu ile tehlikede!
'Milyonlarca insanın kişisel verileri, ticari ve siyasi amaçla kullanıldı'
Güneş küresi icat edildi!
Robotlar işinizi elinizden alacak mı?

Yedi Neşeli Ahtapot
Bir şehri 2000 yıl sonra ortaya çıkardı
'Son Troyalı'nın iskeleti bulundu
Büyük Set Resifi'ni robotlar koruyacak
Annesi Neanderthal, babası Denisovan bir melez

Avustralya’da Z kuşağının dünya görüşü…
Türkiye’den göç %42 arttı.
Viyana yedi yılın birincisi Melbourne kentini geride bıraktı.
15 yılda 20.447 işçi “iş kazalarında” can verdi
Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sıraya geriledi

Tarihin ilk işçi grevi III. Ramses’i sarsmıştı.
Bir zamanlar sığınaktı
Işıltı
Yalnız mıyım değil miyim?
Aziz Sancar: Ülkeye küsüm

TEVHİD-İ
Trafikte yasaklar
Eğri Oturup
YALAN
Edebiyat Notları, Temmuz - Ağustos

Museviliği benimsemiş tek Türk devleti : Hazarlar
İpek Yolu'nun kalbi: Özbekistan
Osman Hamdi Bey.
Ahilik
Nogay Türklerinden Atasözleri


kose yazarlari En Cok Okunanlar
Son 30 günde en çok okunanlar
En Cok Okunanlar









Basa git